Barış Doster

Demokrasi ve hukuk ne için vardır?

22 Mayıs 2021 Cumartesi

Siyaset - mafya ilişkileri, terörle mücadele, salgın hastalığa karşı önlemler, ekonomi, dış politika gibi önemli konu başlıklarının öne çıktığı ülkemizde, dün de Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı reformu paketinin dördüncüsünün Meclis’e geleceğini açıkladı. Hem Meclis aritmetiği ve işleyişi hem de ülkemizdeki siyasal iklim, yargı reformuna ilişkin düzenlemelerin, TBMM’de, kamuoyunda, yargı camiasında, hukuk fakültelerinde, barolarda yeterince tartışılmasını zorlaştırıyor. Belli ki bu süreç, iktidar ve muhalefet arasında karşılıklı sataşmalarla, söz kesmelerle geçecek. Zengin, çok yönlü, kapsamlı, bilgi veren, ufuk açan tartışmalar görmeyeceğiz maalesef. Bu büyük eksikliğin nedenlerini tartışalım...   

Demokrasilerde iki unsur çok önemlidir. Biri meclisin üstünlüğü, diğeri hukukun üstünlüğüdür.  

Milli irade, mecliste tecelli eder. Yurttaşlar, siyasal tercihlerini, seçimlerde yansıtırlar. Yurttaşın bilinci, sorumluluğu, hak ve özgürlüğü bu nedenle yaşamsaldır. Çünkü bireylerin bilinçli siyasal tercihleri belirleyici değilse, ulus bilinci gelişmemişse, yığınlar çok kolay yönlendirilir. Kimlik siyaseti, feodal bağlar belirleyici olur.  

Hukukun üstünlüğü ise hukuk devletiyle sağlanır. Demokratik devletin tamamlayanı, bütünleyeni, olmazsa olmazıdır. Hukuk devletinde, devletin her türlü eylem ve işlemi yargısal denetime açıktır. Devletin attığı her adım hukuka dayanır. Kaynağını, dayanağını anayasa ve yasalardan alır. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı esastır. Hukuk devleti - kanun devleti farkı; anayasal devlet - anayasalı devlet ayrımı önemlidir.  

MİLLET, MECLİS, MEŞRUİYET 

Demokratik bir rejimde meclis güçlü olursa, milletin iradesi, farklı sınıfların çıkarı meclise olabildiğince adil şekilde yansırsa, hem ülke içinde demokratik istikrar gelişir hem de dışarıdan gelen baskılara karşı direnç güçlü olur. Güçlü meclis; çoğulcu ve demokratik siyaset için zorunludur. Özgür birey, bilinçli yurttaş, örgütlü toplum ise sadece milli iradenin, meşruiyetin, toplumsal barışın, demokratik istikrarın değil, aynı zamanda farklı sınıfsal çıkarların temsilinin, bu çıkarların örgütlü şekilde savunulmasının, gerektiğinde de uzlaşmasının zeminidir. Bu durum sadece siyasete değil, ekonomiye de yansır, dış politikaya da ulusal güvenliğe de.  

Dahası var. Darbeleri, darbe girişimlerini, vesayet tartışmalarını önlemek için de yine bilinçli yurttaşlara, örgütlü topluma, güçlü, katılımcı, etkin bir meclise sahip olmak şarttır. Böyle bir meclis, arkasındaki millet desteğiyle direnir, savaşır, kazanır. Türk Kurtuluş Savaşı, bunun örneğidir. Aralarındaki sınıfsal çıkarlar ne kadar büyük olursa olsun, emperyalizme karşı iyi örgütlenmiş bir halkı yenecek, birbirine düşürecek, darbe yapıp onu yönetecek hiçbir güç yoktur.  

Tarihin verdiği şu dersi de unutmamak gerekir: Diktatörler; eleştiriyi hakaret, özeleştiriyi zafiyet, uzlaşmayı ise mağlubiyet, hatta hezimet olarak görürler. Güçlü, saygın, etkin meclislerde ise eleştiri, özeleştiri, muhalefet ve uzlaşma, yurttaşın özgürlüğü, mutluluğu ve refahı, milletin çıkarı, devletin bekası için yapılır.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları