Ne yapmamalı?

Ne yapmamalı?

02.06.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dünkü yazımda siyaseten katledilen Parlamenter Demokratik Rejimi yeniden hayata geçirmek için neler yapılması gerektiğini belirtmeye çalışmıştım.

Bugün “Demokratik Rejim’i öldürmemek için ne yapmamalı” sorusuna yanıt aramak istiyorum.

***

Bir Demokratik Rejim’in en büyük düşmanı “kimlik siyasetidir”.

Her insanın kimliği kendisi için mukaddestir.

İnsanlığın evrimine göre her bireyin üç tane mukaddes kimliği vardır (veya olabilir).

Birinci kimliğimiz, insanlığın toplayıcı, avcı döneminden gelen, soy, sop, aşiret, boy, aile kimliğidir.

Genellikle soyadımız bunu belirtir.

İkinci kimliğimiz, insanlığın Din-Tarım Dönemi’nden gelen, inanç kimliğidir.

Dinler ve mezhepler bu kimliğimizi belirtir.

Üçüncü kimliğimiz insanlığın Endüstri Dönemi’nden gelir...

Irk ve milliyet aidiyeti bu kimliğimizi belirtir.

İnsanlığın eriştiği son aşama olan Bilişim Dönemi’nde bütün bu mukaddes nitelik taşıyan kimliklerin eşit olduğu kabul edilir:

Demokratik Devlet, kendi yurttaşı, vatandaşı olan bütün insanları, aile, din, mezhep, ırk, milliyet, dil, renk, cinsiyet, cinsel eğilim farkları olmaksızın eşit kabul eder.

***

Genellikle kendi yaptıklarıyla, başarılarıyla kendilerini tanımlayamayan kişiler bu mukaddes kimliklere sığınırlar.

Oysa bu kimlikler tarihsel nitelik taşırlar.

Yani bir bireyin değerini değil, onun ait olduğunu düşündüğü grubun tarihsel değerini belirtir.

Ama yine de bu her üç kimlik de bunları benimseyenler için gerçekten mukaddes ve saygın nitelik taşırlar.

Buraya kadar, bu kimliklerin Demokratik Rejimle çatışan bir yanı yoktur.

Sıkıntı, bu kimliklerden birinin veya birkaçının siyasette oy almak için kullanıldığı zaman ortaya çıkar.

***

Demokrasiyi kendi iktidarları için istismar eden politikacılar, belli dinsel veya etnik kimlikleri oy avcılığı için kullanırlar.

Oysa bütün dinler tarihi, bırakınız farklı dinleri, aynı dinler içindeki mezhepler arasındaki kanlı kavgaların tarihidir.

Bu mezhep kavgalarının kökeninde ise zaten iktidar kavgaları vardır:

Hıristiyanlıkta Katoliklerin ve Ortodoksların farklılaşması, sonra, Katoliklerle Protestanların kavgaları, İngilizlerin Anglikan oluşları, hep iktidar savaşlarının sonuçlarıdır.

Müslümanlıkta da üç ana mezhep olan Sünnilik, Şiilik ve Haricilik, Hz. Ali ile Muaviye arasındaki iktidar kavgası sonunda oluşan farklılıklardır.

İşte günümüzdeki Çağdaş ve Laik Demokratik devletlerin vatandaşlık temelinde, bütün mukaddes kimlikler arasında eşitliği öngörmesi, bütün bu tarihsel kavgaları, düşmanlıkları, iktidar kavgalarını önlemiştir.

Ama ne yazık ki iktidarları için siyaseti ve Demokratik Rejimi istismar eden politikacılar, oy avcılığı yaparak belli bir din ya da belli bir mezhep üzerinden propagandaya başladıkları zaman, yurttaşlar arasındaki eşitliği bozar, toplum içinde ayrışmalara, düşmanlıklara yol açarlar.

Bu nedenle Çağdaş Demokratik Devlet’in Laik niteliği her ilkeden önce özenle korunması gereken bir ilkedir.

Ülkemizde çoğunluğun kimlikleri olan İslam dini ve/veya Sünni mezhebi üzerinden, tarikatlar aracığıyla beslenen bir biçimde, politikacılar tarafından da ayrımcılık yapılması Demokrasimiz için büyük bir tehlikedir.

***

Irk ve milliyet aidiyeti de mukaddes bir kimlik olarak, Demokratik Siyasette istismar edilmemesi gereken bir konudur.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan ve ırkçılığa dayanan Nazizm dünyayı kana bulayınca, etnikçiliğin Demokratik Rejimi nasıl tehdit ettiği bir kez daha, çok büyük bedeller ödenerek anlaşılmıştır.

Bu konu da, ülkemizde zaman zaman (Türkeş’in oğlu Yıldırım Tuğrul Türkeş’in nitelemesiyle) “azgın” eğilimler gösteren milliyetçilik akımları açısından Demokratik Rejimi tehdit etmektedir.

Unutulmamalıdır ki Türk Milliyetçiliği Atatürkçü niteliğinden ve Demokratik özelliğinden saptığı zaman, Kürt Milliyetçiliğinin ayrılıkçı çizgiye kayması ve her iki milliyetçiliğin de Demokratik Rejimi tehdit etmesi gündeme gelmektedir.

***

Özetle, ülkemizde Demokratik Rejim yeniden inşa edilirken, mukaddes kimliklerin siyasette istismarı önlenmeli, “kimlik siyaseti” yapılmamalıdır.

Yazarın Son Yazıları

İç cepheyi güçlendiren destan

İran’a da sıçrayan sıcak savaş, Türkiye’nin “Ortadoğu Bataklığı”na girmesinin ne denli sakıncalı olduğunu, İktidara bir kez daha anımsatmış görünüyor.

Devamını Oku
13.03.2026
Üçüncü darbe: 12 Mart

Bugün, ülkemizi bu karanlık döneme taşıyan “12 Mart 1971 Darbesi”nin 55. yıldönümü.

Devamını Oku
12.03.2026
Dava: İktidarın iletişim felaketi

Bir halk, bir iktidardan ne bekler?

Devamını Oku
10.03.2026
En korkunç yalan ve yalancı

Sizce en korkunç yalan hangisidir?

Devamını Oku
08.03.2026
Savaşa çare: 4 ülkede seçim!

Ortadoğu’daki savaşa ve bu savaşın ülkemize bulaşma olasılığına karşı tek çare, ABD, İsrail, İran ve Türkiye’deki seçimlerdir!

Devamını Oku
06.03.2026
Türkiye’ye füze düşerken, emperyalizmle savaş?

Bir İran füzesinin Türkiye’ye düştüğü sırada bir okurum soruyor: “ABD, İran’daki ‘Molla Diktatörlüğüne’ saldırdı.

Devamını Oku
05.03.2026
Savaşın tetikçisi ve asıl amacı

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı, “Büyük Ortadoğu Savaşı”nın günümüzdeki son aşamasıdır.

Devamını Oku
03.03.2026
Emperyalizm, Lumumba, Musaddık, Allende ve Atatürk

ABD ve İsrail, İran’a saldırıyı başlattı.

Devamını Oku
01.03.2026
Statü: Anzaklılaştırma bakanlığı

Ey Okur Bu yazı, son yıllardaki akıl almaz trajik olayların yaktığı beynimin ürettiği bir İRONİ yazısıdır.

Devamını Oku
27.02.2026
Laiklik sadece devletin değil toplumsal barışın da temelidir

“Siyaset” ya da “Politika”; biri Osmanlıcadan biri Batı dillerinden gelen aynı anlama sahip iki sözcüktür.

Devamını Oku
26.02.2026
En korkunç darbe yargı eliyle laikliğe karşı darbedir!

Çağdaş Demokratik Devlet, kültürel, mukaddes ırk ve inanç kimlikleri ne olursa olsun, bütün vatandaşlarına eşit muamele eden devlettir.

Devamını Oku
24.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da ‘vicdan’ları vardır (3)

Bu üç yazılık diziyi, Sosyal Psikolojik temellere dayanarak “Grup Baskısı” kavramı ve kimi zaman onunla çatışan “Bireysel Vicdan” hakkındaki bilgilere dayanarak yazdığımı açıklamalıyım...

Devamını Oku
22.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır! (2)

“Komisyon”un raporuna ilişkin “Vicdani” soruları da Pazar gününe bırakarak...

Devamını Oku
20.02.2026
‘İktidar mensupları’nın da vicdanları vardır (1)

ÖNCE VİCDAN KAVRAMINI TANIMLAYALIM...

Devamını Oku
19.02.2026
Faşizmi siyaseten öldüren, onun ‘mutlak egemenliği’dir!

Tarih, Sosyoloji (Toplumbilim) ve Siyasal Bilim bize bütün Faşist Liderlerin ve Faşist Rejimlerin hem insanlık tarihinden hem insanlık değerlerinden, hem de kendi toplumsal ve kişisel gerçekliklerinden de kopmuş olduklarını gösterir.

Devamını Oku
17.02.2026
Adalet, bilim ve özgürlük, yok edilemez ki! (3)

Korku ne?

Devamını Oku
15.02.2026
Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026