Hedefteki Ülke: İran

16 Ocak 2012 Pazartesi
\n

\n\n\n

İranda nükleer enerji sektöründe çalışan bir bilim adamı Mustafa Ahmedinin geçen hafta, bombalı bir saldırıyla öldürülmesi ABD ve/veya İsrail İrana ne zaman saldıracak sorusunu, saldırı bir kere başlarsa nerede duracak sorusuyla, saldırının bölgedeki tüm olası etkileriyle birlikte gündeme getirdi.

\n

‘İran savaşı’ üçüncü \t\tyılına girerken

\n

ABD ve/veya İsrail ne zaman saldıracak sorusuna, Washington Institute for Near East Policynin İran Güvenlik İnisiyatifi Direktörü Patric Clawsonun verdiği bence iki yıl önce (saldırdı bile-E.Y.) cevabından (New York Times 11/01) hareketle, Mustafa Ahmedinin ölümüyle savaşın üçüncü yılına girdiğimizi varsayabiliriz. Hatta 2007de Ardeşir Hüseyinpurun zehirlenmesiyle başlayan sürecin tümünü göz önüne alarak, beşinci yılına girdik bile diyebiliriz.

\n

İsrail gazetesi Haaretzin derlediği şu listeye bakar mısınız? Masud Ali Muhammed (12/01/2010), Majid Şahriyari (29/11/2010), Abadan rafinerisinde patlama (24/05/2011), Darious Rezainejad (23/07/2011), füze üssünde patlama, bir general 16 ölü, 15 yaralı (12/11/2011), İsfahan Nükleer Tesislerinde patlama (28/11/2011), Yazd kenti nükleer tesislerinde patlama 7 ölü (11/12/2011) ve geçen hafta Mustafa Ahmedi. Bunlara ek Fareydun Abbasi 2010’daki saldırıdan yaralanarak kurtuldu, İran Atom Enerjisi Örgütünün başına getirildi.

\n

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi eski yetkililerinden ve Ulusal Güvenlik Konseyi uzmanlarından William Tobeyin, “2007’den bu yana altı saldırıdan beşinin, taşıtlara yapıştırılan mıknatıslı bombalarla gerçekleştirildiğine” (Daily Beast /Newsweek, 13/01/12) ilişkin saptaması, suikastların sistemli bir biçimde, tek bir kaynak tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor. Natanz Nükleer Tesislerine yönelik Suxnet bilgisayar virüsü aracılığıyla yapılan sabotajı da bu listeye eklediğimizde, İranın, 2010dan sonra giderek tırmanan bir saldırı altında olduğunu söyleyebiliriz.

\n

ABD yetkilileri Kesinlikle bizden kaynaklanmıyor diyorlar. İsrail, saldırıları sahiplenmiyor. Ancak Le Figaro İsrail gizli servisinin İran muhalefetiyle işbirliği yaptığını savunuyor. Der Spiegel de ağustosta yayımladığı bir raporda İsrailin, MOSSADın yeni başkanı Tamir Pardo önderliğinde İrana karşı gizli bir savaş sürdürdüğünü iddia ediyordu (The Guardian 11/01/2012). Son saldırı, İsrail Genelkurmay Başkanının “2012 İran için çok kritik bir yıl olacak. İranda çok sayıda doğal olmayan şey yaşanacak uyarısından hemen sonra gerçekleşmişti. Yine de kimi İsrailli yetkililerin, Bölgede İranda sorun çıkartmak isteyen tek ülke biz değiliz uyarıları (The Guardian) “bu saldırıların arkasında kim var sorusuna kesin bir cevap vermeyi zorlaştırıyor. Bu bağlamda, Hürmüz Boğazı, Şii nüfusun kışkırtılması, Suudi kaynaklı medyada dile getirilen İran korkularına bakmak yeterli.

\n

Süreç hızlanıyor mu?

\n

Geçen hafta gelişmeler aniden yoğunlaştı. ABD, haziran ayından itibaren İranla petrol ticaretinin finansmanını global olarak yasaklayacağını, bir AB yetkilisi, İrana petrol ve petrokimya ürünlerini kapsayan bir ambargonun 23 Şubatta onaylanacağını açıkladı. Aynı günlerde İran ikinci bir tesiste daha uranyum zenginleştirmeye başladığını, Rusya ile petrol ticaretinde artık dolar kullanmayacağını açıklıyor, ambargolara misilleme olarak Hürmüz Boğazını kapatmaktan söz ediyordu. Perşembe günü Los Angeles Times ABDnin körfezdeki askeri varlığını arttırmaya başladığını, cuma günü New York Times ABDnin İrana, Hürmüz Boğazının kapatılmasına asla izin verilmeyeceğine ilişkin gizli bir mesaj gönderdiğini aktarıyorlardı.

\n

Diplomatik trafik de hızlanmıştı. ABD Hazine Bakanı Çini ambargolara katılmaya ikna etmeye çalışırken Halkın Günlüğü gazetesi, Çinin İrandan petrol almayı durdurmasının neden olanaksız olduğunu anlatıyordu. Bu ekonomik yaptırımlar bir BM kararından değil, ABD politikalarından kaynaklanıyordu; ABD uluslararası topluluk demek değildi. Ambargolar Çinin stratejik çıkarlarına zarar verecekti. (13/01). ABD Çini ambargoyu desteklemeye ikna edemeyince, perşembe günü, Çinin önemli petrol şirketlerinden Zhuhai Zhenronga mali ambargo uygulayacağını açıkladı. Cumartesi günü, Çin gazetesi, Global Timesın baş yorumcusu, ABDye boyun eğilmemesini, bu küstahlığa gereken cevabın verilmesini istiyor, böylece ABD-İran çelişkisi yeni bir boyut kazanıyordu.

\n

Christian Science Monitorun bir yorumuna göre Rusya da İranın nükleer projelerinden kaygı duymakla birlikte yalnızca İran ve Suriyeye karşı ABD kaynaklı yaptırımlara, BM Güvenlik Konseyinden bu yönde bir karar çıkmasına kesinlikle karşıydı. Enerji Bakanı Taner Yıldızın Bizim için BM kararları bağlayıcıdır, başkalarının kararları değil sözlerini aktaran Financial Timesa göre Türkiye ambargoya katılmayacaktı.

\n

Bu gelişmeler, ambargonun başarılı olamayacağını düşündürürken, BBC Kriz derinleşiyor, bir çatışma önlenebilir mi diye soruyor, Telegraph, ilan edilmemiş savaşın ısınmakta olduğunu savunuyor, Pekin Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Enstitüsünden Dai Xu, İrana yönelik açık bir saldırının 2012 içinde gerçekleşmesini bekliyordu (Global Times, 12/01). Financial Timesta James Blitzin yorumuna göre 2012nin küresel güvenlik gündeminin başında Batı, İranla bir savaşa ne kadar yakınlaştı sorusu var (13/01).

\n

Savaş ne kadar yakın?

\n

Önümüzdeki haftalarda körfezde İran, ABD ve İsrailin neredeyse aynı zamanda gerçekleştireceklerimanevralarsırasında birprovokasyonolasılığını bir kenara bırakırsak ABD ve/veya İsrailin İrana saldırma olasılığı ne kadar yüksek? ABDnin etkili dış politika yayınlarından National Interestte geçen hafta yayımlanan iki farklı analize göre, bir provokasyona zorunlu cevap verme olasılığı dışında saldırı çok riskli bir seçenek. Elbridge Colby ve Austin Long imzalı yazı, pek fazla ilgi çekmeyen, ama çok önemli bir soruya işaret ediyor: Bir saldırı başladıktan sonra süreç nasıl sonlanacak?”; dahası Bir saldırıdan sonra İran teslim olmazsa ne olacak?”, “uzun süreli bir bombalama operasyonu boyunca ABD uluslararası desteği ve ittifaklarını nasıl muhafaza edecek? Malou Innocentin yorumunda,Irak, Afganistan, Pakistan, Somali, Yemen, Libya deneylerinden sonra, İrana saldırmayı savunmadan önce insan biraz düşünür diyor. Innocent, olaylardaki tırmanmanın, yeni bir körfez savaşına, ekonomik krize yol açacağını savunuyor, MOSSADın eski başkanlarından Daganın ve Halevynin bir saldırının aptalca olacağına”, “İsraili ve tüm bölgeyi 100 yıl sarsacağına, eski ABD Savunma Bakanı Gatesin kuşaklar boyu gelecek cihat dalgasını tetikleyeceğine ilişkin uyarılarını aktarıyordu.

\n

Bunlar, bölgede istikrarın sağlanmasına öncelik veren bir paradigma içinde son derecede akılcı uyarılar. Ama ya ABDnin, Yeni Savunma Stratejisi bağlamında, bir paradigma değişikliğiyle karşı karşıyaysak? Ya ABD artık Ortadoğu petrollerine, gazına Çin kadar bağımlı olmadığını, bu farkı stratejik avantaj olarak kullanabileceğini düşünmeye başladıysa; istikrar yerine, uzaktan dengelemeye Çinin yükselişini engellemeye öncelik veriyorsa?..

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Rejim ve realite 29 Ekim 2020
Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020