Barış Doster

Ekonomi politikaları ve toplumsal sonuçları

19 Ocak 2022 Çarşamba

Son günlerde hem büyük holdinglerin yöneticileri hem büyük sermayenin çatı örgütleri, ekonomi, eğitim ve istihdam politikalarını eleştirmeye başladılar. Uzun yıllar iktidarı destekledikleri, büyük kazançlar elde ettikleri ve hayli gecikerek konuştukları için, samimi ve sahici bulunmadılar elbette. Etkisiz kaldılar. Pek ciddiye alınmadılar.   

Çünkü Türkiye’de yük, büyük sermayenin değil, emekçilerin omuzlarında. Yurttaşların çoğunluğu, çok güç ekonomik koşullarda yaşıyorlar. Buna rağmen hakça bölüşümü ve gelir dağılımı adaletini gözeten, emekten ve eşitlikten yana, kamucu, halkçı, toplumcu bir ekonomik program yüksek sesle tartışılmıyor. İktidar; ihracattaki artışı öne çıkarıyor ama ithalatın ihracattan daha yüksek olduğunu seslendirmiyor. Yani, dış ticaret açığını dillendirmiyor. 2021’de merkezi bütçedeki büyük açığı da (192.2 milyar lira) öne çıkarmıyor haliyle. Cari açık zaten yapısal sorun, temel nedeni de kabarık enerji faturası. 

Türkiye’de, son 20 yılda çiftçi sayısı azaldı. Çalışan çiftçilerin yaş ortalaması büyüdü. Gençler tarımsal üretimden önemli ölçüde koptu. Ekilen arazi miktarında da büyük düşüş yaşandı. Verimli tarım arazileri, ranta kurban gitti.   

Özetle Türkiye; büyüdü ama kalkınamadı, gelişemedi. Özelleştirme yaptı. Tahvil, hisse senedi sattı. Yabancı sermaye getirdi. Ama bu kaynağı üretken, verimli kullanmadı. Yatırıma, üretime, istihdama, ihracata dönüştüremedi. Finans sektörünün büyümesini önceledi. Sanayi altyapısının gerilemesini umursamadı. İthalatı tercih etti. İhracatı özendirmedi.  

Sonuçta yüksek faiz ödemeleri, zaten sağlıksız olan ekonomiyi, daha da sağlıksız hale getirdi. Alınan borçları kapatmak şöyle dursun, borç faizini ödemek için bile dışarıdan yeni borç alındı. Yani, borç borçla döndürüldü. Ödediği faiz sürekli artan, sanayileşmeye kaynak ayıramayan Türkiye; paradan para kazananlar için adeta cennete dönüştü. Yüksek borç yükü nedeniyle, yabancı sermayeye çok cazip gelecek kur ve faiz politikaları izledi. Bu da hem ithalatı artırdı hem de ihracatın ithalata olan bağımlılığını. O nedenle ihraç edilen ürünlerdeki ithal girdi oranı çok yükseldi. Yerli sanayici, Türkiye’de üretilen ara malını tercih etmeyip ithal ara malı kullanmaya yöneldi. Bu da işsizliği artırdı.  

FAİZ LOBİSİ VE EMEKÇİLER  

Bu ekonomik tablonun siyasal, toplumsal, kültürel hayata yansımaları ağır oldu kuşkusuz. Toplumsal değerler, aile bağları, dayanışma duyguları, insani, ahlaki, vicdani hassasiyetler aşındı, çözüldü, zayıfladı. Paradan para kazanmak; emeği, alın terini, çalışmanın erdemini, önemini, onurunu örseledi. Faiz lobisi kazandı. Emekçiler kaybetti. Bankacılık sektörü büyük gelişme gösterirken sanayi eridi.  

Bu sorunları aşmak için Türkiye; rekabet gücünü, üretim potansiyelini, üretimdeki mukayeseli avantajlarını gözeten bir strateji izlemelidir. Bu politika istihdam politikasıyla, eğitim, bilim, teknoloji politikalarıyla birlikte düşünülmelidir. Bunlar yapılırken de demokratik katılım ve hukuk devleti güçlendirilmelidir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Zelenski ve Barzani 21 Mayıs 2022
Yoksulluk kader midir? 11 Mayıs 2022