Deniz Yıldırım

Birincil ittifak

01 Aralık 2021 Çarşamba

Yine büyümüşüz, dün açıklandı; fakat bu büyüme halka başka türlü yansıyor. Birincisi, bu büyüme emekçilerin omuzlarında, emekçileri daha ucuza, daha güvencesiz ve daha fazla çalıştırarak, sömürerek gerçekleşiyor.

İkincisi, o çok övündükleri büyümeden, bu büyümeyi yaratanlar adil bir biçimde payını alamıyor. Emekçiler asgari ücrete, geçim darlığına mahkûm ediliyor. Hem üretim hem de bölüşüm ilişkilerindeki bu çifte adaletsizlik, halkın çoğunun belini büküyor. Üstüne bir de artan vergileri, zamları eklersek, tüketim alanında da bu adaletsizlik, emekçi halk çoğunluğuyla borçlandırılmış orta sınıflar arasındaki geçişliliği, ilişkiyi ve gündem ortaklaşmasını beraberinde getiriyor. Siyasal iktidarın tercih ve kararları ise halkın sırtındaki yükü daha da büyütüyor. Böyle bir yarılma, emekten, adaletten yana ilerici siyasal ve sosyal programların, siyasetlerin öne çıkışını da zorunlu kılıyor.

Tam da bu koşullarda özellikle sol, sosyalist parti ve hareketler nezdinde de yeniden ittifaklar tartışması gündeme geldi. Partiler, girişimler üzerine yazmayacağım. Yöntem konusunu daha fazla önemsiyorum. Bu noktada, siyasal parti ya da hareketlerin mevcut halleriyle kendi aralarında yapacakları ittifaklardan önce (ya da öte), yeni döneme özgü, genişletici, toplum içinde kök salan ve gerçek sorunlara dokunup yerinde çözüm üretebilen saha deneyimlerine bakmaya ve söylemleri, kadroları, ittifakları bu temelde oluşturup geliştirmeye ihtiyaçlarının olduğunu düşünüyorum.

İlginç değil midir? Bugün aslında emekten yana, sol / sosyalist dünya görüşüne yakın öncülerin, bu alandaki partilerin giderek daralmış siyasal varlıklarının tersine, yeni toplumsal örgütlenmelerde, medyada, siyasal muhalefetin / itirazın dilinin geliştirilmesinde ve elbette kültürel alanda çok daha etkili olduklarını söylemek mümkün.

DENEYİMLER

Bakınız bugün toplumsal sahada, katledilen kadınların, haklarını alamayıp sendikasızlığa mahkûm edilmek istenen işçilerin, tarikat yurtlarına mecbur bırakılan yoksul çocukların sorunlarını gündeme getiren, çözümleri için somuta dokunup örgütleyen, toplumsal sahada bu büyük sorun alanlarında öncü tutumlar geliştiren deneyimler var ve yönleri hep sola, ilerici programlara açık. Bugün Gülsüm Kav’ı, Fidan Ataselim’i ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nu dünya konuşuyor. 

Bugün Soma’da, hakkını alamayan işçinin yanında “Öyle mi alay komutanı” diyerek sembolik bir sınır çeken Kamil Kartal, Başaran Aksu ve emekçi arkadaşlarının yarattıkları sendikal örgütlenme büyüyor. Bugün, Aladağ’da tarikat yurdunda can vermiş yoksul çocukların ailelerinin yanında, Validebağ’da halkın varlığının korunmasında, Çorlu tren katliamı mağduru ailelerle birlikte, Soma’da, Sakarya’da ölüme gönderilen emekçilerin ailelerinin hak mücadelesinde, kısacası nerede bir sömürü, kamunun talanı, haksızlık ve buna dayalı katliam varsa, orada, mağdurlarla birlikte, en önde hak ve hukuk mücadelesi veren bir Sosyal Haklar Derneği var, Can Atalay ve arkadaşları var. 

Adlarını unuttuğum deneyimler kusuruma bakmasın. Örnekler çoktur ama özeti şudur: Sıkışmalara, çözümsüzlüklere nitel müdahale bakımından sosyalistler ve halkçılar var; toplumda, belediyelerde, medyada, hak mücadelesinde, somut meselelerin çözüme kavuşturulmasında ve her yerde. Demek ki olabiliyor. Mesele, bu gibi deneyimlerden süzülen derslerle memleketin önüne yeni bir çıkış rotası koyacak siyasal örgütlenme biçiminin henüz gelişmemesi; saydığım alanlarda büyüyen birikimin, somut sorunları çöze çöze, halk içinde örgütlenme tarzının derslerinin siyasal bir alternatife tercüme edilememesidir. Bunun nedenlerini düşünmek zorundayız. Bunlar sorgulanmadan yürütülen her tartışma, nedenleri sonuç, sonuçları neden haline getirme riski taşıyor.

Bir Not: Cumhuriyet zor zamanların gazetesidir. Bu zorlukları yazarı, okuru, emekçisi hep birlikte üstlenir. İnanıyorum ki gazetemizin sekiz emekçisinin işten çıkarılması kararı da gözden geçirilecektir. İşten çıkarılan tüm arkadaşlara dayanışma duygularımı iletiyorum.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Borç 29 Ocak 2022
‘Siyasetin sonu’ 19 Ocak 2022
Deli İbram Divanı 8 Ocak 2022