Savaşta, galip de mağluptur aslında...

Savaşta, galip de mağluptur aslında...

19.10.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bugünden uzaklaşın. Dünyaya biraz “çerçevenin” ve bugünün dışından bakın. Uzaklara gidin. Şu ana gelecekten bakın. Ama sadece yaşamınızı çekilmez kılan hükümetlerin değişmiş olabileceği, kısa metraj bir gelecekten söz etmiyorum. Orta Çağ’a ya da 1700’lere baktığımız kadar uzaktan bakın, bugüne… Bildiğiniz gibi bu aynen yaşanacak, aradan 300-500 yıl geçecek ve insanlar 2000’li yıllardaki atalarını günün iletişim ve “hafıza” gereçleri üzerinden analiz edecekler. Ve ne görecekler biliyor musunuz? Bir yandan başka gezegenlerde yeni bir kolonyal dönem başlatacak düzeyde yüksek teknoloji üretebilen, uzaya yüksek donanımda araçlar veya uydular yollayan, kök hücreden yeni organlar üretebilme devrimine ya da genetik buluş ve mucizelere kapı aralarken “yaşamı gözeten”,  bilgisayar çipi ve beyin hücresi evliliğinin hemen arifesinde olan, diğer yandan akıl almaz bir ilkellikle birbirlerini her türlü tank, uçak, füze, bomba, silah, kurşun veya bıçakla öldüren, savaş teknolojileriyle insan yok etme yolunda da her ilerlemeyle gurur duyan, karşısındaki halkları/ülkeleri bu şekilde teslim almaya çalışan; acımasız, vahşi ötesi, duygusuz ve adeta sadist bir insan profili çıkar ortaya. Artık bu “insan”lar, yemek bulmak veya ailesini, evini korumak için değil, dev hırslarla sonsuz güç, itibar, toprak, para ve hatta belki ölümsüzlük peşinde koşuyor ve bu uğurda kitlesel ölümlere neden olmaktan çekinmiyor! Tersine, insanları daha hızlı öldürecek yöntemler için çekinmeden kafa patlatıyorlar!

İşte size bu şekilde kabaca özetlediğim nedenler yüzünden, uzak gelecekteki dijital ötesi uygarlıkların insanları, -şayet kendileri daha da ruhsuz ve robotlarla evlenerek evirilmiş, daha da yıkıcı ve tiksinç varlıklara dönüşmemişlerse- bize baktıklarında, bizleri İlk Çağ veya Orta Çağ insanlarından, çok daha barbar, çok daha korkunç ve utanılası görecekler! Çünkü bugünün dünyasında işgalden, savaştan, katliamdan geri durmayan insan toplulukları; artık evreni, uzayı, molekülleri, tarihi, eğitim sistemlerini, sanatı didik didik ederek, dünyanın tüm medeniyet bakiyesini -sözde- en üst düzeyde hazmederek yaşamlarına geçirmişken yapıyorlar bu katliamları. Yani ortada “Dünya düz müdür, yuvarlak mıdır?” diye birbirine giren ülkeler yok artık ya da gemilerini Afrika’ya götürüp köle avlayan insan tüccarları da yok veya yeni kıtalar fethetmek için donanmasıyla istilaya gidenler de yok… Biz daha bunları hazmedememişken, bugün yaşadıklarımızı nasıl sindireceğiz? Gerçi kızlar cinsellikten zevk almasın diye klitorislerini kesen, onları üç yaşında kara çarşafa sokup ömür boyu tek başına sokağa veya okula yollamayan her çeşit yobaz/kara cahil aramızda yaşamaya devam ediyor. Ama ortada yadsınamaz kocamaaannn bir ağır gerçek var: Çağımızda, yani 21. yüzyılda yaşanan bu savaşların günahı, suçu, rezilliği, utancı, geçen yüzyılın Dünya Savaşları’na bile en az 10 basar! Çünkü yıllarca o korkunç dönemlerin filmlerini gördük, kitaplarını okuduk, bunlardan bir ders aldık sandık… Ne gezer? Yıl 2020’lere geldi, en aydın dediğiniz insanlar, Putin’in cinayetlerine arka çıkabiliyor veya İsrail-Filistin kapışmasında işine gelen tarafın katliamlarını savunabiliyor…

Bu yazıyı kaleme alırken, İsrail ve Filistin’in paylaşamadıkları toprakların geçmişi ile ilgili müthiş bir animasyona denk geldim… Yönetmen ve animasyon sanatçısı Nina Paley’nin hazırladığı 3.5 dakikalık This Land is Mine adlı kısa film, aslında tüm yaşanan savaşlara kapak olacak bir şaheser: (Tarih bilgileri Paley’den) En başında İlk Çağ insanı oralarda gezerken, Sümerler 5000 yıl evvel -kimi tarih tezlerine göre- Hindistan’dan o topraklara göçüyorlar. Ardından M.Ö. 2000’lerde Akad Kralı Saigon geliyor ve o topraklara el koyuyor, sonra M.Ö. 1564’te Kral Amosis geliyor, sonra da M.Ö. 1244’te Asurlardan Kral 1. Tukulti-Ninurta; her biri sırayla gelip, savaşarak o topraklara egemen oluyorlar. Ardından M.Ö. 1000 yılında Aramiler Babil’i istila ediyorlar, M.Ö. 550’de Perslerin Prensi Cyrus, ardından M.Ö. 334’te Büyük İskender, ardından sadece bir yıl sonra, Selefkîler İskender’den o toprakları alıyor. M.Ö. 247’de ise saltanat sırası Mısırlı Ptolemy’nindir. Ondan sonra sırayla M.Ö. 141’de Parthialı Kral 1. Mithridates, M.Ö. 64’te de Ferisiler, Parthian savaşına girip o topraklara egemen oluyor. M.S. 6’da Roma İmparatoru Augustus, Judaea’yı fetheder. M.S. 66 ve 628 yılları içinde birçok Yahudi isyanı birbirini takip etti. Bu arada sırayla Haçlı Seferleri (1119), Müslümanların onları alt edişi (1291), Osmanlıların topraklara sahip oluşu (1299), Halife’nin kontrolü ele geçirmesi (1517), sonra İngilizlerin el koyması (1916), Filistinlilerin Yahudi akını karşısında başlattıkları isyan (1933), Filistin’in Büyük Britanya yönetim merkezi olan King David Oteli’nin 1946’da siyonist yeraltı örgütü IRGUN tarafından bombalanması… Son 80 yıla baktığımızda ise, İsrail ordusu ve Filistin Kurtuluş Örgütü arasında bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar…

Yani kıssadan hisse: Kimin toprağını kime veriyorsunuz, kimden esirgiyorsunuz? Nedir alıp veremediğiniz? İnsanların üç günlük ömürlerini hastanelerde bombalanarak ve ameliyat sırasında yok olarak mı geçirmelerini istiyorsunuz? Babasının cesedi önünde ağlayan veya bacağı kopmuş çocukların dramı; masum binlerce insanın, çocuğun, hayvanın akan kanı, sizleri daha başarılı birer politikacı veya komutan mı yapacak? Çok önemli bir devlet olduğunu iddia eden İsrail, bir terör örgütünden hınç almak için sivillere karşı bir başka terör örgütüne dönüştüğünde artık diplomasi dünyasında bir ağırlığı kalabilir mi?   

Savaşın avantajlarını ya da kârını yaşayan bir halk zaten dünyada yoktur. Herhangi bir savaşı kazanan ya da daha doğrusu kendisine “o savaşı kazandığı” anlatılan halklar, buna karşın yine en ağır bedelleri öderler… Savaşlarda, galipler de mağluptur aslında… İnsanlar çocuklarını, kardeşlerini, babalarını, dayılarını, amcalarını, kuzenlerini, yeğenlerini veya en yakın arkadaşlarını ya da çalışma arkadaşlarını kaybederler bir büyük harpte. Size anlatılan yalanlara inanmayın harplerin kazananı yoktur! Ama ne demiştir Mustafa Kemal, “Ancak ülkeniz büyük bir saldırı altındaysa ve varoluş mücadelesi verirken yok olma tehlikesiyle karşı karşıyaysa ancak o zaman savaş meşrudur.”

Bu konuda Ukraynalılar’ın Rus istilasına karşı gösterdikleri direniş kaçınılmazdır ve tabii ki meşrudur. Son on günde yeniden alevlenen İsrail-Filistin Savaşı ise, hiç kimsenin kazanamayacağı, yalnız petrol ve silah tacirlerine ve para spekülatörlerine yarayan, başladığından bu yana yüz binlerce sivilin ölmesine, milyonların da mağdur, evsiz-barksız veya kolsuz-bacaksız kalmasına neden olan tarihin en kahpe savaşlarından biridir. Peki, bizler gibi iflah olmaz barışseverlerin yaşadıkları bu bitmek tükenmek bilmeyen hayal kırıklıkları nedir artık? Bu katliam düşkünlerindeki “yüz kızartıcı açlığın” bir gün sonu gelecek mi acaba?

Bombalanan 800 (maalesef şimdilik) sivilin morgu haline dönüşen o hastane konusunda her iki taraf da daha çok gürültü yapabilir. “Yok, yalan söylüyorlar da; onların yaptığı şöyleydi de, Filistinliler yaptı da, Araplar ve çeteleri yaptı da…” şeklinde her kafadan bir ses çıkmaya devam eder. Aslında burada hangisinin doğruyu söylediği veya hangisinin hatalı olduğu, çok ikincil bir konudur. Tüm bunlar su tabancaları ile oynanan bir Kızılderili-Kovboy oyunu olmadığına göre, bu çatışmaların sonuçlarında bu katliamlar, bu rezillikler maalesef işin doğal akışında ve meşhur deyimle “fıtratında” vardır!

Lütfen This Land is Mine filminin özetini bir daha okuyun. Üstüne iki tıkla Google’layıp izleyin. Ve balçık içinde yüzmeye mecbur bırakıldığımız toprakların üzerindeki egemenlik savaşının saçmalığını en derinden iliklerinizde hissedin.

Yazarın Son Yazıları

Kötülerin bitmeyen cerahati

Savaşın en ağır bedelini anneler ve çocuklar öder.

Devamını Oku
05.03.2026
Şu şaşırtıcı “demokratik” dünyamız!

Yeni Adalet Bakanı gelir gelmez, gerek mahkemelerde gerek yandaş basında CHP üzerine yeni senaryoların alevlendiğini belirtmiştim.

Devamını Oku
26.02.2026
Tehlikeli gidişatlar ve CHP’nin sorumlulukları

Türkiye yeni adalet bakanının kimliğini öğrenerek bir şok yaşadı.

Devamını Oku
19.02.2026
CHP ikazları dikkate almalı

Bu satırların sahibi, ailesinden kalan manevi mirasla 80 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’nin yanında durmuş bir isimdir.

Devamını Oku
12.02.2026
Barış süreci: Ne pahasına?

CHP, son dönemdeki çıkışlarıyla ana muhalefet partisinden birinci parti konumuna yükseldi.

Devamını Oku
05.02.2026
Tarihi ‘Özel-İmamoğlu’ tandemi

Tandem, iki unsurun tek bir ritimle, birlikte hareket etmesi olarak tanımlanır.

Devamını Oku
29.01.2026
Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Harika bir hafta yaşattın bize Zeynep! Çok teşekkürler!

Devamını Oku
23.01.2026
Üç aykırı ölüm

Her biri olağandışı vakalar. İlki, gencecik bir çocuğumuzun Türkiye’yi giderek saran çocuk şiddetinin yeni hedefi olması…

Devamını Oku
22.01.2026
İran’da özgürlük arayışı!

İran’da yaşananlar gerçekten korkunç.

Devamını Oku
15.01.2026
Bari BM ve NATO’yu kapatın!

Venezüella haberleri üzerimize yağıyor; dünya gündemini unutulmaz bir şekilde değiştiren günler yaşıyoruz.

Devamını Oku
08.01.2026
İmamoğlu’ndan Özel’e, Brigitte’ten Edip’e 2026!

Yeni yıla günaydın sevgili okurlarım!

Devamını Oku
01.01.2026
Kılıçdaroğlu ve sosyal medya kampanyaları!

Geçen hafta detaylıca yazdığım, Twitter’ın (X demek bana çok anlamsız ve içeriksiz geliyor) siber zorbalarının dev bir ablukası ile karşı karşıyayız.

Devamını Oku
25.12.2025
Twitter’ın utanmaz zorbaları ve Manifest!

Merak ediyorum, özellikle Twitter’da cirit atan bu siber zorbaları kimler yetiştirdi?

Devamını Oku
18.12.2025
Hangi hatalar zinciri bu uçurumu hazırladı?

İnsanlarımız şaşkın.

Devamını Oku
11.12.2025
CHP kurultayı: Kazananlar ve kaybedenler

1970’lerde, İstanbul’da Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde eski şampiyonlarımızdan Fehmi Kızıl vardı.

Devamını Oku
04.12.2025
CHP kurultayı demokrasiyi aydınlatacak!

CHP kurultayı, bu hafta sonu her zamanki gibi büyük bir medya ilgisi altında yaşanacak.

Devamını Oku
27.11.2025
Mustafa Kemal’i hazmedemeyen solcular!

İddianame açıklaması yüzünden geçen hafta yazamadığım konuya hemen giriyorum.

Devamını Oku
20.11.2025
İddianame ve kritik yönlendirme

Pek de sürpriz olmadı.

Devamını Oku
13.11.2025
Sahte dünyalar kuşatması

Paranın sahtesi vardır, kalpazanlar basar.

Devamını Oku
06.11.2025
Cumhuriyet, iki kahraman ve yarınlar

Dün Cumhuriyet Bayramımızı kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
CHP davasına dikkat!

Siyaset, insanların daha iyi yaşaması için yapılır, dünyanın neresinde olursa olsun.

Devamını Oku
23.10.2025
Yok olan Nobeller ve edepler

Trump bozulmuş, “Nasıl olur da Nobel Barış Ödülü bana verilmez?!” “Ben yedi savaş durdurdum, gidip hiçbir şeyi yapamamış birine verecekler o ödülü” deyip duruyordu.

Devamını Oku
16.10.2025
Özel-Bahçeli düellosu, cevapsız sorular

Sinan Ateş cinayetinin dumanı tütmeye devam ederken bu cinayetin bir numaralı sanığı 90’lı yılları anımsatan bir şekilde güpegündüz öldürüldü.

Devamını Oku
09.10.2025
‘Bombalı Nobel’ ve barış!

Bugünlerde, Trump ve Netanyahu’nun anlaşarak Ortadoğu’ya ve Filistin’e dayattıkları yeni düzenin ve “sözde” barışın hangi hızda yaşama geçip geçemeyeceğini öğreneceğiz, tabii yeni sürprizlerle karşılaşmazsak...

Devamını Oku
02.10.2025
Fenerbahçe, Türkiye ve demokrasi dersi!

Fenerbahçe Spor Kulübü’nde nöbet değişimi oldu.

Devamını Oku
25.09.2025
Misyonlarını tamamlayamayan kayyumlar!

Daha iki yıl önce kazanması için elimizden geleni yaptığımız, uğruna 24 saat koşturduğumuz Kılıçdaroğlu’nun, o gece kendisine umut bağlayan milyonların neredeyse tamamını karşısına alacak pasif duruşu ve agresif sessizliğiyle, Vito’larına binip kaybolmasına şahit olmak bize nasipmiş...

Devamını Oku
18.09.2025
Demokrasimizin açık yarası ve vazgeçilmez ikazlar

Türkiye, darbe günlerinde gördüğü sahneleri yaşadı.

Devamını Oku
11.09.2025
Kayyuma karşı halk, partisiyle direniyor!

Bunu da gördük.

Devamını Oku
04.09.2025
Anne Frank bana Gazze hakkında mektup yollamış…

Dün aldığım bu mektubu sizlerle paylaşmak istedim.

Devamını Oku
28.08.2025
Cerahatin içinde yüzüyoruz...

Haftada bir köşe yazısı kaleme alarak gündemi yakalamak için, şapkadan üç değil, beş tavşan çıkarmanız lazım!

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet İşleri Başkanı’na açık mektup

Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş...

Devamını Oku
14.08.2025
Komisyon başladı: Ufukta neler olabilir?

Cumhuriyet Halk Partisi, tabanından ve partinin ileri gelenlerinden yapılan bütün uyarılara rağmen komisyona katıldı.

Devamını Oku
07.08.2025
CHP komisyona katılmamalıdır, tersine...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve MYK’sının bu ikazları dikkatle değerlendirmeye alacaklarına inanıyorum.

Devamını Oku
31.07.2025
Bir "Altan Bey" geçti bu topraklardan

Yıl 1955, genç gazeteci Altan Öymen ve iki polis Ankara kışının ortasında…

Devamını Oku
24.07.2025
15 Temmuz’dan terörsüz Türkiye’ye...

Gündem aşırı yoğun. Ekrem İmamoğlu’na açılan en akıl almaz davalardan biri dün karara bağlandı.

Devamını Oku
17.07.2025
Satranç oynarken şahınızı veremezsiniz!

Gündem belli: AKP’nin “muhalefetsiz demokrasi modeli” için yaptığı çalışmalar...

Devamını Oku
10.07.2025
Sivas'tan bugüne... Karanlıklar ve tehditler devam ederken

Dün, 2 Temmuz’du… 32 yıl önce yobazların 35 aydınımızı yakarak katletmesinin yıldönümü...

Devamını Oku
03.07.2025
‘Mutlak butlan’a karşı CHP kararlılığı!

Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu sayesinde CHP’nin birinci parti konumuna yükseldiğini gören AKP, ne yapıp edip bu iki lideri durdurmak için her şeyi yaptı ve yapmaya da devam ediyor.

Devamını Oku
26.06.2025
Cahil ve faşist liderlerin savaşı

Aslında bu köşe yazısını kaleme almanın hiçbir anlamının olmayacağı 36 saatlik süreç yaşıyoruz...

Devamını Oku
19.06.2025
Özgür Özel’in samimi gözyaşları

Her ölüm dayanılmaz bir acıdır. Şayet o ölüm, kalp krizi, trafik kazası, elektrik çarpması, cinayet veya intiharla gelmiş ise insan nefes alamaz hale gelir.

Devamını Oku
12.06.2025