Süper Lig’in en iyi kadrolarına sahip iki takımının futbol kalitesi yüksek maçını seyrediyoruz bu derbide… Güzel bir şaka değil mi? Zira maç, tahmin edileceği üzere gerçek beklentiyi karşılıyor: Bir it dalaşı. Üstelik en kalitesiz cinsinden. Zira henüz iki takım ısınırken, Mert Hakan’ın başlattığı gereksiz gerilim, ilk düdükle tüm sahaya yansıyor. İki takımın gereksiz itiş kakışına hakemin de oyunu sık sık kesmesi eklenince, pozisyonsuz, keyifsiz bir karşılaşma izliyoruz. İlk yarıdan anlatılacak tek hadise, 21. dakikada Djiku’nun ikinci yarıdan atılması. Ancak bu maçın genelinde Galatasaray’a bir avantaj sağlamıyor. Taktiğini tamamen Galatasaray’ın oyununu bozma üzerine kuran Fenerbahçe, bunu bazen oyunu gererek bazen faullerle ama çoğu zaman da iyi mücadele ile başarıyor. Özellikle Ferdi, bu mücadelelerin muzaffer ismi. Galatasaray istediği paslaşmaları yapamadıkça hata yapıyor hata yaptıkça strese giriyor. Sarı kırmızılıların ‘Harika çocukları’ Mertens, Barış Alper, Demirbay, Ziyech ve Icardi bugün takımlarını ‘ghost’luyorlar adeta. Bütün bunlara 71’de Fenerbahçe’nin Çağlar’la golü bulması ekleniyor. Galatasaray’da peşpeşe gelen ve taktiği tamamen değiştiren oyuncu değişiklikleri de yetmiyor. Galatasaray’ı yenen, Fenerbahçe’den çok, sırtlarına binen ‘büyük beklentiler’ oluyor.
Beklentiler!
Yazarın Son Yazıları
Thomas Reis pek uğraşmamış.
Bir tarafın var gücüyle hücum diğer tarafın olanca direnciyle savunma yaptığı, “langırt” ruhu taşıyan bir maç oynuyor Galatasaray ve Kocaelispor...
Zor bir deplasman mı?
Başakşehir ve Galatasaray keyifli bir maç izletiyor.
Sezonun açılış maçına, Galatasaray bir eksikle çıkıyor sahaya: “Ciddiyet”.
Ligin zirvesinde durum belli ama sıralamanın “sonu” ne olacak?
Bir taraf, lige tutunmak, diğer taraf son travmalarını silkeleyip şampiyonluğa uzanmak istiyor…
Kazanacak ve şampiyon olacak…
Son dönem derbilerinde görmediğimiz kadar ofansif bir futbolla başlıyor maç.
Çok değil 4 gün önce karşı karşıya gelmişti iki takım.
Gençlerbirliği ligin dibine kaymaktan kurtulmaya; Galatasaray liderlik koltuğundaki huzurunu bozmamaya çabalıyor…
Taktik mi yoksa psikoloji mi bilinmez, Galatasaray karşısında Kocaelispor, ilk yarıyı her anlamda “arkasına yaslanarak” geçiriyor…
Ama Galatasaray’da bu maç sorumluluk alan kadro, önceki maçın yaralarını sarmakta kararlı! 75’te maçın bir diğer yıldızı Lemina, skoru 3’e getiriyor. Sorunlu bir kadrodan sorumlu bir takım oyunu çıkartan Galatasaray yoluna devam ediyor.
Derbilerde söylenen “İyi olan kazansın” ifadesi, Trabzonspor-Galatasaray maçının ortasına yerleşiyor…
Formda bir Başakşehir ve yorgun bir Galatasaray…
Galatasaray, Liverpool karşısında maça her açıdan hazır olarak başlıyor...
Çoğu zaman tutuk geçen İstanbul derbilerinden farklı olarak tempolu başlıyor Beşiktaş-Galatasaray derbisi...
Juventus maçının “yenik muzafferi”, ligde açılan yaralarını sarmak için çıkıyor sahaya.
Teoride iki tarafın da hedefi var...
Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi yolunda gireceği sınav oldukça zorlu.
Eyüpspor karşısında, Okan Buruk’un rakip açısından göz korkutucu kadro güncellemesi, zaten “Olağan favori” olan Galatasaray’ın elini güçlendiriyor.
Galatasaray’ın puan kaybetmeden yoluna devam etmek, Rizespor’un ise sıralamada yukarılara tırmanmak istediği maçın ilk yarısında puanlar iki tarafa da yakın duruyor ilk başta.
İkinci yarı baskısını iyice artıran Galatasaray, yine bir defans hatasından Icardi ile bir penaltı golü ile skoru dörtleyip koltuğunda rahatça arkasına yaslanıyor
Karagümrük’ün maçtaki özeti “Defans arkası”.
İki Galatasaray var bu sezon.
Sezonun “piyangodan çıkan” derbisinde Fenerbahçe daha tutkulu daha konsantre.
ilk yarının son düdüğünden önce Eren’in golü izliyor (ki yarısını akıl dolu asisti nedeniyle Icardi’ye yazmak gerekiyor). İkinci yarıda dengeyi yakalamaya çalışan Trabzonspor 55’te Augusto ile cevap veriyor. Ama Yunus ve Icardi; Bordo-Mavililerin final umutlarına engel oluyor.
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.