Amerika’ya Rağmen Obama

15 Nisan 2015 Çarşamba

Amerikan süper devleti ve yöneticilerinin dış politika icraatlarına dair ‘çiçek çocuk’ hikâyeleri kurgulayacak değiliz. Lakin Barack Obama’nın ‘Amerikan devletine rağmen’ yarattığı farkları da görmeli. Obama bugün Amerikan siyasi tarihinin en zorlu iki meselesi, Küba ve İran’la ilişkilerde barışın yolunu açan başkan olarak tarihe geçmeye aday. Mottosu “Eğer bir şeyi 50 yıldır yapıyorsanız ve işe yaramıyorsa, yeni bir şey denemelisiniz.”
Obama, 2009’da göreve başladıktan bir yıl sonra 1970’lerin talihsiz Demokrat Başkanı Jimmy Carter’a bile benzetildi. Küresel mali krizin sarstığı bir Amerika ve George W. Bush’tan miras dış politika enkazı devralmıştı. Carter sendromuna tutulup 2. dönemi göremeyeceğini söyleyen çok olmuştu. Köprülerin altından çok sular aktı. Obama’nın dış politika hedefi, Amerika’nın pahalı yükümlülüklerini sınırlandırmak, ödenen bedelleri ve riskleri azaltmak, kendine övgü Amerikan demokrasisini ihraç malzemesi yapmadan emsal kılmak, ortaklarıyla iş görmek, diğer büyük güçlerle gerilimden mümkün olduğunca kaçınmaktı. Büyük ölçüde oldu. Miras seçtiği iki meseleden Küba ile barışı geçen hafta Raul Castro ile yarım asır sonra buluşan ilk Amerikan başkanı olarak taçlandırdı. Bu ay başında Lozan’da İran ile varılan nükleer çerçeve anlaşması da verili statükodan semiren güçler takoz koysa dahi tarihe geçmeye aday.
Dünya işlerinde ‘mükemmeliyet’ yok elbette. Ama Obama’nın yarattığı farklar, siyah- beyaz gözlüklerle okunup tekrarlanan klişe sözcüklerin, grinin tonlarını algılamamıza mâni olamamasında... Yoksa beklentisi Amerikan askeri-sınai gücünün teslim bayrağı çekmesi olanlara bir sözüm yok.
Doğrusu ben Barack Obama kadar Amerikan devletinin kurumsal yapısını sarsan bir başkan anımsamıyorum. Dünyaya salt Amerikan hegemonyasının gözlükleriyle bakanları çileden çıkartan Obama, 3-5 sene evvel ‘yok canım’ diyeceğimiz işlere imza attı. Küba ile barış 40 sene önce bu yolda bir başkanını feda etmiş (JFK) Amerika için tarihin tersine çevrilmesidir. Yine 3-5 sene evvel ‘muhakkak olur’ diyeceğimiz hiçbir şeyse, gerçekleşmedi. Obama ABD’yi sadece daha büyük acılar yaratan askeri maceralardan uzak tuttu. (İlk dönem gerilimi düşürme çabasına rağmen 2. döneminde Ukrayna üzerinden Rusya’yla didişmesi ayrı inceleme mevzusu). Amerikan başkanlarının İsrail’le bu denli didiştiği, didişip de ‘sağlam kalabildiği’ vakıadan değilken, Obama pek az taviz verdi. Altı yıldır Filistin-İsrail barışını zorluyor. Irak ve Afganistan’dan büyük ölçüde çekilmeyi sağladı. Yetmedi Amerika’yı Ortadoğu’da neredeyse ‘paylaşılamayan, arzulanacak güç’ haline getirdi! Arap isyanları sürecinde ‘ılımlı siyasal İslam’la demokrasiye yatırım yapmaya kalkışmasının bedeli ağır oldu elbette. Kanımca hatasını bölgede stratejik dengeleme ve İran ile barış yatırımıyla telafiye çalışıyor.
Obama’yı biz seçmedik, asli sorumluluğu 300 küsur milyonluk Amerikalılarda. Ama onların çıkarının peşinde koşarken dünyanın ezilenlerine, hak, hukuk mücadelesi verenlere, azınlıklara, farklı inanç ve cinsiyet tercihinde olanlara fikri zemin sağlıyor. Kendi ülkesindeki icraatları da ışık tutuyor. Kongre’ye inat milyonlarca Amerikalı için sağlık sigortası uğraşları, 12 milyon Latin göçmeni kapsama çabaları, enerjide ısrarla fosil yakıtlara bağımlılıktan kurtulma stratejisi, şimdilerde Keystone XL projesini vetosunda somutlanan doğayı koruma ısrarı, toplumsal sorunlarda uzlaşma ve diyalog telkinleri yarattığı farkların tezahürleri. Belki ihtimamından en az nasibini alanlar kendisi gibi Amerikalı siyahlar.
Obama ülkesinde ‘sosyalist’ olmakla da suçlandı, ‘gizli Müslüman’ da yapıldı, kamuoyu ve medyada aleni ırkçılığa uzanan saldırılara maruz kaldı. Hiç kimseye açılmış tek bir davası yok!
İnsan toplumlarında sorun bitmez. Liderler söz konusu olduğunda önemli olan çözümler üreten, bunları uygulamaya çalışırken 21. yüzyılda her toplumda var olan farklılıkları kapsayıcı bir perspektifle hafifletebilen, üslup, edep-adap bilenlerini çıkartabilmek. Hem kendi insanı hem tüm insanlık namına hareket edebilecek vizyonu bulunanlara sahip olabilmek. Yoksa lider dediğin sürüsüne bereket...  


Yazarın Son Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018
Donbass cephesinden 23 Ağustos 2018
Trump’ın medya savaşı 17 Ağustos 2018
Krizimiz 8 Ağustos 2018
Şu Magnitsky 3 Ağustos 2018
Donbass damarı 1 Ağustos 2018
Meksika deneyi 4 Temmuz 2018
Yüzyılın anlaşması 29 Haziran 2018