Terör İhracı Terör İthali

25 Temmuz 2014 Cuma

Bu yılın 19 Ocak tarihinde, Adana’da durdurulan ve MİT ile jandarma arasında çatışmalara neden olan olayla ilgili olarak CHP Milletvekili Bülent Tezcan tarafından yapılan açıklamada, Jandarmanın gizli raporunda, MİT’e göre ilaç olan malzemenin Suriye’deki IŞİD ve El Kaide’ye gönderilen silah ve mühimmat olduğu belirtiliyor.
Dünkü Cumhuriyet’te arkadaşımız Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre TIR şoförü, devlet işi olarak nitelediği olayla ilgili olarak verdiği ifadede, yükün MİT’e ait olduğunu bildiklerini ve daha önce de aynı tarz malzeme taşıdıklarını belirtmiştir.
Bütün bunlar, en ufak bir tereddüde mahal bırakmayacak açıklıkla ortaya koymaktadır ki, MİT’in dolayısıyla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın güdümünde, devlet içinde devlet haline gelmiş güçler bölgedeki terör örgütlerine yasal olmayan yollardan silah sevkıyatı yapmakta, yasalara göre buna karşı çıkması gereken güçleri ise tehditle sindirmeye çalışmaktadırlar.

***

Bu bilgilerin ışığında, Türkiye’nin bölgedeki mezhep çatışmalarına, terör olaylarına, iç savaşlara doğrudan müdahil duruma geldiği ve terör ihraç eden devlet olarak ilan edilmesinin söz konusu olabileceği görülmektedir.
Evet Türkiye, Suriye’de dökülen kanların da sorumlusu olacak biçimde bu ülkede cereyan eden iç savaşa ve terör olaylarına doğrudan dahil olmuş konumdadır.
Bunun faturası hem Türkiye için hem de Erdoğan için çok ağır olabilir.
Zaten şu anda da olmaktadır...
Yıllar boyu, dış politikası “yurtta barış, dünyada barış” temeline dayalı olan Türkiye, mezhep savaşlarına müdahil bölgede terör ihraç eden ülke haline dönüşmüştür.
Yurtta barış dünyada barış ilkesi, hoş ve boş bir söylem olarak kabul edilmiş olmayıp içinde bulunduğumuz bölgenin bulaşıcı olan tehlikelerinden uzakta kalmak için bulunmuş bir ilkedir.
Bunalımları bulaşıcı olan Ortadoğu’da, bölgenin herhangi bir köşesinde patlak verecek bunalımın hızla diğer taraflara da bulaşma eğilimi mevcuttur.
Türkiye bu tehlikeyi farkında olarak, bölgeye, herhangi bir mezhep veya etnik mülahazadan uzak olarak bakmakta ve tarafsızlığını korumaktaydı.

***

Bu politikanın bırakılması halinde ne olabileceğini, AKP’nin gafletiyle görüyoruz.
İslami terör örgütlerini sınırına davet etmiş olan ve tehlikeyi son anda bile göremeyecek kadar aymaz Erdoğan iktidarının ülkemizi, bölgedeki herhangi bir mezhep savaşının içine düşme tehlikesinin tam göbeğine itmiş bulunmaktadır.
Ama oraya kadar gitmeye gerek yok. Şu anda ülkemizde bulunan ve sayıları AFAD Başkanı Mustafa Aydoğdu’ya göre, 600 bini bulan Suriyeli mülteciler büyük sosyal patlamalara uygun bir ortam oluşturmuştur.
Hemen belirtelim ki, Aydoğdu’nun resmi rakamları gerçeği ifade etmekten uzaktır.
Başbakan Erdoğan bile bu sayıyı 700 bin olarak vermektedir. Resmi olmayan gerçek rakam ise 1.5 milyonun üstündedir.
Suriye’de iç savaşın alevlendiği ilk günlerde Türkiye’nin kabul edebileceği göçmen sayısının 100 bin olarak açıklandığı göz önünde bulundurulursa, durumun ne kadar vahim olduğu anlaşılır.
Bu göçmenler “Bizi Tayyip çağırdı” diyorlar.
Haklılar!
Suriye’de iç çatışmaya silah vererek müdahil olan Tayyip’e Suriye’nin karşılığı da bu...
Türkiye bölgedeki terör örgütlerine silah göndererek terör ihraç eden ülke konumuna girmiştir.
Bunun büyük sakıncaları var, yarın devran döner, Tayyip Bey savaş suçlusu bile ilan edilebilir. Bölgede patlak veren terör ve mezhep savaşı Türkiye’yi içine alabilir.
Oralara kadar gitmeye gerek yok. 1.5 milyonun üstündeki göçmen Türkiye’de istikrara ve iç barışa karşı büyük, yeni bir tehdittir.
Görülüyor ki, terör ihracı, kendiliğinden terör ya da istikrarsızlık ithalini getiriyor.  


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020