‘Şaşkın ördek sendromu’ yaşamamak için...

‘Şaşkın ördek sendromu’ yaşamamak için...

18.08.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yüzyılda doğanlar, yani Z kuşağı, Erdoğan’dan başka kimsenin hükümranlığını yaşamadılar. Bir de Y kuşağı var, 80-99 arası doğanlar; aslında onların da büyük çoğunluğu oy vermeye başladıktan sonra Erdoğan döneminin içinde buldular kendilerini. 40 yaşın altında olanlar, Türkiye’deki geleneksel sağ-sol çekişmelerini, yani Demirel’i, Ecevit’i, Erdal İnönü’yü, Mesut Yılmaz’ı doğal olarak pek tanımıyorlar; ancak duyduklarından, okuduklarından anlamaya çalışıyorlar. 

Devlet yönetimine dair yaşadıkları tek deneyim, tek bir insanın ülkenin geleceğini tek başına tasarlama inadı ve bu inadın Cumhuriyet tarihimizin göbeğinde açtığı koca kara delik...

Kendi hayatıma bakıyorum da 65 yılda ne çok şeyler yaşamışız, neler sığmış bu sürece! Bir devrim, üç darbe, iki yarım müdahale, onlarca koalisyon, sosyolojik dönüşümler, demokrasi arayışları, hukuk devleti felaketleri, ömürlerini zindanlarda çürüyerek tüketen aydınlar, solcular, Atatürkçüler, bitmez tükenmez terör olayları... Hatta bildiğiniz gibi ben de bunlardan nasibimi aldım, çeşitli tesadüfler dizisi sonunda hâlâ yaşıyorum ve size bu satırları ulaştırabiliyorum.  

DİKKAT: BU SEÇİM HENÜZ KAZANILMADI!

Şimdi bizim kuşağı unutalım ve Erdoğan’dan başka siyasi anlamda hiçbir iktidar yaşamamış ve kendini bir labirentin içinde hapsolmuş bularak siyasetin ve sosyal yaşamın içinden geçmeye çalışan Y ve Z kuşağına dönelim.

2023 seçimi, muhalefet adına tabii ki henüz kazanılmış değil. Nasıl hiçbir futbol maçı 90 dakika bitmeden kazanılmış sayılmazsa, hiçbir seçim de Yüksek Seçim Kurulu tarafından tasdiklenen nihai sonuçlar açıklanmadan önce bitmiş sayılmaz. Hiçbir seçim henüz gerçekleşmeden “kazandık” denilemez; zaten bunu diyenlerin de hep kaybetmiş olmalarının tarihte sayısız örneği vardır. Dolayısı ile “Ben muhalefeti temsil ediyorum ve bu seçimi kazanmak istiyorum” diyen her kurum, her birey, her vatandaş yoğurdu üfleyerek yemelidir. Aksi bir davranış, rehavet ve ardından mağlubiyet getirir. Tersine, bütün anketlerde artık Millet İttifakı’nın Cumhur İttifakı’nı çok net bir farkla -hem de HDP oylarının eklenmemiş hali ile- geçtiğini gören herkes daha çok çalışmaya ve daha da dikkatli olmaya mecburdur. 

İşte bu ihtiyat, dikkat ve rezerv ile yaklaşmaya zorunlu olduğumuz öngörüler, önümüzdeki yıl yapılacak olan seçimlerle iktidarın artık değişme yoluna geri dönülmez şekilde girdiğini göstermektedir. Yani Erdoğan iktidarı artık miadını doldurmuştur, Millet İttifakı ise halkın sesi olacak yeni kadroların adıdır.

CİĞERLERİNİZ BU KADAR ÖZGÜRLÜK VE OKSİJENİ KALDIRACAK MI?

Diyelim ki ihtiyatı elden bırakmadık, her adımı doğru attık, “adayı beğenmedim” triplerine girmedik ve seçimi kazandık! (Tabii ki “Ekmek için Ekmeleddin” senaryolarından söz etmiyorum) Peki o zaman ne olacak?

Yaşları 15-40 arası olan milyonlarca genç, Haziran 2023 seçimlerinden sonra kendilerine bahşedilecek bu dev oksijen tüpünü içlerine nasıl çekeceklerini düşünmelidir. Çünkü ömürlerinde ciğerlerine bu kadar temiz hava hiçbir zaman gitmemiştir. Ne telefonda konuşurken ne sosyal medyada paylaşım yaparken ne de YouTube’da gezerken... Sansür, otosansür ve bu konuların uzağında olan halkın ilgisizliği... Bunların her biri özgürlüğün düşmanı ve karşıtıdır.

Yarın, Türkiye özgürleştiği zaman, bu milyonlarca genç şaşkınlık içinde ister iptal edilen konserlere/festivallere katılsınlar ister sosyal medyada beyinlerini boşaltsınlar ister siyasete girsinler ister özgür giysileri ile sokaklarda, plajlarda yobazların mahalle baskısını hissetmeden yürüsünler ister protesto etmek veya destek vermek istedikleri bir demokratik buluşmada seslerini yaysınlar, hiç fark etmez. Öncelikle özgürlüğü sindirmeleri gerekir çünkü bünyeleri alışık olmadığı için baygınlık geçirebilirler! Bir LGBTİQ+ yürüyüşü veya bir rock festivali düşünün ki az sayıda polisin tek görevi, katılımcıların güvenliğinden sorumlu olmak! 

Genç kuşakların önümüzdeki yıl kendilerini bir “şaşkın ördek sendromu”nun orta yerinde bulmamaları için, siyasi yaşamı özgürlük ve demokrasi üzerine kurulmuş bir hukuk devletinin ferdi olmayı önce akıllarına, sonra göğüs kafeslerine, sonra yaşamlarına sokmaları gerekecektir. Bu geçişler kolay yaşanmayacaktır. Ama demokrasimizin, bu kendi “ağır pandemi süreçlerini” aşarak yoluna güçlenmiş olarak ikinci yüzyılına geçiş yapması elzemdir.  

Dönem, tekrar özgürlüğü yeniden içinize derince çekme dönemi olacaktır. Yeter ki her şeyden önce siz buna inanın!  

Yazarın Son Yazıları

Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025
Hiçbir şey, göründüğü gibi değildir

Yaşam akıp giderken, siyasi olaylara karşı yorumlar -tahminlerim bazen çok emin görünseler de- altüst olabiliyor.

Devamını Oku
05.06.2025
Çağdaş Türkiye mutlulukları ve üzüntüleri

Hayat, iyi ve kötü olaylar arasında oluşan düğümler şeklinde akan öznel bir film gibi. Seviniyoruz, üzülüyoruz, kahroluyoruz, âşık oluyoruz, şaşırıyoruz, kâh siyasetçilere kâh en yakınlarımıza kâh tuttuğumuz takıma kızıyoruz.

Devamını Oku
29.05.2025