Laikliği Savunmanın İvediliği

11 Ocak 2015 Pazar

Charlie Hebdo’ya vahşi saldırı sonrası artan tehditler, tehlikeli olasılıklar üzerinde serinkanlılıkla düşünmenin, tehdidin boyutlarını öğrenmeye çalışmanın, karşı koymak için ne yapılabileceğini tartışmanın zamanıdır. Sıcağı sıcağına, laf kalabalığına, algı yönetimine izin vermeden yapmalı bunu.
Birinci sıradaki tehlike ve tehdit, tıpkı 11 Eylül sonrası olduğu gibi insan hak ve özgürlüklerini sınırlandırmak için İslamcı terörizmin bir bahane olarak kullanılmasıdır. Bunun uzantısı, Ortadoğu ülkelerine “demokrasi” getirmek için saldırmanın, askeri müdahaleler için zeminin oluştuğunun savunulması olabilir. Ortadoğu ülkelerinde Selefilerin kan dökmeye devam etmesi, terörün Batı ülkelerinde kendini vahşi bir şekilde göstermesi bu türden analizleri kolaylaştıracaktır.

***

Türkiye’de ise bir süredir hazırlıkları yapılan ve önümüzdeki günlerde Meclis’te görüşülmesi beklenen “güvenlik yasaları” için hükümet yetkilileri ve MİT tarafından sıklıkla dile getirilen “tehlike arttı, her yerde saldırı olabilir” havası, gerçek ya da hayali ihbarlarla pekiştirilerek “toplumsal rızanın” daha kolay sağlanması amaçlanıyor. Bu proje eşzamanlı olarak laikliğe saldırıyı hızlandırmayı da öngörür. Öyle olur; çünkü geniş kitlelerin yeni önlemlere rızasının alınması için “Selefiliğin makbul yorumunun” egemen, yani devlet politikası olacağına ikna edilmesi gerekecektir. Bunun için Charlie Hebdo saldırısı gibi saldırılar kınanacak, arkasından “ama”“fakat”lı, Batı’da gerçekten yükselen İslamofobi tehlikesini öne çıkaran yorumlara ağırlık verilecektir.

***

İşte bu nedenle laikliğin ısrarla savunulması, demokratik Cumhuriyetin temeli olduğunun sıklıkla vurgulanması ivedi olarak gereklidir. Laikliğe saldırının yasal zemininin, yukarıdan devlet politikası olarak hazırlandığı, aşağıdan her türden aşırı, fantezi sayılabilecek adımlarla pekiştirildiği ortadadır. Bu, kadınlarla ilgili devlet projelerinde de, alt düzeyde; imam, müftü, sokak ilahiyatçısı, fetvacı köşe yazarı türünden “mümtaz şahsiyetlerin”, “Çocuklar namaza yetişemiyor cuma resmi tatil olsun”, “Kadın evde otursun, kahkaha atmasın, üç beş çocukla kariyer yapsın” gibi yoksul ve eğitimsiz kesimlerin ikna edilmesini amaçlayan popülizmde kendini gösteriyor. Bu nedenle de yalnızca devlet katındaki hazırlıklara değil, aşağıdaki yoğun, hız kazanmış faaliyete de, nerede ortaya çıkıyorsa orada karşılık vermek zorunludur.

***

Laikliğin yaşamsal önemi anlatılacaksa bir gerçeğin daha bilinmesinde yarar vardır. Laikliği Batı coğrafyası ile sınırlı, Doğu ile kesinlikle bağdaşamaz bir olgu gibi anlatan, buradan da emperyalist Batı’ya karşı haklı itirazları, laiklik karşıtlığı ile birleştirmek isteyenlere fırsat vermemek de önemlidir. Samir Amin’in Modernite Demokrasi ve Din adlı eserinde (Özgür Üniversite Yayınları) kapsamlıca anlattığı gibi; “Laiklik Batılı bir fenomen değil, modernitenin bir koşuludur.”
Aydınlanmanın ve kapitalist gelişmenin bir ürünü olan modernite ile yollarını ayıran, ona gelişme kapılarını kapatan kapitalist Batı, dinin yığınların yönetilmesi, yönlendirilmesi için kullanılabilir en iyi araçlardan biri olduğunu keşfetti. Hitler, Mussolini, Franko, Salazar rejimleri dini kullanmayı çok iyi başardılar. Ama Batı hâlâ o ikiyüzlü Batı’dır. Kazanımlarını teslim etmeye yanaşmayan kitleler nedeniyle, direnen kiliselere rağmen laik seküler ülkeler haline geldiler; ama dinin Doğu’da etkin olarak kullanılması hâlâ politikalarının başlıca araçlarındandır.

***

Laikliğin tümüyle devreden çıkartılması on yılı aşkın bir süredir Türkiye’de resmi politikadır. “Tehlikenin farkında mısınız?” uyarıları bugüne kadar işe yaramadı. Ama artık bıçak kemiğe dayanmıştır. O nedenle de ülkenin geleceğinin siyasal İslamcıların, bağnazlığın hâkimiyetine geçmesini istemeyenler ellerini çabuk tutmalıdırlar. Önümüzdeki günlerde IŞİD’ci, El Kaide’ci terörist yobazlık, Selefiliğin farklı yorumları piyasayı kaplayacak, ölüm ile sıtma arasında seçim yapmamız istenecektir. Sağlıklı yaşamayı seçiyorsanız, laiklik için ayağa kalkmanız gerekiyor.
Hem de hiç zaman yitirmeden, hemen bugün...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018