Seçmeli Kürtçe Dersi Bir Devrim mi?

19 Haziran 2012 Salı
\n

\n

Kürtçenin beşinci sınıftan itibaren, seçmeli ders olarak kabul edilmesini, bir yazar devrim olarak niteliyor.

\n

Kürtçenin seçmeli ders olarak kabulü gerçekten devrim olarak algılanabilir mi?

\n

Kendilerini Kürtlerin temsilcisi olarak tanımlayanlar için bu bir çözüm olabilir mi?

\n

Ve nihayet, bu konuda tarafların her birini hoşnut eden formül bulunabilir mi?

\n

Galiba, yukarıdaki üç soru içinde yanıtı en kolay olan birincisidir.

\n

Gerçekten de, Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulması, toplumda dikkate değer bir itirazla karşılaşmayacak, hemen hemen kimsenin yadırgamayacağı bir uygulamadır.

\n

Bu önerinin ilk defa gündeme getirilmesinde uyandırdığı yankı ile bugün vardığımız nokta, Kürt sorununda alınan muazzam mesafeyi gösteriyor açık olarak.

\n

Bir zamanlar yasak olan Kürtçe yayınlar (kitap, dergi, kaset, film vb.) serbest bırakıldığı gibi, TRT-Şeşin 24 saat Kürtçe yayın yapması da uygulamaya konduğunda tepki uyandırmamıştı.

\n

Kamuoyunun Kürtçe üzerindeki yasağın kalkmasını iyi karşılamasında, pek farkında olunmasa bile elverişli ortamın hazırlanmasının da etkisi olmuştur.

\n

***

\n

İkinci sorunun yanıtını ise fazla aramaya gerek yok. Yalnız üyelerinin veya yöneticilerinin değil, bizzat Başbakan Tayyip Erdoğanın da Kürtlerin temsilcisi olarak kabul ettiği BDP, Başbakan tarafından bu açıklamaya çok sert tepki gösterdi.

\n

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanaka göre, bir kimseye kendi anadilini seçmeli ders olarak öğretmek zulümdür.

\n

Kışanakın tepkisinin sertliği, ifadesinin aşırılığı, insanda ister istemez, Yoksa çözüm yolunda adım atılmasını mı istemiyor kimilerisorusunun şekillenmesine yol açıyor.

\n

Bu kaygı kimilerinde iyice yer etmiştir ve dil konusunda Kürtlerin kabul edeceği bir formül bulunmadan çözüm ne denli mümkün değilse, kimi Türklerdeki bu kaygı giderilmeden çözüme ulaşmak da o denli mümkün değildir.

\n

Bazıları BDPnin ne yapılsa hoşnut olmayan ve yeterli bulmayan bu tavrını çıtayı yüksek tutmak olarak yorumluyorlar.

\n

Bu arada MHPnin dile getirdiği, asıl amacın, ulus içinde yeni bir ulus yaratmak olduğugörüşü de, bu partiye hiç de yakın olmayan kimi çevreler tarafından da paylaşılıyor ve şu anda çözümün önünde bulunan en büyük engeli oluşturuyor.

\n

Bu görüşte olanlar da şunu söylüyorlar:

\n

- Ne versen, tatmin olmuyorlar, amaç ayrılmak, iyisi mi, inceldiği yerden kopsun!

\n

***

\n

Tepki haksız değil, ama bu tür tepkilerle de çözüme ulaşılmıyor.

\n

Oysa, sorunun özü olan bir arada yaşama iradesi var olduğu sürece çözüm mümkün.

\n

Acaba hem bu iradenin varlığını kanıtlamak, hem dil sorununu aşmak mümkün mü?

\n

Bunun için herkesin büyük bir çaba harcaması gerekecektir.

\n

Evvela yapılması gereken, dil konusunun, öfkelenmeden, birbirini suçlamadan, komplekse kapılmadan, sert söylemlere sapmadan kamuoyu önünde tartışılmasıdır.

\n

Ulus devletin temel taşlarından biri dil olduğuna göre, konu üzerindeki duyarlılığı iyi anlamak gerek.

\n

Kendi kutsallarına saygı gösterilmesi gerektiğini düşünenler, aynı şeyi karşı taraf için de düşünmelidirler.

\n

Önümüzde örnek oluşturacak önemli ülkeler var.

\n

Örneğin Fransa tarih içinde dil içindeki katı tavrıyla yerel dilleri devrim Fransasında yasaklamıştır. Yani başlangıçta bu yasak devrimci bir girişimdi.

\n

Ama zaman içinde, Fransanın ulusal birliği iyice pekişince, 20. yüzyılın sonuna doğru yerel diller konusundaki tavır da, yumuşamıştır.

\n

Tartışılması gereken soru şudur:

\n

- Acaba dil konusunda, ulusal birlik çerçevesi içinde nasıl bir çözüm bulunur?

\n

Konu çok yakıcı, şimdi bu noktada bırakıyorum, daha sonra buradan hareketle çok tartışacağız. Çünkü enine boyuna tartışma kaçınılmaz.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020