Evden çalışma ne kadar mümkün?
Erinç Yeldan
Son Köşe Yazıları

Evden çalışma ne kadar mümkün?

01.07.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Covid-19 salgınının ekonomide ve sosyal yaşamda yaratmış olduğu tahribatın bir uzantısı da kuşkusuz, çalışma yaşamına ilişkin uzantıları oldu. Salgına karşı alınan izolasyon tedbirleri doğrultusunda milyonlarca insan evlerinden - çoğunlukla iletişim teknolojilerinin olanaklarına dayalı olarak çalışma düzenine geçti. Evden çalışma bir taraftan çalışma özgürlüğü ve esneklik kazanımı olarak yorumlandı. Buna göre çalışmanın esnekleştirilmesi bireye yepyeni özgürlükler sunmaktaydı. Daha ötesi, bu tür çalışma biçimi aslında çağımızın gereği olarak görülmeliydi. 

Diğer yandan işin eve taşınması ile birlikte insanların sosyal bir varlık olarak diğer insanlar ile olan ilişkilerinin parçalandığı; sosyal yaşam ile çalışma faaliyetinin iç içe geçerek, artık değere dayalı açık sömürüyü de yoğunlaştırmakta olduğu savları daha yüksek sesle ifade edilir oldu. Covid-19 salgınının yol açtığı “yeni” iş düzeni, işverene işçinin her hareketini izleyebileceği, zamanını nasıl kullandığına doğrudan müdahale edebileceği koşulları oluşturmaktadır. Zamanın kullanımı artık sadece pazar ekonomisinin mantığına tabidir. 

“Yeni çalışma” biçimi aslında Marx ve Engels’in Manifesto’da dile getirdiği üzere, “kişisel onuru mübadele değerine dönüştüren... (ve) o tek acımasız özgürlüğü, ticaret yapma özgürlüğünü kutsayan” burjuvazinin tahakkümünü güçlendirmektedir.

***

Sözü daha somuta indirgeyelim ve ülkemize getirelim: Türkiye’nin evden çalışması ne kadar mümkün? Evden çalışma kimler için, hangi sektörlerde, hangi mesleklerde, hangi ücrette ve hatta hangi illerde daha mümkün? Sorular önemlidir; zira kapitalizmin parçalı ve güvencesiz istihdam biçimlerinin bir arada yaşandığı ülkemizde, “evden çalışma karşılığı edinilecek ücretin ve özgürlüğün” kimlere tanınan bir ayrıcalık olacağının bilinmesi gereklidir.

Bu sorulara yanıt veren önemli bir çalışma Bilim Akademisi yayın organı Sarkaç sitesinde Nisan 2020’de iki genç meslektaşımız, Uğur Aytur (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi) ve Cem Özgüzel (Paris School of Economics) tarafından kaleme alındı. “Türkiye’nin Evden çalışması Mümkün mü?” başlıklı çalışma, Türkiye’de hangi mesleklerin evde yapılmaya müsait olduğunu, bunların bölgesel ve endüstriyel bazda nasıl farklılıklar gösterdiklerini ve ücretlerden aldıkları payları belirlemeyi amaçlamış.

Aytur ve Özgüzel, çalışmalarında TÜİK’in Hanehalkı İşgücü anketi verilerinden hareketle her bir mesleğin ne derecede evden yapılabildiğini hesaplamakta. Aytur ve Özgüzel’in ulaştığı sonuçlara göre Türkiye’de özel sektörde işlerin sadece yüzde 24’ü evden yapılmaya elverişli gözükmekte. Dolayısıyla, Türkiye’nin mevcut endüstriyel ve mesleki yapısı birçok kişinin aslında işini evden devam ettirmesini mümkün kılmadığını göstermekte.

Yazarların bulgularına göre, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin ancak yüzde 5’i evden çalışmaya olanaklı. Bu oran inşaat sektöründe yüzde 12; imalat sanayiinin bütününde ise sadece yüzde 15. Dolayısıyla, reel sektörün önemli itici gücü olan sektörlerde evden çalışma olanağı işçilere kapalı durumda. Hal böyle olunca, evde yapılabilir işlerin ücret payları da bu ana eğilimi izliyor. Evde yapılabilir işlerin ücret payı tarımda yüzde 10, imalat sanayiinde ise yalnızca yüzde 22. 

Aytur ve Özgüzel, çalışmalarını coğrafi boyuta da taşımışlar ve Türkiye’de il bazında evden çalışmaya en uygun ortamın nerede olduğunu araştırmışlar. Bulgulara göre İstanbul (yüzde 30), Ankara (yüzde 29) ve İzmir (yüzde 26) evden yapılabilir işlerde başı çekiyor; Güneydoğu ve İç Anadolu’da ise evden iş yapma olanağı zayıf görünüyor.

Özetle, yüksek becerili, eğitimli ve profesyonel hizmet sektörlerinde çalışanlar evden çalışma konusunda görece olarak daha fazla şansa sahip gözüküyor. Dört yıllık üniversite mezunu ve üstü eğitim düzeyine sahip çalışanlar, işlerinin ortalama yüzde 50’sini evden yürütebilirken, bu oran daha düşük eğitimli işgücünde yüzde 17’ye düşüyor. Yüksek becerili çalışanların toplam ücretten aldıkları pay yüzde 54. Düşük becerili işgücü ise ortalama olarak sadece yüzde 18 pay alabiliyor. 

Covid-19 sürecinin işgücü piyasalarındaki parçalanmayı ve güvencesiz yapıları daha da derinleştirmekte olduğu çok net. Bu sürece müdahale ise kısa çalışma ödeneği ve krediye ucuz erişim türünden gelip geçici tedbirlerden çok daha kapsamlı müdahaleleri gerektirmekte. Zira, üretebilme ve ücretli işe erişim olanakları kısıtlandıkça, ücret ve işsizlik baskısı artıyor, sömürü yoğunlaşıyor.

Yazarın Son Yazıları

Amerika’da enflasyon yeniden

Amerika’da enflasyon yeniden

Devamını Oku
19.05.2021
Kârların aşısından halkların aşısına...

Kârların aşısından halkların aşısına...

Devamını Oku
12.05.2021
Girişimci fabrikası üniversiteden enflasyona...

Girişimci fabrikası üniversiteden enflasyona...

Devamını Oku
05.05.2021
Halkın ekonomisi, ‘Özgür İktisat’

Halkın ekonomisi, ‘Özgür İktisat’

Devamını Oku
28.04.2021
Rakamların anlattığı: 128 milyar dolar ve 60 milyar TL

Rakamların anlattığı: 128 milyar dolar ve 60 milyar TL

Devamını Oku
21.04.2021
Mundell ve açık makroekonomi

Mundell ve açık makroekonomi

Devamını Oku
14.04.2021
2018 Ağustos sonrasında enflasyon ve ücretler

2018 Ağustos sonrasında enflasyon ve ücretler

Devamını Oku
07.04.2021
Üniversiteler küresel tehdit altında

Üniversiteler küresel tehdit altında

Devamını Oku
31.03.2021
Halkların Merkez Bankası tarihi

Paranın ve merkez bankacılığının serüveni, insanlık tarihinde görece yeni bir olgu.

Devamını Oku
24.03.2021
Bitmeyen masal: Yapısal reform

Bitmeyen masal: Yapısal reform

Devamını Oku
17.03.2021
Türkiye’de kadın olmak

Türkiye’de kadın olmak

Devamını Oku
10.03.2021
Büyüme, istihdam, bölüşüm üstüne

Büyüme, istihdam, bölüşüm üstüne

Devamını Oku
03.03.2021
Aşı emperyalizmi

Aşı emperyalizmi

Devamını Oku
24.02.2021
24 Haziran 2018 ve sonrası

24 Haziran 2018 ve sonrası

Devamını Oku
17.02.2021
Türkiye İşçi Partisi 60, DİSK 54 yaşında

Türkiye İşçi Partisi 60, DİSK 54 yaşında

Devamını Oku
10.02.2021
Biden’ın üçlemi

Biden’ın üçlemi

Devamını Oku
03.02.2021
Kapitalizmin 1980 dönemeci ve 24 Ocak’lar

Kapitalizmin 1980 dönemeci ve 24 Ocak’lar

Devamını Oku
27.01.2021
Üniversite nedir, ne değildir?

Üniversite nedir, ne değildir?

Devamını Oku
20.01.2021
‘Yeni’ Türkiye’de mutfağın enflasyonu

‘Yeni’ Türkiye’de mutfağın enflasyonu

Devamını Oku
06.01.2021
Ücretli emek, küresel ekonomide ve Türkiye’de

Ücretli emek, küresel ekonomide ve Türkiye’de

Devamını Oku
30.12.2020
Leo Panitch ve ütopyalarımız

Leo Panitch ve ütopyalarımız

Devamını Oku
23.12.2020
Paris Sözleşmesi’nin beşinci yılı

Paris Sözleşmesi’nin beşinci yılı

Devamını Oku
16.12.2020
Salgın günlerinde asgari ücret gerçekleri

Salgın günlerinde asgari ücret gerçekleri

Devamını Oku
09.12.2020
Krize karşı paketler ve büyüme

Krize karşı paketler ve büyüme

Devamını Oku
02.12.2020
19 Kasım öncesi ve sonrasıyla sanayi

19 Kasım öncesi ve sonrasıyla sanayi

Devamını Oku
25.11.2020
19 Kasım’ı beklerken

19 Kasım’ı beklerken

Devamını Oku
18.11.2020
Sınırsız sömürü, dibe doğru yarış

Sınırsız sömürü, dibe doğru yarış

Devamını Oku
11.11.2020
ABD seçimleri

ABD seçimleri

Devamını Oku
04.11.2020
Cumhuriyetin 97. yılında sanayileşme sorunumuz

“Son dönemin en kritik yapısal reformu hayata geçti. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Sanayileşme İcra Komitesi’ni kuruyoruz. Ekonomi tarihimizde böyle bir vizyon ilk defa hayata geçmiş olacak. Bu komitede, sanayimize seviye atlatacak ve ülkemizi geleceğe hazırlayacak kararlar, ilgili bakanlıklarla birlikte alınacak. (...) Uzun vadeli kamu alımlarını destekleyebileceğiz, böylece sanayide ölçek oluşumunu teşvik edeceğiz. Finansman, gümrük, çevre, altyapı, lojistik ve enerji gibi alanlarda kurumlar arası koordinasyonu hızlandırıp yatırımcının önünü çok net görmesini sağlayacağız. Tedarik zincirlerindeki kritik ürünlerin yerlileşmesini teşvik edip yurtiçi üretim çeşitliliğini zenginleştireceğiz.”

Devamını Oku
28.10.2020
IMF’den dünya ekonomisinin görünümü

IMF’nin yılda iki kez yayımladığı “Dünya Ekonomisi Görünümü” (WEO) raporunun ardından Dünya Bankası ile birlikte düzenlediği yıllık toplantılarının ardından gözler bir kez daha dünya ekonomisinin Covid-19 krizi ve sonrasındaki olası seyrine çevrildi.

Devamını Oku
21.10.2020
Amerikan emekçisinin sağlığı ve yoğunlaşan sömürüsü

Amerika Başkanı Trump’ın Covid-19 virüsüne yakalanması ve neredeyse mucizevi bir biçimde kısa sürede sağlığına kavuşarak görevine geri dönmesi, geçen haftanın önemli başlıklarından birisiydi.

Devamını Oku
14.10.2020
Kalkınmayı planlamak

Ülkemizin yoğun ve yıpratıcı gündemi arasında, geçen hafta sessiz sedasız bir yıldönümü kutlandı: Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bundan 60 yıl önce 30 Eylül 1960’ta 91 sayılı kanun ile kurulmuştu. Böylece Türkiye, kalkınmasını artık “iktisadi ve toplumsal hayatın bütününü göz önünde bulunduran ve en son tekniklere dayanan yeni ve ileri bir planlama anlayışı içinde gerçekleştirilecekti”.

Devamını Oku
07.10.2020
Eskimiş bir ‘Yeni Ekonomi Programı’

2020-2023 yıllarını kapsayan Yeni Ekonomi Programı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından dün açıklandı.

Devamını Oku
30.09.2020
Türk Tabipleri Birliği nedir? Ne yapar?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’na dayanarak 23 Ocak 1953’te kuruldu. Altmış beş ile yayılmış tabipler odalarına kayıtlı yüz bini aşkın hekimi bünyesinde barındırmakta. Üyelerinin yarısı kamuda çalışan, üyeliği zorunlu olmayan hekimlerden oluşuyor.

Devamını Oku
23.09.2020
K-tipi büyüme: Gelirin eşitsizliği

Ulusal ekonominin seyrindeki inişli çıkışlı dalgalanmaların alfabenin harflerine benzetilerek açıklanmaya çalışılması ekonomi gündemimizin renkli ve popüler uğraşları arasında. Özellikle ilgi çeken harf, V ! Bununla daralan bir ekonominin, aynı hız ve kararlılıkla çıkışa geçeceği vurgulanıyor. Örneğin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçen hafta içerisinde yaptığı açıklamada, “tüm öncü göstergeler Türkiye açısından en kötünün geride kaldığını gösteriyor. 2. yarıda ‘V’ şeklinde toparlanma bekliyoruz” sözleriyle bu beklentiyi dile getirmekteydi.

Devamını Oku
16.09.2020
Türk Tabipleri Birliği Uyarıyor

Bu satırların yazıldığı sırada dünyada toplam olgu sayısı 27 milyon 436 bin kişiyi aşmış; virüs nedeniyle yaşamını kaybedenlerin sayısı 896 bin kişiye ulaşmış idi. 7 Eylül itibarıyla, Sağlık Bakanlığı’nca yayımlanan resmi verilere göre, ülkemizdeki aktif olgu sayısı 281 bin 509 kişi; yaşamını kaybedenlerin sayısı ise 6 bin 730 idi.

Devamını Oku
09.09.2020
Milli gelirin normal halleri

Türkiye’nin milli geliri 2020’nin ikinci çeyreğinde bir yıl öncesine oranla yüzde 9.9 azaldı.

Devamını Oku
02.09.2020
Türkiye’nin enerji sorunu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, geçen hafta “Türkiye, tarihinin en büyük doğalgaz keşfini Karadeniz’de gerçekleştirdi” sözleriyle kamuoyunda bir süredir beklenmekte olan müjdeyi açıkladı. Erdoğan, 320 milyar metreküp doğalgaz rezervi bulunduğunu belirterek “Hedefimiz 2023’te Karadeniz gazını milletimizin kullanımına sunmaktır” dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da söz konusu müjdeyi “Artık cari fazlayı ve döviz fazlasını konuşacağımız yeni bir dönem başladı” sözleriyle karşıladı.

Devamını Oku
26.08.2020
Döviz kurunda rekabetçi olmak

Türk Lirası’nın uluslararası paralar karşısında hızla değer yitirdiği günlerin ardından konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, dövizdeki pahalılığın vatandaşlar açısından önemli olmadığının altını çizerek “Önemli olan kurun seviyesi değil rekabetçi olup olmamasıdır” dedi ve “Turizmin gelmesi için ihracatçı için benim para birimim daha cazip, daha rekabetçi olsun” görüşünü savundu.

Devamını Oku
19.08.2020
Türk Lirası’nı ve TC Merkez Bankası’nı anlamak

Başlığımızdan yola çıkalım: “Türk Lirası’nın seyrini ve TC Merkez Bankası’nın ne yapmak istediğini anlamak” hiç de zor değil aslında… Bu sorulara yanıt verebilmek için çok derin iktisat bilgisine de ihtiyaç gerekmiyor. Biraz sağduyu, en temel birkaç veriyi izlemek ve önyargılı, bağnaz inançlardan uzak, akılcı düşünmek yeterli. Ama bu saydıklarımız içinde de en zor olanı sonuncusu: Bağnazlık ve kör inançlara değil, bilimsel şüpheye ve aklın üstünlüğüne dayanmak.

Devamını Oku
12.08.2020