Bir Zamanlar Anadolu'da
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Bir Zamanlar Anadolu'da

25.09.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n\n\n

Film festivalleri böyledir, daha doğrusu bütün sanat festivalleri böyledir, insan zamanı unutur, gazetelere şöyle bir bakar, çoğunluk haber bültenlerini kaçırır, bir süre için yer gök festival olur. 18. Uluslararası Altın Koza Film Film Festivalinde de durum farklı değil, bir koşuşturmadır gidiyor ama Altın Koza Festivalinin bir özelliği daha var, Adana halkı da koşturuyor. Eskinin deneyimli yapımcıları, bir zamanlar Yeşilçamı destekleyen en etkin bölgenin Adana bölgesi olduğunu söylüyorlar, o sinema sevme geni bugün de kendini ben buradayım” diye gösteriyor.\n

\n

Kısaca demek istiyorum ki, ülkenin bir bölümünde neredeyse iç savaş sesleri iklimi bozarken, bu kurtarılmış hafta içinde (17-25 Eylül), Adanada sadece sinema fısıltıları var ama beyazperdeye yansıyan hikâyeler, görüntüler bize şu yaşlı dünyamızın acılarının, hayal kırıklıklarının hiç de uzakta olmadığını anımsatıyor. Tabii aşkın, sevincin ve umudun da!\n

\n

Ben ne yazık ki, buraya bir seyirci olarak gelmedim, Türkiyenin yirmi sinema okulundan seçilmiş öğrenciler ve Adana Altın Oran Düşünce ve Sanat Platformundan bizlere katılan her yaştan sinemaseverle, 7 gündür alanında uzmanlaşmış meslek erbabının (Yrd.Doç.Dr. Nilay Ulusoy, Alin Taşçıyan, Uğur İçbak, Zeynep Özbatur, Thomas Palmen, Çiçek Kahraman) katıldığı bir atölyeyi sürdürüyorum. Bu nedenle sadece bir film izleyebildim. Daha doğrusu tüm atölyeyle birlikte izledik. Bu, Nuri Bilge Ceylanın 2 saat 50 dakikalık Bir Zamanlar Anadoluda filmiydi. Baştan söyleyeyim, bir dünya ve bir Türkiye vatandaşı olarak sadece gurur duydum. Çok arabesk bir söz ama çok gurur duydum. \n

\n

Standartlara göre oldukça uzun olan filmi, seyirci ilgisinden dolayı üç ayrı mekânda oynattılar. Ceylanın filmlerini bilen biri olarak, yüreğim ağzımda bekledim, dayanamayıp çıkan olacak mı diye, ilk doksan dakikadan sonra anladım ki, kimse çıkmayacak ve kahkahalar içinde filmi bitireceğiz.\n

\n

Öncelikle söylemem gerekir ki, Ceylan yeni filminde pek çok genç sinemacıyı da etkisine alan milimalist, az diyaloglu, az olaylı anlatımını bir yana bırakıyor, çok farklı bir anlatım tarzını seçiyor ve bu yeni tarzında görsellikle içeriği çok yetkin bir biçimde harmanlıyor. \n

\n

Ve tabii, onun en sevdiğim filmi olan Mayıs Sıkıntısına ve hayranı olduğu Çehova sıkı bir dönüş yapıyor. Çehov sık sık yakınırmış, “Ben oyunlarımı komedi olarak yazdım, yönetmenler onları dram yapıyorlar. Haklıdır, Çehovun metinlerini farklı bir gözle okuduğunuzda, çok ince bir mizahın bütün metne yayıldığını görürüz. İşte Ceylan, hayranı olduğu Çehova 2011 yılından görkemli bir selam gönderiyor.\n

\n

Filmde kıkır kıkır gülüyorsunuz, üstelik ortada gayet dramatik bir durum var. Öyle ki, filmde kendini sürekli sorgulayan kasaba doktoruyla, morg görevlisinin (nam-ı diğer morg kasabı) arasında, masada çırılçıplak yatan ölünün yanı başında öyle bir absürd oyun var ki, yani bu kadar mı Türkiye insanını anlatırken, evrensel bir doku yakalanabilir. \n

\n

Filmde her şey çok yerel ama bir o kadar da evrensel. Ve film pek çok değişik okumaya izin veriyor. Örneğin ben bu filmi çılgınca bir devlet ve bürokrasi hicvi olarak okudum. Bir başkası, hemen hemen hiçbir kadın kahramanı olmayan filmin ana eksenin kadınlar olduğunu söyledi. Bir başkası, “Hiçbirimiz masum değiliz dedi. Film sakladığımız küçük sırların bizi nasıl takip ettiğini gösteriyor.\n

\n

Filmin konusunu anlatmak olmaz ama görselliğinden biraz söz edelim. Bu kez Ceylan, daha doğal renkleri seçmiş, “Üç Maymundaki sentetik renk dokusu burada yok. Bu da filme müthiş bir gerçeklilik katmış. Yani Ceylan hakkında sık sık söylenen görsellik anlatılanın üstüne çıkıyor sözümü bu kez yinelemek mümkün değil. Ayrıca böyle çok zor olan bir çekimi gerçekleştiren, yapımcı Zeynep Özbaturu ve tüm çekim ekibini kutlamak gerekir. Nuri Bilge Ceylan çok şanslı.\n

\n

Oyunculara gelince, oldukça kalabalık erkek oyuncular açıkça döktürüyor. Hangisine hayran olacağınızı şaşırıyorsunuz ve içinizden bağırmak geçiyor: Bu film Türkiyede yapıldı ve bir Türk filmi!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025
Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Devamını Oku
27.04.2025
Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Devamını Oku
20.04.2025
Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Devamını Oku
13.04.2025