RTÜK sansür kurulu

12 Temmuz 2023 Çarşamba

RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu) 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 1994 yılında yürürlüğe girmesiyle kurulmuş.

Görevi, radyo ve televizyon faaliyetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi olan, üyeleri TBMM Genel Kurulu’nca seçilen özel ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği imiş...

Keyfi ve kanuna aykırı olarak uyguladığı idari yaptırım kararlarına karşı 15 gün içinde Ankara İdare Mahkemeleri’nde dava açılabiliyor. Ancak iptal kararı RTÜK kararlarının yerine getirilmesini durdurmuyor.

Yukarıdaki bilgileri alt alta koyup topladığımızda karşımıza, astığı astık, kestiği kestik, yasaya aykırı keyfi kararlar da alabilen ancak kararlarının mahkemece iptalinin yürütmeyi (yani uygulamayı) durdurmasının zaman bakımından söz konusu olamayacağı bir sansür kurulu çıkıyor.

Hiçbir sorumluluğu olmayan bir olağanüstü yargılama, hüküm verme hatta bir yargısız infaz kurumu...

Radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenleyip denetleyecekmiş... 

Bu denetleme ve düzenleme neye göre yapılacak?

Programları RTÜK mü yapıp düzenleyecek?

Denetleme ne demek?

Neyi, nasıl, hangi ölçülere göre denetleyeceksiniz?

Özerk ve tarafsız bir kamu kuruluşu” imiş...

Buna kim inanır?

Dokuz üyesinden çoğu iktidar partisi parlamenterleri tarafından seçilen bir kurum özerk ve hele tarafsız olabilir mi?

Üstelik üye çoğunluğuyla verilecek kararlar fiilen yargıya da kapalıysa.

Tam bir kandırmaca, göz boyamaca.

RTÜK’ün bugün yaptığı ve bundan böyle de yapmaya devam edeceği her şey, sadece ve ancak iktidardaki partinin direktifi ile ve onun çıkarına yapılacak olan işlemlerdir.

RTÜK’ün varlığı, kuruluşu, işleyişi bütün uygar anayasaların insan hak ve özgürlüklerini düzenleyen maddelerine aykırıdır.

RTÜK temel insan hak ve özgürlüklerine karşı tehdit olarak kurulmuştur.

Yaptıklarıyla da özel ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliği değil, iktidarın, (günümüzde AKP’nin) buyruğunda bir sansür ve cezalandırma kuruluşu görünümündedir 

En son uygulama, Merdan Yanardağ’ın hukukla açıklanması olanaksız tutuklanışı sonrasında TELE1’e uygulanan ekran karatma ve para cezalarıdır.

Her konuda olduğu gibi bu konuda da haksızlığa karşı, yasadışı uygulamalara karşı, yasal karşı koyma hakkımızı, demokratik protesto haklarımızı kullanmalıyız.

TELE1’e yapılan haksızlık sessiz ve tepkisiz kalmamalıdır.

RTÜK’e tepkimizi internet üzerinden, başkaca her türlü demokratik olanaklar yoluyla dile getirmeli, duyurmalıyız.

Protestolar sözle de sınırlı kalmamalıdır.

RTÜK’ün ekran karatma cezası izleyicinin haber izleme hakkına karşı da suç işlemektir.

TELE1 izleyicileri bir arada RTÜK’e karşı dava açmalıdır.

Basın örgütleri protesto gösterileri düzenlemelidir.

Kimdir, nedir bu RTÜK” sorusu yüksek sesle dile getirilmelidir.

Muhalefet partilerinin milletvekilleri, yazarlar, basın emekçileri, RTÜK’ü anayasaya, temel insan haklarına saygıya çağırmalıdır.

RTÜK artık haddini bilmeli, anayasal sınırlarının gerisine çekilmeli, entelektüel birikimi ve yeterliliği konusunda herhangi bir bilgi sahibi olmadığımız şu süreçteki başkanının bir TV kurucusu, değerli bir yazar, sosyal bilimci ve seçkin bir aydın olan Merdan Yanardağ’dan “şahıs” diye söz etme saygısızlığı ayıplanmalıdır. 

İzleyicisi olsun olmasın, herkesi, TELE1’e maddi manevi desteğe çağırıyorum.

TELE1 çalışanları bu hukuk dışı, sıkıntılı süreçte kendilerini asla yalnız hissetmemelidir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sığınmacı 3 Temmuz 2024
Normalleşmek 26 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları