Gülengül Altınsay

Bağımsızlık mı?

20 Şubat 2020 Perşembe

Gençliğimiz “Tam bağımsız Türkiye” sloganlarıyla geçti. Ülkenin tam bağımsız olmasını dilemek her vatandaşın gönülden istediği bir şey. Aradan bir sürü zaman geçti; dünya değişti, Türkiye değişti. Zamanla farkına vardık ki, ülkenin dışarıya karşı bağımsız olması yetmiyor. Ülke içinde de kurumların, özellikle yargı kurumlarının ve topluma hizmet eden kurumların bağımsız olması gerek. Bu işi yapacak ehliyetteki kişiler tarafından siyasi kaygı duyulmadan yönetilmesi gerek.

Yani bazı kurumlardan şikâyet ederken önce ne kadar bağımsız olduklarına bakmak gerek.

AİHM: Tahkim bağımlı

Bakın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bizim Tahkim Kurulu’nun eski Trabzonlu futbolcu Ömer Rıza ve hakem Serkan Akal’a ilişkin verdiği kararların “adil yargılama” olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verdi. TFF’nin Tahkim Kurulu’na baskı yaptığı ileri sürüldü ve Tahkim Kurulu’nun bağımsız çalışması için önlem alınması gerektiğini de açıkladı. Bu kararı, Tahkim’le aynı konumdaki PFDK ve hatta MHK için de geçerli sayabilirsiniz.

Zaten herkes kurumların verdiği dengesiz kararlardan şikâyetçi.

Buna karşın TFF Başkanı Nihat Özdemir, “Süper Lig’in 18 kulübü de hakem kararlarından şikâyetçi” diyerek işi “taraftarlık” kapsamına sokmak istiyor ama nafile.

Hakemler, VAR/AVAR ve PFDK o kadar çelişkili, standarttan yoksun kararlar verdiler ki artık kimse futbolun adil ve kitaba göre yönetildiğine zerre kadar inanmıyor. 

İnanmıyor da, “Bu kurumlar ne kadar bağımsız, bağımsızlıkları ne kadar güvence altında” diye sormuyor. Adaletsizlikten daha fazla pay alma yarışında herkes. Bu durumda da tepeden en çok bastırabilen gemisini yürütüyor.

Siyaset karışamamalı

Çözüm kendi kararlarını kendileri verebilen bağımsız kurumlar.

Mesela İngiltere’de hakemler her şeyden herkesten bağımsızlar. Hatta bir limited şirket yapısındalar. Ne kadar ilginç (!) değil mi?

Ayrıca bizde TFF başkanı da, MHK başkanı da başka işleri olan hem de büyük işleri olan işadamları. Futbolun içinden gelen, işi sadece futbol olan vizyon sahibi hiç mi kimse yok bu ülkede? Yayıncı kuruluşta pozisyonları yorumlayan Deniz Çoban mesela MHK’nin başında olsa bundan daha iyi olmaz mı? Herkes bildiği işi yapsa yani.

MHK’si, PFDK’si atama ile o mevkiye getirilince kendilerini oraya atayanlara karşı ne kadar tarafsız olabilirler sizce?

Anlayacağınız inanılmaz bir kargaşa yaşanıyor futbolun yönetiminde.

Eğer gerçekten siyasetin futbola  karıştırılmasını istemiyorsanız, siyasetin futbola karışamayacağı bir yapı oluşturup güvencelerle donatmanız gerek. Atama değil gerçekten adil seçim esasını getirmeniz gerek.

Büyük maçlar

Şimdi bu hafta zirveyi ilgilendiren iki büyük maç var; Beşiktaş-Trabzonspor, Fenerbahçe-Galatasaray. Ve inanın bu karşılaşmalara dair sorulan iki soru “Hakemler kim olacak”, “Hakemler nasıl yönetecekler” şeklinde. Buraya yazmayayım ama şimdiden tahminler başladı bile; “Şu maçı beraberliğe bağlarlar, öteki maçı şuna verirler” diyorlar şimdiden.


Yazarın Son Yazıları

Eski virüs: Transfer 2 Temmuz 2020
Burak’la kolay 27 Haziran 2020
Ağlayan çocuklar 26 Haziran 2020
İcraat zamanı 19 Haziran 2020
Yoklar varlar 14 Haziran 2020
Yeni anormal 23 Mayıs 2020
Risk çok büyük 14 Mayıs 2020
Girdik bir yola 7 Mayıs 2020
Para, para, para 27 Nisan 2020
Normale dönmeyelim biz 11 Nisan 2020
Sahada cinayet var 19 Mart 2020
Yokların derbisi 16 Mart 2020