Ayşe Emel Mesci

50 yılda nereden nereye?

12 Ocak 2015 Pazartesi

Charlie Hebdo Fransa’da ’68 hareketinin yarattığı fokurdama içinde ortaya çıkmış bir dergiydi, bu hareketin doğrudan veya dolaylı bir ürünüydü

Paris’te Charlie Hebdo mizah dergisine yönelik, 10 karikatüristin ve 2 polisin ölümüyle sonuçlanan korkunç katliam beni derinden yaraladı. Aklımda çengellenen soru çarşambadan bu yana rahat yüzü vermiyor. Diğer yandan bu tarz sansasyonel olaylarda hep görüldüğü üzere, konunun medya marifetiyle derhal “formatlanması”ndan da mutlu değilim: “Uzman” konuklar, stratejik araştırma (bu da ayrı bir format konusu!) kurumlarının temsilcileri, yurtiçi ve dışındaki hikmetleri kendilerinden menkul kanaat önderleri (alın size bir başka format konusu!)… Sorular, sorular, tuhaf bir konuşma şehveti, anlatma isteği, sözcüklerin avurtları doldurup uzun uzun çiğnenmeleri.
İzlediklerim içinde Ahmet İnsel’in hakiki üzüntüsü ve Kadri Gürsel’in önemli benzetmesi aklımda kaldı: “Bu saldırı Fransa’nın 11 Eylül’ü değil, Madımak’ıdır.”

Cezayir olayları ve ’68
Ama zihnimde şekillenen ve medyanın format bombardımanı altında biraz boğulup sonra tekrar su yüzüne çıkan soru farklıydı, biraz daha varoluşsaldı: Katiller Cezayir asıllıydı; Charlie Hebdo ise Fransa’da ’68 hareketinin yarattığı fokurdama içinde ortaya çıkmış bir dergiydi, bu hareketin doğrudan veya dolaylı bir ürünüydü.
Fransa’daki (ve aslında tüm dünyadaki) ’68 hareketinin çok önemli köklerinden biri Vietnam Savaşı’nın yarattığı infial duygusudur. Bu bilinen, çokça söylenmiş, yazılmış çizilmiş bir gerçektir. Buna karşılık Cezayir’in bağımsızlık mücadelesinin ve bu mücadeleyi bastırmak için Fransız hükümetlerinin ve polisinin uyguladıkları kanlı baskı, bu baskıya karşı gerek sol partilerde gerekse entelektüellerde yükselen tepki, 68 hareketinin daha uzak ama pek konuşulmayan kökleri arasında, deyim yerindeyse bir tür bilinçaltı olarak yer alır.
Birkaç hatırlatma yapayım: 1961’de Fransız hükümeti sadece Kuzey Afrikalılar için sokağa çıkma yasağı koymuştur. Bu yasağı protesto etmek ve kırmak isteyen FLN (Ulusal Kurtuluş Cephesi) Fransa örgütü 17 Ekim 1961 gecesi tüm Cezayirli ve genelde Mağriblileri sokağa çıkmaya çağırır. Yaşlı, genç, aileler halinde, kadınlı-erkekli, çocuklarıyla birlikte dışarı çıkarlar. O sırada Emniyet Müdürü Maurice Papon’dur (2002 yılında yıllar süren bir duruşmanın ardından, II. Dünya Savaşı’nda Nazilerle işbirliği yaptığı ve Yahudileri toplama kamplarına gönderdiği için mahkûm edilmiştir) ve polis ile jandarmaya eylemi bastırmalarını emreder. Bilanço korkunçtur: En iyimser tahminlere göre 50- 60 ölü, yüzlerce yaralı, daha kötümser tahminlere göre ise en az 200 ölü vardır. 8 Şubat 1962’de ise Komünist Parti, Sosyalist Parti, ülkenin iki büyük işçi sendikaları konfederasyonu CGT ve CFTC, Cezayir’de statükonun korunmasını isteyen asker ve sivillerin kurduğu kanlı OAS örgütünün özellikle aydınlara yönelik saldırılarına dur denmesi için miting düzenlemek isterler. Papon yine mitingin bastırılması emrini verir (De Gaulle’ün onayıyla). Polis müdahalesinin ardından bir metro (Charonne) girişinde izdiham yaşanır ve dokuz kişi ölür. 3 Temmuz 1962’de De Gaulle, Fransa’nın Cezayir’in bağımsızlığını tanıdığını açıklar.

’68 ve Charlie Hebdo
Eylül 1960’ta Hara- Kiri dergisi çıkar. Şubat 1969’da Hara- Kiri Hebdo (haftalık) çıkar. Son saldırıda öldürülen Georges Wolinski de Mayıs 68’de çıkardığı Enragé’den sonra Hara-Kiri’de çalışmaya başlamıştır.
Charles De Gaulle 9 Kasım 1970’te Colombey’deki evinde geçirdiği rahatsızlık sonucu ölür. 16 Kasım 1970 tarihli Hara-Kiri Hebdo, “Colombey’de Trajik Balo: 1 Ölü” manşetiyle çıkar (1 Kasım tarihinde bir baloda çıkan yangında 140 kişi ölmüş, olayın acısından çok sansasyonuyla uğraşan ve acıyı sakız gibi çiğneyen basın günler boyunca “trajik balo” manşetleri atmıştır) ve kapatılır. Bir hafta sonra da Charlie Hebdo yayın hayatına girer. Wolinski, “Charlie” adının Charles De Gaulle’e gönderme (demek ki üstelik General’in ölümünden sonra yapılmış bir gönderme) olduğunu ifade etmiştir.
Bir yanda Cezayir’de barışı savunan, OAS’ın (bizdeki Susurluk çetesi gibi bir örgüt) kanlı eylemlerine karşı ayağa kalkan bir gelenek, sonrasında tüm dünyaya esin kaynağı olan ’68 Mayısı ve bu iklimde şekillenmiş bir mizah dergisi…
Diğer yanda, kutsallarını savunmak adına bu geleneğin son temsilcilerine saldırıp katleden Cezayir asıllı Fransız vatandaşları…
Aradan geçen 50 yılda dünya nereden nereye gelmiş…
Burada aşağılanmanın, ezilmenin, kendini altta hissetmenin, bir şekilde intikam alma isteğinin payı olabilir mi? Bilmiyorum. Ama şurası kesin: Buram buram aydın, entelektüel, sanatçı düşmanlığı '6Bokan bu katliam, eşitsizlikten sosyal devlete, işsizlikten gettolaşmaya, yeni yetişen kuşakların beyinlerini dogmalarla yıkama isteğinden sanatın ve hoşgörünün eğitim müfredatına girmesine kadar birçok tartışmayı gündeme getirebilir, getirmeli.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Seçmeyi ve görmeyi bilmek 21 Haziran 2021