Hilmi Türkay

Zor Gelen Çeyrek Final

15 Mart 2013 Cuma

Pazar gecesi Saracoğlu tıkabasa doluydu, hiç susmadı taraftar... Bence asıl doluluğun, desteğin dün olması gerekiyordu. Bate maçı da sessizdi. Aynı filmi Plzenle bir kez daha yaşadık. Tribüne asılıp bırakılan Ruhumuz sizinle pankartı yetmez, takımı ateşlemez, yapılan hatayı örtmez. Futbolcu taraftarını karşısında görmek ister, işin raconu budur. Peki sizler (hepiniz değil) neden doğru olanları yapmıyor da hep kötülükleri seçiyorsunuz? UEFA adım adım izliyor, iki yıl gözaltındasın, bir daha olursa ihraç. Sahaya o meşaleleri atanlar, 50 bin kişinin hakkını çaldı. Locan, VİPin var gelip oturamıyorsun. Üstelik büyük paralar vermişken... Sevmeyi de dövmeyi de bilmiyoruz. Polis taraftarı didik didik arıyor, üzerinde suç aletlerine rastlanıyor, adamlar mahkemeye çıkartılıyor, bir de bakıyoruz ellerini kollarını sallayarak dışarı çıkmışlar. Ders alınsın derken biraz daha azıyoruz. Tek bir şey kaldı; herkesin yanındakinden sorumlu olması. Bu kaçıncı oluyor artık yeter. Seyircisiz maçta ceza alan başka kulüp belki de dünyada yoktur. O halde gülelim mi yoksa ağlayalım mı halimize?.. 12. adam eğer tribünde ki yerini almış olsaydı sanırım çok daha farklı görüntüler ortaya çıkabilirdi. Seyirci takım için her zaman önemli faktörlerden birisidir, onlardan yoksun maç kazanmak zor olur. Taraftar hep ateşleyici pozisyonundadır. Yeri gelir zarar da verebilir. F.Bahçeliler buna iyi bir örnek. Peşpeşe alınan cezaların altında yatan gerçek; işin içinde provokatörlerin olmasıdır. Bilinçli yaptıkları apaçık belli, organize olmuşlar. Daha önceden de ifade ettim. Bu yaşananlar akıllı bir insanın yapacağı iş değil. Kulüp avukatları bizzat gidip savunma verdiler, neye yaradı? Mimlemişler bir kere, ağzınla kuş tutsan yaranamazsın, vukuatların sayıca fazla. Ya düzeleceksin ya düzeleceksin... Başka çaren yok. Stat çevresine göz attım, olağanüstü polis çemberi vardı...Merak ettim dev ekran bu kez neden kurulmadı diye... Yine olabilirdi. Çünkü küçük beyinlilerin sayıları bu ülkede bir hayli çok. Kimin işgüzarlığıydı o gün hala çözemedim. Sözüm ona yarar amaçlıydı, gördük gelen desteği!.. Futbol sahaları bir bayram yeridir, insanlar alanlara dostça gelir, maç izler, stresini atar, yine dostca ayrılırlar. Biz de bu durum enine boyuna tartışılır. Şiddet çoğu zaman futbolun önüne geçer. Halende öyledir. Tribünler boş olunca oyunun keyfi hiç olmuyor. Kulübe yazık günah. Bu sezon ki kayıpları maddi yönden çok büyük oldu. Başkan Aziz Yıldırım, oluşan bazı yeni gruplara tepki gösteriyor, haksızda değil. Çevreler diyor ki Başkanın şekeri yükselince ne yaptığını bilmiyor. Hayır bu işin şekerle filan alakası yok. Varını yoğunu F.Bahçe için adamış kişi, sadece haksızlıklara tahammül edemiyor hepsi bu.

\n

***

\n

Fenerbahçede Webo sakat, Meireles cezalı, Emre prosedür gereği yok. Keşke oynasalardı, açıkçası aradım üçünü de... En çok da Emreyi...

\n

Mücadelede ilk yarı. Öncelikle neyi anlatsam acaba? Fenerbahçenin kötü oluşunu mu, Plzenin baskı kurup oyunu rakip sahada tutmasını mı, hata üstüne hata yapan Selçuk Şahini mi, sakatlandığı ana kadar hiçbir varlık gösteremeyen Mehmet Topalı mı, sürekli arkadaşlarını uyaran kaleci Volkanı mı, Gökhanla pozisyonlarda anlaşamayan Kuytı mı, yoksa gole imzasını atan Salihi mi?

\n

Kötü oyuna sünger çekeyim. Ancak böyle bir maçta çeyrek final ayağına gelmişken bu kadar kötü olma lüksün yok. Bravo Salihe. Kendisinin en büyük destekçilerinden biriyim. Bu çocuk Fenerbahçe forması altında her maçta artık sahaya çıkıp oynamalı. Oynasın ki tecrübe kazansın. Kenarda oturtulmasına karşıyım. Salihin oyuna girmesiyle Sarı - Lacivertlilerde gözle görülür bir değişim oldu. Genç yetenek iki top aldı, iki top verdi, iki dikine attı sonra da muhteşem golü yaptı. Helal sana Salih kardeş. Keşke seyircin de yanında olsaydı, sen de tribünlere koşsaydın. İsmin anons edildiğinde 55 bin taraftar koro halinde Kadıköyü inletseydi. Dün gece olmadı, umarız bir dahaki sefere olur. İkinci yarının başı, Fenerbahçe iki gollük pozisyonu harcıyor. Biri gol olsa işlem tamam. Sonra Plzenden eşitlik. Volkanın topa en ufak hamlesi yok. Uzun zamandır hep bu tarz golleri yiyor. Tedirginlik başlıyor. Top hep rakibin ayağında. Fenerbahçenin ne yapmak istediğini anlamakta zorluk çekiyorum. Çek takımının direkten dönen bir de şutu var. Gol olsa ayıkla pirincin taşını. Neyse ki Fenerbahçe zor bir geceden ucuz kurtuldu. Keşke daha iyi bir çıkış göstermiş olsalardı.

\n

Yazarın Son Yazıları

En ‘Mesut’ rüya 19 Ocak 2021
İki farklı F.Bahçe 12 Ocak 2021
Harika gece 8 Ocak 2021
Thiam’ın gecesi 5 Ocak 2021
Umut ışığı 24 Aralık 2020
Tisserand yaktı 20 Aralık 2020
Bozgun 13 Aralık 2020
İyi ki varsın Altay 7 Aralık 2020
Olmuyor Erol Hocam 30 Kasım 2020
Sosa, Emre’nin kopyası 22 Kasım 2020
Kazandı ama... 26 Ekim 2020