Yasaklanan kitapta neler var?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Yasaklanan kitapta neler var?

26.10.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Başkalarının günahlarını konuşmak ne güzel değil mi? Kendi ayıplarımıza sırtımızı dönüp başkalarını ayıplamak... Ah şu sohbet “sen de...” diye başlayan noktaya gelmese!

Günlerdir Enver Altaylı’dan İYİ Parti’ye, Soğuk Savaş Gladyosu’ndan FETÖ’ye, Ümit Özdağ’dan Buğra Kavuncu’ya tartışıp duruyoruz. İyi mi oluyor? Elbette. Madem Türkiye arınacak, öyleyse topuk nasırından tırnak batmasına her şeyi konuşalım. 

Çok değil, 80 yıl önce Nazilerin saflarında savaşacak kadar gözünü karartmış sözde milliyetçileri emperyalist operasyonlar için kullanan, sözde solculardan çeşitli sıfatlarla en radikal Sovyet karşıtı yaratan, sözde İslamcılardan Müslüman toplumları sömürecek projeler üreten düzen, 50 yıl sonra tek boyutlu olabilir mi? Her kurumu, her partiyi, her cemaati, toplum adına karar veren her kişiyi konuşalım. 

İyi de bütün bunları söyledikten sonra bir gelişme oluyor, “O iş o kadar kolay değil” diyorum.

CHP’nin toplatılan kitabı

Neden mi?

Önümde cuma günü verilmiş bir mahkeme kararı var. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği imzasını taşıyor. “Bu çağda olur mu” diyorsunuz ama bu, bir kitap hakkında verilen toplatma kararı. CHP’nin hazırladığı “21 soruda FETÖ’nün Siyasi Ayağı” kitabına basım, dağıtım, satış yasağı getirilirken, eldeki kitaplara da devlet tarafından el konuluyor.

Kararı kim talep etmiş diye bakıyorum. Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın isteğiyle gerçekleştiğini anlıyorum. Meğer CHP’nin kitabına “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”ten soruşturma başlatılmış. Toplatma da üstüne gelmiş.

FETÖ’nün siyasi ayağının anlatıldığı bir kitap nasıl olur da halkı tahrik edebilir diye eminim siz de soruyorsunuz. Karar şöyle yanıt vermiş: “Kitap içeriğinde yer alan yazı, yorum ve görsellerin bir siyasi partinin başkanının anlatımları olarak ortaya konulmak suretiyle diğer bir siyasi partiye mensup kişileri, kamu görevlilerini ve Cumhurbaşkanı’nı silahlı bir terör örgütü olan FETÖ/PDY ile ilişkilendirmesi şeklindeki eylemin farklı seçmen kitlesi bulunan iki ayrı partinin temsilcilerini ve seçmenlerini kin ve düşmanlığa tahrik edebilecek nitelik taşıması...

Yani mahkeme diyor ki: CHP’nin AKP’nin FETÖ bağlantılarından bahsetmesi suçtur!

Akıl almaz kararın özeti böyle. 

Kitapta yazanlar uydurma mı?

Toplatma kararıyla birlikte daha çok merak ettiğim yaklaşık 50 sayfalık kitapçığa bakıyorum. 

Kapağında Erdoğan’la Gülen’in sohbet ederken çekilmiş meşhur fotoğrafı var. Montaj mı? Hayır, değil.

İçinde “FETÖ’nün amacı, 1- Devletin tüm kılcal damarlarına sızmak. 2- Devletin tüm kamu kurumlarını, sonra da devleti ele geçirmek” diyor. Doğru mu? Evet, doğru.

Devamında şöyle tanım yapıyor: “Bir esnaf; devlete FETÖ’cü vali tayin edebilir mi? Hayır! Bir çiftçi; devlete FETÖ’cü müsteşar tayin edebilir mi? Hayır! (...) Atayamaz! Yetkisi yoktur! O halde FETÖ’nün önünü açan siyasi otorite, FETÖ’nün siyasi ayağıdır.” 

Eksik diyebilirsiniz, ama yanlış mı? Hayır.

FETÖ’nün faaliyetleri devlet tarafından izleniyor muydu” sorusunu soruyor. Yanıtını da veriyor. Mesela 3 Nisan 1991 tarihli MİT’in “Fethullah Gülen’in CIA bağlantıları” olduğunu anlatan raporundan bahsediyor. Mesela eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’un 1 Ekim 1999’da yaptığı “Milli Eğitim’le gençlik, İçişleri’yle devlet içinde kadrolaşmayı, adaletle kendilerine yönelik bir durum olursa bunu önlemeyi, sanayi ile de parayı kontrol etmeyi hedefliyorlar” açıklamasını hatırlatıyor. FETÖ ile ilgili her şeyin konuşulduğu 2004 MGK’sini anlatıyor. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer’in “Gelen yazıyı dosyasına kaldırmaya karar verdik” sözlerini alıntılıyor. Bunlar gerçek mi? Gerçek.

6110 sayılı yasa değişikliğiyle Yargıtay’a 160, Danıştay’a 51 FETÖ’cü atanmasından; TSK’ye yapılan yasal ve siyasi müdahalelerle FETÖ’cülerin hızla yükselmesinden, 12 Eylül 2010 referandumuyla örgütün vurduğu darbeden, FETÖ TSK’de kuyruğundan yakalanmışken 26 Haziran 2009’da kurtaran yasa değişikliğinden; Kozmik Oda açılırken siyasi iktidarın verdiği destekten bahsediyor. Bunların hepsi yaşandı mı? Yaşandı.

Kitap, 17 Aralık’tan sonra bile Fehmi Koru’nun Pensilvanya’ya gönderilerek barışılmaya çalışılmasının hikâyesini anlatıyor. Uyduruyor mu? Hayır.

15 Temmuz darbe girişimine kadar hükümete defalarca uyarı yapıldığını, buna rağmen darbeci generallerin taltif edildiğini söylüyor. Doğru mu? Kesinlikle.

Tayyip Erdoğan’dan Berat Albayrak’a, Süleyman Soylu’dan Binali Yıldırım’a AKP’nin önde gelen isimlerinin 17-25 Aralık öncesinde FETÖ’ye ve lideri Gülen’e övgü konuşmalarına yer veriyor. Bakıyorum, hepsi hatta daha fazlası var mı? Var.

Eski savcılar ne yazmıştı?

Kısacası... 

Mahkeme “AKP’lileri tahrik edebilir” diyerek 2014 öncesine ait FETÖ hafızasını silen tarihi bir karar aldı. Siyasi helvadan yapılmış 17-25 Aralık putunu her şeyin önüne koydu. Böylece sadece siyasi iktidarı memnun etmekle kalmadı, örgütün 30 yıllık eylemlerini de aklamak için büyük bir adım attı.

Üstelik...

Bizzat Cumhurbaşkanı çıkıp “Bu yapıya destek olduk, bunlara yardımcı oldum, hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum, Rabbim de milletim de bizi affetsin” diye özeleştiri yaptığı halde, savcılık “yok böyle bir şey” diyor. 

Üstelik...

Bir zamanlar bizzat Ankara Başsavcılığı’nda yazılmış FETÖ Çatı İddianamesi’nde şu satırlar hâlâ duruyorken:

Örgüt ayrıca TSK kademesinin tamamını mümkün olan en kısa sürede ele geçirmek maksadıyla, generalliğe terfi için albaylıkta bekleme süresini 4 yıla indirerek henüz şûra sırası gelmeyen mensuplarını terfi havuzuna dahil etmiştir. Son olarak, kendisine müzahir elemanların en az bulunduğu 1988 ve daha önceki yıllarda mezun olmuş subayları TSK’den tasfiye etmek için üç devreyi birden toplu olarak emekli edecek ve hizmet süresini 28 yıla indirecek kanuni düzenlemeleri siyasi otoriteye yaptırabilmiştir.”

Daha fazlası anlamına gelebilecek şunlar yazıyorken:

Türkiye, sırf Fethullah Gülen cemaatinden olmanın kamuda atama ve yükselmede yeterli tek kriter olduğu bir dönemi yaşamıştır. Bu örgütlenme dini bir cemaat sanılarak devletin bütün sistemi ve siyasal iktidarlar tarafından kuruluşundan beri korunup kollanmıştır.”

Bunları yazan savcıların artık yerlerinde olmadığını, yerlerine “yenileri”nin geldiğini ve “fazla ileri giden kitaplar”ı yasaklattıklarını söylersek bence her şeyi daha iyi anlarsınız!

Bir gece Ümit Özdağ’ın yaptığı konuşma sayesinde İYİ Parti’den açılan bahis bizi Enver Altaylı’nın Fethullah Gülen’e yazdığı mektuba, Altaylı’nın 15 Temmuz gecesi görüştüğü halihazırdaki AKP’lilere kadar götürmüştü. Savcılık talebiyle mahkeme “FETÖ o kadar da değil!” demiş oldu. AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın dediği noktaya döndük: “Emniyet’e sızdılar, yargıya sızdılar; siyasete ise sızmayı hiçbir zaman düşünmediler!”

Şu suç ortaklığı ne güçlü bir duygu. Aşkı bile yaya bırakır. Baksanıza, kendini kendine sığınak yapıp kendini kendinde bile kaybettirebiliyor.   

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025