Elçin Poyrazlar

Neden İstanbul Sözleşmesi?

16 Temmuz 2020 Perşembe

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, ya da yaygın adıyla İstanbul Sözleşmesi’nin akıbeti için karar verilmiş görünüyor. 

AKP’nin MYK toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleşmenin tek taraflı feshi konusunda talimat verdiği ve sözleşmeden çekilen Bulgaristan, Hırvatistan ve Macaristan gibi ülkeleri örnek verdiği medyaya yansıdı. 

Gerici çevrelerin ‘din, örf, adet ve geleneklerimize uymuyor, aile yapısını bozuyor’ bahanesiyle topa tuttuğu sözleşme her şeyden önce kadına şiddeti bir insan hakkı ihlali olarak tanımlayan ilk bağlayıcı nitelikte uluslararası düzenleme. 

Sözleşmenin ana maksatları arasında kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak, kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak, kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak yer alıyor. 

Sözleşme ayrıca tedbirler arasında her türlü ‘cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliklerini’ de ayrımcılık gözetmeden koruma altına alan ilk uluslararası düzenleme olma özelliği taşıyor. 

Halihazırda 46 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmış olan sözleşmenin Türkçe içeriğine buradan ulaşabilirsiniz. 

Ancak Avrupa Konseyi’nin ne hedefle bu sözleşmeyi hazırladığına ışık tutmak için belgenin girişindeki ifadelere aşağıda yer veriyorum;

Kadına karşı şiddetin ve aile içi şiddetin her türünü kınayarak;

Kadınlarla erkekler arasında de jure ve de facto (hukuki ve fiilli) eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadına karşı şiddetin önlenmesinde temel bir unsur olduğunun bilincinde olarak;

Kadına karşı şiddetin, kadınlarla erkekler arasında tarihten gelen eşit olmayan güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğunu ve bu eşit olmayan güç ilişkilerinin, erkeklerin kadınlara üstünlüğüne, kadınlara karşı ayrımcılık yapmalarına ve kadınların tam anlamıyla ilerlemelerinin engellenmesine yol açtığının bilincinde olarak;

Kadına karşı şiddetin yapısal özelliğinin toplumsal cinsiyete dayandığını ve kadına karşı şiddetin, kadınların erkeklere nazaran daha ast bir konuma zorlandıkları en önemli sosyal mekanizmalardan biri olduğunun bilincinde olarak;

Kadınların ve genç kızların aile içi şiddet, cinsel taciz, ırza geçme, zorla evlendirme, sözde “namus” adına işlenen suçlara ve kadınların ve genç kızların insan haklarının ciddi bir biçimde ihlalini oluşturan ve kadınlarla erkekler arasında eşitliğin sağlanmasının önünde büyük bir engel olan kadın sünneti gibi ciddi şiddet türlerine sıklıkla maruz kaldığının çok büyük bir kaygıyla bilincinde olarak;

Silahlı çatışmalarda sivil halkı ve özellikle de kadınları yaygın veya sistematik ırza geçme ve cinsel şiddet şeklinde etkileyen, devam edegelen insan hakları ihlallerinin mevcudiyetinin ve gerek çatışmalar esnasında gerekse çatışmalardan sonra toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin artma potansiyelinin bilincinde olarak;

Kadınların ve genç kızların erkeklerden daha fazla oranda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskine maruz kaldıklarının ve erkeklerin de aile içi şiddetin mağdurları olabileceğinin bilincinde olarak;

Çocukların, aile içi şiddetin tanığı olmak da dahil olmak üzere, aile içi şiddetin mağduru olduklarının bilincinde olarak;

Kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetten arınmış bir Avrupa yaratmayı hedef edinerek,

Aşağıdaki hususlarda görüş birliğine varmışlardır…

Kadını, çocuğu, şiddet mağdurlarını, göçmenleri ve tüm cinsiyet kimliklerini korumak isteyen bir sözleşmenin birilerini rahatsız ettiği çok açık. 

İstanbul Sözleşmesi, işte tam da bu nedenle, tam da bu dönemde, yırtıcı gözler ensemizdeyken bize hiç olmadığı kadar lazım. 

İstanbul Sözleşmesi'nin tam metnini aşağıdaki linkten bulabilirsiniz;

https://rm.coe.int/CoERMPublicCommonSearchServices/DisplayDCTMContent?documentId=0900001680462545


Yazarın Son Yazıları

Kanamak ya da kanamamak? 17 Eylül 2020
Tetiği çektim Yoongi 7 Eylül 2020
Rejim ve çocuklar 3 Eylül 2020
İpek... 26 Ağustos 2020
Sütyen 21 Ağustos 2020
Pembe Forma 10 Ağustos 2020
Öteki anneme veda 8 Ağustos 2020
O sırada siz… 4 Ağustos 2020
İyi ki Ayasofya var 12 Temmuz 2020
18 yıllık *Dislike 11 Temmuz 2020
‘Sembolik 2 bayan’ 5 Temmuz 2020
Korona mültecileri 27 Haziran 2020