Aydınlıktan Karanlığa

31 Ekim 2020 Cumartesi

Yaşımız küçük olsa da evde konuşulanlardan, çevremizde olup bitenlerden, ufak tefek anı kırıntılarından anımsadığımız, daha sonra okuyarak bilincine vardığımız o dönemi iyi ki yaşamışız...

1960-70 döneminden söz açıyoruz...

Çoğunluğu ele geçirip zorba bir yönetime evrilen Demokrat Parti iktidarı bir devrim ile sona erdirilmiş, çağdaş, uygar, demokratikleşmeye hız veren bir anayasa kabul edilmiş.

Kurtuluş Savaşı kahramanı İsmet İnönü, yıllardır unutulmaya yüz tutmuş “bağımsızlık” ilkesini, ABD Başkanı Johnson’a “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu dünyada yerini bulur” diyerek alnımızda yeniden ışıtmış.

Sosyalist TİP kurulmuş. TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’ın “güleryüzlü, insancı sosyalizm” söylemi, hem Cumhuriyet devrimi ile toplumculuğu birleştiriyor, hem de her türlü güdüme karşı bağımsızlığı önceliyor..

TİP’in yarattığı heyecan, CHP’yi “ortanın solu” ile buluşturmuş.

Aydınlar kıpır kıpır. Öğretmenler, Türkiye Öğretmenler Sendikası’nı kurmuş. İmece dergisi çıkıyor. Metin Erksan, Fakir Baykurt’un Yılanların Öcü’nü, Necati Cumalı’nın Susuz Yaz’ını filme çekmiş.

Türk Dil Kurumu Roman Ödülü’nü de kazanan Kemal Tahir’in Devlet Ana romanı üzerinden “Asya Tipi Üretim Tarzı” tartışmaları yapılıyor.

Gençlik, özellikle Avrupa’dan gelen benzer esintiyle daha çok sosyal adalet, özgürlük, eşitlik istiyor. Bozuk düzene karşı “bağımsız Türkiye”yi savunuyor.

Özetle, Türkiye düşünüyor, sorguluyor, kafasını çalıştırıyor.

Türk Kurtuluş Savaşı’nı örnek alan Cezayirliler bağımsızlığına kavuşmuş. Ülkesinin Cezayir’e ilişkin tutumunu eleştiren düşün insanı Jean-Paul Sartre’ın tutuklanmasını isteyenlere karşı “Sartre Fransa’dır” diyen Charles de Gaulle Fransa cumhurbaşkanı. Ho Chi Minh, ABD’nin saldırısına karşılık Vietnam bağımsızlık hareketini sürdürüyor. İngiliz düşünür Bertrand Russell, Vietham Savaşı’na ve nükleer silahlanmaya karşı çıkıyor. 

TİP Başkanı Mehmet Ali Aybar da ABD’nin Vietnam’daki savaş suçlarını yargılayan Uluslararası Russell Mahkemesi’ne yargıç olarak seçilmiş.

CIA ve diğer emperyalist istihbarat örgütlerince öldürülen gazeteci, siyasetçi, şair Lumumba’nın başbakanı olduğu Kongo başta olmak üzere, Afrika’da birçok ülke sömürge olmaktan kurtulmuş.

Arap Sosyalist Birliği’ni kurmuş olan Nasır, Mısır Devlet Başkanı. Sosyalizm ile akrabalığı olan Baas’çılar Irak’ta ve Suriye’de iktidarda.

İngiltere’de İşçi Partisi yönetimde. Almanya’da, Hitler’e başkaldırmış Willy Brandt’ın sosyal demokrat hareketi ağırlıkta. İsveç’i, Olof Palme’nin sosyal demokratları yönetiyor. İtalya’da, sosyalistler hükümet ortağı olmuşlar. Tito, Yugoslavya’da özyönetimi uyguluyor.

Böyle bir Türkiye ve böyle bir dünyadan bugünlere geldik...

Bir de şimdiki yöneticilere, yönetimlere ve yönetim biçimlerine bakınca gördüğümüz tablo ortada: Dünya toptan bir yeni ortaçağa yuvarlanmış...

Çare ve çıkış vardır: Karamsarlığa düşmeden uygarlığın, bilimin, özgür düşüncenin peşini bırakmamak.

İnsanlık, aklını kullanarak bu karanlıktan da kurtulacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020