Acının adı: Filistin
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Acının adı: Filistin

20.05.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İsrail hep olduğu gibi Gazze’yi bombalıyor, sıkışmış küçük bir bölgede gene en çok çocuklar ölüyor. Dünyanın her yerinden protesto sesleri yükseliyor ama İslam dünyası gene sessiz. Gene suskun! Bu Filistin’in kaderi gibi, o coğrafyada doğmak ve yaşamak zor. Bu coğrafyada kaderi değiştirmek zor. Yıllar önce bu kaderi özellikle çocuklar için değiştirmeye çalışan bir kadının yaptıklarını anlatan muhteşem bir film izlemiştim. Aklımda hep o film var.
Filmin adı “Arna’nın Çocukları”ydı. Arna çılgın, anarşist, mücadeleci, inatçı, neşeli, enerjisiyle gencinden yaşlısına herkesi ele geçiren, herkese umut veren bir kadın. Biraz hayır, biraz değil.. Epeyce bizim canımız Türkan Saylan’a benziyor. 1968’de üniversite öğrencisiymiş, yani ben yaşlarda. Yahudi ve Komünist Parti üyesi, Tel Aviv’de yaşıyor. Ama o kendini İsrail kuşatması altında yaşayan Filistinlilere adamış. Gönüllü çalışmak için gittiği Jenin mülteci kampında yaşayanlar önce onu yadırgamışlar, hatta İsrail casusu sanmışlar ama çok geçmeden onun gerçek bir dost olduğunu görmüşler, en çok da çocukların dostu.
Belgeseli Arna’nın oğlu Juliano Mer Khamis, yaklaşık sekiz yıllık bir zaman diliminde çekmiş. Film mülteci kampının ortasındaki çocuk merkezinde tiyatro yapmaya çalışan, resim yapan, müzik yapan Filistinli yedi sekiz çocuğun gündelik yaşamlarını anlatarak başlıyor. Çocuk merkezini Arna, kendisine verilenalternatif Nobel Barış Ödülü’nden gelen 50 bin dolarla kurmuş. Derdi gücü, hayatları İsrail tanklarına taş atmakla geçen çocuklara birazcık mutluluk sunmak, onları yaşamın farklı yanlarıyla tanıştırmak.
Çocuklar o merkezde ölesiye mutlular. Evi birkaç gün önce İsrail topçu ateşiyle yıkılan 11 yaşındaki Yaser, eline ilk kez fırça aldığında yıkılan evinin resmini yapıyor; bir başkası, okulda çocukların ellerine sopayla vuran İngilizce hocasının taklidini öylesine güzel yapıyor ki, sahnelenecek oyunda başrolü kapıveriyor...
Sahneye muhteşem bir oyun koyuyorlar, mutlular; mutlular ve Arna onlar için anneden öte bir anne... Bu arada çocuklar büyüyor. Arna kanser, ama çocuklarının son isteğini yerine getiriyor. Oğluna yaslanarak hastaneden çıkıp Jenin’e gidiyor, çocuklarına ve onlarla vedalaşıyor.
Aradan altı koca yıl geçiyor ve bir sabah İsrail tankları Jenin kampını yerle bir ediyor. İnsanlar başka yerlere göçmek zorunda kalıyorlar ama Jenin’i terk etmeyenler de var. Bunlardan üçü artık kocaman delikanlılar, onlar Arna’nın çocukları. Onlar artık tiyatrocu, ressam değil. onlar artık asker, onlar artık çatışmanın çocukları. Ve Jenin’de artık çocuk merkezi yok, bir enkaz yığını var. Arada bir iki dekor parçası göze çarpıyor.
Arna’nın oğlu, altı yıl sonra Jenin’e yeniden geliyor ve dehşet içinde tiyatro grubunun en yetenekli çocuğunun silahlı çatışmada öldüğünü öğreniyor. Ardından eline fırçayı ilk aldığında yıkılan evinin resmini yapan Yaser’in canlı bomba olduğunu öğreniyor. Yaser, kardeşiyle birlikte Tev Aviv’in kalabalık bir meydanında üstündeki bombayı patlatıyor. Beş kişi ölüyor. Arna’nın oğlu şaşırıyor, “Yaser nasıl böyle oldu” diye sorular soruyor. Arkadaşları anlatıyor, Yaser bir süre önce İsrail’in bombaladığı bir eve giriyor ve küçük bir kızın başı arkaya düşmüş öylece durduğunu görüyor, kızı kucaklayıp hastaneye doğru koşarken kız Yaser’in kollarında ölüyor. Yaser’in annesi, “O andan sonra artık benim oğlum gibi değildi” diyor, “hep o küçük kızdan söz eden bir robot gibiydi...”
Arna’nın oğlu hem çatışmaların filmini çekiyor hem annesinin sevgili çocuklarının hayat hikâyelerini. Henüz ölmeyen biri var. Lider, bubi tuzaklarını en iyi kuran kişi, tiyatroda gösterdiği performans sayesinde oyunda kral olan, kraliçeye taç giydiren Ahmet ...
Annesi onun için “O teslim olmaz” diyor. “O ölür.” Gerçekten de Arna’nın oğlunun Jenin’e gelmesinden bir ay sonra Ahmet bir İsrail kurşunuyla vuruluyor. Ve film, kamptaki yeni çocukların, yani bir süre sonra ya canlı bomba olacak ya da çatışmada öleceklerin toplu halde söyledikleri bir özgürlük şarkısıyla bitiyor.
Açıkça söylemem gerekirse ben bu filmi tam anlatamadım. O mutluluk ve ölüm anlarını anlatamadım. Özgürlük şarkıları söyleyen çocukların yanıbaşında dolaşan ölümün yüzünü anlatamadım. Acıyı ve umudu anlatamadım. En iyisi siz bu filmi internetten indirip izleyin.
Not: Arna’nın belgeselci oğlu bir başka Filistin belgeseli çekerken öldürüldü.

Yazarın Son Yazıları

Vay canına sinema politikadan uzak durmalıymış

Sevgili okurlarım, bugün biraz yamalı bohça yapmaya karar verdim.

Devamını Oku
22.02.2026
Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025