Sen de haksızsın, sen de

01 Ağustos 2023 Salı

Şu garabete bakın! Akbelen’de, devletine karşı vatanını savunan yurt ve çevre severler AKP’nin biber gazına ve copuna maruz kalırken yurdunu devletine karşı savunanların protestolarına, olay yerine gidip onlara destek veren CHP muhatap oluyor.

Seçimleri de Türkiye’yi her alanda iflasa sürükleyenler, halkın cebindeki üç beş kuruşa göz dikenler kazanmıştı, bu korkunç duruma karşı duranlar değil. AKP’nin yağma ve talan düzeninin iflasının korkunç sonuçları yaşanıyor, eleştiriler hep bu konuda toplumu uyarmış olan CHP’ye yöneliyor.

Bu durumda bir gariplik yok mu?

Doğrusu hem var hem de yok. Halk seçimde verdiği oylarla, bu yönetime layık olduğunu kanıtlamıştır. Bunda tek şüphe yok.

Ama halka büyük vaatlerde bulunup büyük umutlar aşılayan CHP’nin genel başkanı ve yönetim kadrosu da bir şey olmamış gibi davranmakta beis görmemektedirler. Türkiye gemisinin netameli sulara maceralı bir sürükleniş içinde olduğu şu sıralarda CHP genel başkanı, partisini güvenli limana taşıma misyonundan söz etmektedir. Sanki Türkiye gemisinde bulunanların o tehlikeli sulara sürüklenirken ondan ayrı bir sakin limana varması olanağı varmış gibi. Demokrasi savaşında, seçimden öncesine oranla çok daha güç durumda olan Türkiye’de yeni demokratik muhalefet yolları bulmak gerek. Kılıçdaroğlu’nun Akbelen’de teşebbüs ettiği gibi olay yerine gelip basına ve halka bir demeç verip dönmekle olmaz, vatandaşla barikatın üzerinde kaynaşacak ve iktidarı sallayacak yeni muhalefet yolları bulmak gerek. Akbelen’de Kılıçdaroğlu’nun arabasına binip dönmesine engel olup onu barikata yöneltenler bunu yapmışlardır.

Bu durumda halka da CHP’ye de “Sen de haklısın, sen de” daha doğrusu ikisinin de elde ettikleri sonuç olumsuz olduğuna göre, “Sen de haksızsın, sen de!” demek gerek.

CHP’de genel başkana Ekrem İmamoğlu karşı çıkıyor. Ama o da olayın özüne inecek yerde içi doldurulmamış, bir değişim mottosuyla özü gözden kaçırıyor.

Oysa önümüzde Mart 2024’te yerel seçimler var ve CHP de şu anda kurultay sürecine girmiş durumda. Bu kurultayı fırsat bilerek, her olayda bir kez daha CHP’de aksaklıkların ana nedeni olan parti içi demokrasi ve onun onsuz olmazı partide yeni örgütlenme modeli konusunun ele alınması kurultayda en geniş katılımla yaşama geçirilmesi ve bu arada başkanlık seçimlerinin de yapılması akla en uygun olan yol değil mi? Yapılması gereken, Mart 2024 seçimlerine ve onu izleyecek dönemdeki mücadelenin yeni örgüt yapısına, en iyi en katılımcı şekilde hazırlanmak değil mi?

Ama CHP’de şimdi gördüğümüz nedir? Kılıçdaroğlu “Önce güvenli liman”, İmamoğlu “Önce değişim” diyerek her ikisinin de önkoşulu olan parti içi demokrasi konusunda kurultay çerçevesinde hiçbir şey yapmadan havanda su dövmekteler.

Koca CHP içinde bu iki gücü “Sen de haksızsın, sen de!” diyerek hizaya getirecek üçüncü bir güç yok mu?

***

Açıklama

Dünkü “Olayların Ardındaki Gerçek” sütununda da okumuşsunuzdur. Akbelen Ormanı’nın yok edilmesi operasyonunda öncü olan “beşli çete” bünyesinden bir şirketin görüşlerini yansıtan bir ilan Sözcü de dahil olmak üzere, belli başlı gazetelerimizde pazar günü yayımlandı.

Söz konusu ilanın Cumhuriyet’te de yayımlanması için başvuruda bulunuldu. Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun firmanın başvurusu üzerine gazete çalışanlarının görüşünü aldı. Arkadaşlarımızın çoğunluğu, ilanın yayımlanmaması yönünde görüş bildirdiler. Ben aksi görüşte olmama rağmen, yine de ilanın yayımlanmamasının görüşüne karşı çıkamadım. Daha doğrusu karşı çıkmaya cesaret edemedim. Oysa, kanımca bu ilanın yayımlanması ilan verenin ifade özgürlüğü dolayısıyla gerekliydi. Basının kendisine ilan verenlerin niteliklerini beğenip beğenmemek gibi bir tercih hakkı yoktur. Basın kuruluşları, kendilerine para karşılığı ilan verenlerin ifade özgürlüğüne, onları beğenmedikleri için müdahale edemez, ister “beşli çete” grubu olsun her kuruluş görüşünü ifade etmek özgürlüğüne de sahiptir. Yeter ki bunların ilan olduğu açıkça bilinsin.

Gazete sonra, yine ilan konusuyla veya ilan veren firmayla ilgili haber ve yorumlarında serbesttir.

Ben bu görüşleri ileri sürdüm. Ama ilanın yayımlanmamasını savunanlara karşı fazla da direnemedim.

Çünkü Türkiye’de iktidar ile kimi yandaş firmalar arasında öylesine tezgâhlar kuruluyor ki...

Ama bütün bunlar, beğenmediğimizin ifade özgürlüğünü de etkilememeliydi.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Vatan nöbeti 27 Şubat 2024
Daha neler olacak? 25 Şubat 2024
Türkiye hâlâ laik mi? 23 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları