Seküler hilafet (3)

Seküler hilafet (3)

07.01.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemizde “Hilafet isteklerinin” dile getirildiği ve iktidar tarafından bir “Anayasa darbesi” yapıldığı, yani bir “Rejim bunalımı” yaşandığı sırada, yeniden gündeme getirilen Prof. Dr. Naciye Selin Şenocak’ın 2015 yılında yaptığı “Seküler Hilafet” açıklaması ve söylediklerinin eleştirilmesi üzerine yayımladığı savunma pek çok bakımdan sorunlu.

İlk açıklamasının eleştirisiyle başlayalım:

1) Hilafetin İslam Âlemi’ni birleştireceği savı tarihsel, siyasal ve dinsel olarak bütünüyle yanlıştır.

Tam tersine, Emeviler zamanında siyasal egemenliği pekiştirmek için gelenekselleştirilen Hilafet kurumu, İslam Âlemini bütünleştirici değil, bölücü bir işlev yapmış, Sünni-Şii-Harici ayrılığını üretmiştir.

Hatta bir ara Bağdat’ta, Mısır’da ve Endülüs’te üç farklı hilafet kavramı, aynı anda, üç ayrı devlette, siyasal egemenlik için kullanılmıştır.

2) “Seküler Hilafet” kavramı oksimorondur; uygulanması olanaksızdır.

Dinden bağımsız bir hilafet kavramı siyasal tarihe de dinler tarihine de inançlara da mantığa da aykırıdır:

Hilafet, İslam Devleti’ni yöneten kişinin, Hazreti Peygamber’in devlet yönetimindeki halefi, ardılı, temsilcisi, (emirül mümin) olduğu iddiası ile kurulmuş ve istismar edilmiş, siyasal/dinsel egemenlik kaynağı gerekçesi olarak da kullanılan dini bir makamdır.

Dini bir makamın “Seküler”, yani “dinden bağımsız” olması olanaklı değildir.

3) “Hilafet kurumu halen bizde mevcut. Büyük Millet Meclisi’nde mevcut” ifadesi, İslam dini açısından da İslam ülkeleri açısından da Türkiye Cumhuriyeti açısından da yanlıştır, gerçekdışıdır. 

Hilafetin Meclis’te olduğu iddiası, Mustafa Kemal Paşa’ya Halife olmasını öneren Cumhuriyet karşıtı hilafetçilerin 1920’lerde kullandıkları, zorlama ve gerçeklere aykırı bir iddiadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet egemenliğine dayalı Cumhuriyeti temsil eden, Demokratik olarak seçilmiş bir meclistir.

Hilafet ise egemenliğin din adına zorbalıkla sürdürüldüğü bir Ortaçağ devletinde, tek bir kişi tarafından temsil edilir.

Bu her iki kavram da ne fiilen ne kurumsal ne de kuramsal olarak ne tek bir kişide ne de tek bir mecliste birleşebilir ya da birlikte var olabilir.

4) “Güvenlik Konseyi gibi, Türkiye’nin başını çekeceği beş (Müslüman) ülke” ifadesi, günümüz dünyasında Türkiye’nin konumuna uygun ve gerçekçi bir ifade değildir.

Çünkü Türkiye, İslam ülkeleri içinde lider konumunda olmadığı gibi, bu ülkeler tarafından liderliğinin kabul edilmesi de söz konusu değildir.

(Bu fikir sadece, İslam düşmanı Faşist Samuel P. Huntington tarafından, Atatürk’ü eleştirmek ve Türkiye’yi Batı’dan koparıp Ortadoğu’ya geri yollamak için icat edilmiş bir öneridir.)

Üstelik Birinci Dünya Savaşı sırasında, Halife-Sultan yani Padişah V. Mehmet Reşat, Halife olarak “Cihad-ı Ekber” (En Büyük Cihad) ilan etmiş ama bunu Müslüman Araplar bile kabul etmemiş ve Araplar, İngilizlerle bir olarak Müslüman Osmanlı ordularını arkadan vurmuşlardır.

Özetle, Şenocak’ın Hilafetin yeniden gündeme gelmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye’nin liderliğinde BM benzeri bir İslam Devletleri Siyasal Örgütü kurulması önerisi, bütün siyasal ve teolojik kavramlara ters olduğu gibi, günümüz dünyasındaki gerçeklere de aykırıdır.

***

Şenocak’ın, yukarıda eleştirdiğim, bozuk bir Türkçe ile yaptığı konuşmasına ilişkin eleştirilere karşı yine bozuk bir Türkçe ile yaptığı savunma ise çok daha sorunludur:

Konuşmasının gündeme getirilmesini “halkımızı kin ve nefret söylemlerine itmek” diye niteliyor ve gündeme getirenleri de “provokatörlükle” suçluyor.

Ayrıca “Hilafet”, “Sekülerizm”, “Laisizm”, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi”, “etimolojik kavram”, “Sosyolojik bir kurum”, “Seküler bir yapı”, “provokatif biçimde bir algı operasyonu aparatı” terimlerini ve ifadelerini de ya bilmiyor ya da çarpıtıyor.

Ne üslubu ne savunduğu fikirler ne de bu fikirleri savunurken kullandığı gerekçeler, evrensel akademik standartlara uygun!

***

Şenocak’ın ilk açıklamasını ve sonraki savunmasını okurken aklıma, SADAT’ın “Asrika” modeli geldi:

Hilafet özlemlerinin uluslararası arenada kullanılması gibi boş ve olanaksız bir hevesin ifadesi!

Yazarın Son Yazıları

Bilim karşıtlığı-2: Rasathane, güvercin ve katledilenler

Unutmayalım: Türkiye bugünlere cinayetlerle ve darbelerle getirildi ve YÖK de bir askeri darbe kurumudur!

Devamını Oku
13.02.2026
Üniversite çökertilirse gelecek kalmaz!

Son kabine değişikliği, seçimlere giderken ortamın daha gerileceğinin işareti olarak görülüyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Sami Selçuk: ‘Kaba güç ölümcüldür!’ (8)

Cumhurbaşkanı, Türkiye genelinde toplam 25 bin 449 hâkim ve Cumhuriyet savcısının görev yaptığını belirtmiş.

Devamını Oku
10.02.2026
Sami Selçuk: Değiştirilen yargıçlar ve uzayan davalar (7)

Herhalde İktidar sayesinde (!) olağanlaşmış olan “Haksızlık, Hukuksuzluk ve Adaletsizlikler”, hukuk, yargı ve akademi çevrelerinde bütünüyle kanıksanmış olmalı ki, “Hukuksuzluk Olgusu” üzerine yazdığım yazılar, iki üç kişi hariç, bu çevrelerde, insanları utandıran bir sessizlikle karşılandı.

Devamını Oku
08.02.2026
Laik hukuk yoksa ne ‘süreç’ olur, ne ‘açılım’ ne de ‘barış’! (6)

DÜN 5 ŞUBAT LAİKLİK GÜNÜYDÜ!

Devamını Oku
06.02.2026
Hukuksuzluk en çok iktidara ve topluma zarar verir (5)

Hukuksuzluk, yani kuralsızlık ve keyfilik, en çok onu yapan iktidarlara ve onların yönettikleri toplumlara zarar verir; çünkü istikrarı bozar!

Devamını Oku
05.02.2026
Hukuksuzluk yapanlar hapisteyken... (4)

HUKUKSUZLUK, sadece devletin değil, toplumun da altını oyuyor: Adalet, güvenlik, ekonomi, iş hayatı, aile, günlük yaşam, ahlak, nezaket, terbiye, geleceğe umut, bütün değerler, kurallar, güvenceler yerle bir oluyor...

Devamını Oku
03.02.2026
Yemin, ahlak, hukuk, namus ve şeref (3)

Bugünkü makalem, bu konuda art arda yazdığım üçüncü yazı.

Devamını Oku
01.02.2026
Hukuksuzluk Türkiye Cumhuriyeti’nde sürekli olamaz!

Yine dünkü Cumhuriyet...

Devamını Oku
30.01.2026
Hukuksuzluk, ahlakı, güvenliği ve devleti de yok eder!

Dünkü Cumhuriyet’in manşeti “‘Çete Lideri’ne VIP ayrıcalığı” biçimindeydi...

Devamını Oku
29.01.2026
Engellenen on parmak mucizesi

Kitaplarımı önce el yazımla yazmaya başlardım.

Devamını Oku
27.01.2026
Uğur Mumcu’yu bir devrimci olarak anmak

Dün, Uğur Mumcu’nun 1993 yılında dinci/ faşistler tarafından haince katledilişinin 33. yıldönümüydü.

Devamını Oku
25.01.2026
Emperyalizmin bilinci ahlakı ve vicdanı

ABD, Suriye’yi teslim ettiği HTŞ (Ahmed eş Şara) ile IŞİD’le mücadele ve İsrail’le ittifak konularında anlaşıp artık SDG’ye ihtiyaçlarının kalmadığını ilan edince Kürtler şaşkınlık içinde, “ABD bize ihanet etti, ABD bizi sattı” kıvamındaki sözlerle yakınmaya başladılar.

Devamını Oku
23.01.2026
Yerli ve milli klavye mucizesini kim katletti?

29 Nisan 2025 günü elektronik postama bir mektup geldi...

Devamını Oku
22.01.2026
Sol tartışır sağ malı götürür (6)

Suriye’deki son gelişmeler, Emperyalizm ile radikal siyasal İslamın bütünüyle anlaştığını gösterdi.

Devamını Oku
20.01.2026
Kuramsal tartışmalar ve ittifak arayışları (5)

Gerek Kemalizm ve Atatürkçülük üzerine, gerekse Marksizm ve Sosyalizm üzerine yapılan kuramsal ve kavramsal tartışmaların sonu yoktur.

Devamını Oku
18.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 4

Türkiye şu anda “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen “Şahsım Devleti” modelinden kaynaklanan bir “Rejim Bunalımı” ile karşı karşıya.

Devamını Oku
16.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 3

Kemalistler ile Sosyalistler arasındaki ittifak arayışı, tarihimizin en özgürlükçü Anayasası olan 1961 Anayasası sonrasında, TİP’in kuruluşu...

Devamını Oku
15.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025