Çocuklara Armağan Bir Bayram

22 Nisan 2020 Çarşamba

Yarın 23 Nisan. 1920’de milletin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini duyurduğu tarih. Atatürk 23 Nisan’ın bayram olarak kutlanmasına 1924’te karar verir. Ve bundan beş yıl sonra, 1929’da, Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak çocuklara armağan ettiğini duyurur. O tarihten beri dünyada çocuklara bayram armağan edilmiş tek ülke olmanın kıvancını yaşıyoruz. 

Cumhuriyet’ten önceki Osmanlı döneminde çocuklar için hiç şarkı bestelenmemiştir. Televizyonun gündelik hayata girmesiyle reklam cıngıllarının kulakta kalıcı melodisi çocukların da ezberlediği ilk ezgiler olmuştu. İlkokulda korolar halinde söylenen şarkılar ise yabancı kaynaklardan uygulamaydı. Çocuklar giderek televizyonun sunduğu, kaset piyasasının ünlülerine ait şarkıları öğrendiler.  Buna bağlı olarak Küçük İbo’lar sahneye çıktı. Anadolu’nun dört bir yanından çocuklar günün birinde bir Küçük İbo olabilmek ateşiyle kavrularak türkü çağırmaya koyuldular. Şimdi de çok izlenen programlarda ünlü piyasa şarkıcılarını taklit edebilen, müzik kulağı olan çocukları izliyoruz. Onların hayalinde bir gün o televizyon programında gerçek star olabilmek var. Böylece büyüklerin şarkılarını ve sahne tavırlarını taklit ediyorlar. 

Giderek zorlaşan sınav yarışları nedeniyle nice okulda müzik dersi kaldırılarak yerine diğer derslerinin takviyesi yapıldı. 

Korolar En Önemli Eğitim Merkezi

Çocuk sesine göre şarkı bestelemek ayrı bir hünerdir. Çocuklar için şarkı yazan besteci ses aralığı olarak, mi notasının üstüne çıkmamalı, si bemol’ü alt sınır bellemelidir. Ayrıca çocuk ruhunun uçarılığını, ritmik coşkusunu yansıtmalıdır. 

Wolfgang Amadeus Mozart, annesinin ölümünden sonra “Ah, vous diai-je, Maman” teması üstüne piyano çeşitlemeleri besteler. Bu yapıtın teması Türkçe’ye de “Daha dün annemizin kollarında yaşarken” sözleriyle uyarlanmış. Ezginin ve çeşitlemelerin yalınlığı çocuksu çağrışımlarla işlenmiş. 

Çocuk korolarının eğitimi Batı’nın ortaçağ kiliselerine dayanır. Rönesans’ta ve Barok döneminde de koroların içinden yetişen solistler ve besteciler zamanın ünlüleri arasına girmiştir. Özellikle 19. yüzyılda nice besteci büyük koro ve senfoniyi içeren yapıtlarına bir de çocuk korosu eklemiştir. Örneğin Berlioz, Faust’un Lanetlenmesi’nde koroya 300 çocuk öngörür; Mahler’in Binler Senfonisi’nin korolarında 350-400 çocuk yer almalıdır. 

Tarihimizde Çocuk Müziği

Osmanlı müzik tarihine göz atınca, klasik Türk müziğinde çocuklara yönelik hiçbir eser çıkmaz karşımıza. Cumhuriyet’in çoksesli müzik eğitiminde ilk kez çocuklara seslenen ve çocukların seslendirebileceği ölçütlerde yazılmış koro yapıtları başlar. Önce uyarlanmış yabancı marşlar, ardından özgün, çağdaş Türk bestecilerinin yapıtları: Muammer Sun, Cenan Akın ve Yalçın Tura bu yolda çocuklar için sağlam şarkılar bestelemişlerdir. Bugün ülkemizde “çocuk şarkısı” dağarcığını oluşturan bu üç bestecimize çok şey borçluyuz. Çocuk korosu için şarkıları, müzikli radyo oyunları ve yayımladıkları nota kitapları ile Muammer Sun, kendini müzik eğitimine adamıştır. Daha eskilerden Münir Ceylan’ın ve Hulusi Öktem’in müzik kitapları da çocuklara yalın şarkıların yolunu açarlar. 

Şef Howard Griffiths’in yönettiği ve kendi açıklamalarıyla alımlı kıldığı çocuk konserleri masal karakterleriyle, çocuklara senfonik köprüler kuruyordu. Sonradan bu tür programların daha sık yapılması için ne çok başvuru oldu. Neyse ki yılda bir kez olsun 23 Nisan’da çocuklar ciddiye alınıp onlara özgü program düzenleniyor. Çocuklar ise televizyondaki pop müzikçilerle kendilerini özdeşleştirip bir an önce çocukluktan kurtulmanın düşlerini kuruyorlar.


Yazarın Son Yazıları

Davuldan Kahveye Kadar 27 Mayıs 2020
Helikopterler ve müzik 20 Mayıs 2020
Sessizlik ve müzik 13 Mayıs 2020
Acılar ve müzik 6 Mayıs 2020
Bitmeyen senfoniler 11 Mart 2020