Mehmet Ali Güller

Cumhuriyet yıkıcılığı

27 Mart 2021 Cumartesi

AKP’nin siyaset felsefesi; bir ucu “iktidar olmak için gerekirse papaz elbisesi giyilir”, diğer ucu “demokrasi, istenilen durağa gelince inilecek bir tramvaydır” anlayışına dayanan bir sarkaçtır.

AKP bu sarkacın bir uçtan merkeze ve merkezden diğer uca hareketleri sırasında “müttefik” değiştirir; nitekim o ağa liberallerden Kürtçülere, ulusalcılardan ülkücülere değişik kesimler takılmıştır. AKP o sarkacın bir ucunda PKK/HDP ve FETÖ’yle, diğer ucunda kendisine idam ipi atan MHP’yle ittifak yapmıştır. AKP o sarkacın bir ucunda “milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum” demiştir, diğer ucunda “yerli ve milli” propagandası yapmıştır.

100 YILLIK PARANTEZİ KAPATMAK İÇİN 19 YILLIK HAZIRLIK

Peki, tüm bunlar ne için? Yani bir siyasal İslamcı, hangi amaç için “papaz elbisesi” bile giymeyi göze almaktadır? 19 yıllık iktidarlarında “dava, dava” dedikleri nedir? İnecekleri durak neresidir? 

Ya da şöyle soralım: 

AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, “19 yıl hazırlık süreciydi, asıl şimdi başlıyoruz” (23.3.2021) derken ne demek istedi? Asıl şimdi başlanılan hedef ne?

Örneğin “Bize 150 yıldır modernleşme adı altında başkalarının hikâyeleri anlatıldı. Artık kendi hikâyemizi yazma zamanıdır” (30.7.2020) diyen Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, hangi hikâyeyi yazmayı düşünüyor? 

Örneğin Başbakan Ahmet Davutoğlu’ndan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na kadar pek çok AKP’li yetkilinin geride kalan yıllar içerisinde sürekli 2023 hedefi ilan ederek “100 yıllık parantezi kapatacaklarını” söylemeleri ne anlama geliyor? 

CUMHURİYET HUKUKU YERİNE OSMANLI HUKUKU

Bu sorulara yanıt vermek için uzun bir 19 yıl incelemesi yapmamıza gerek yok; son sekiz aylık AKP uygulamaları bile “esas hedefe” yeterince işaret ediyor!

1. AKP’nin Ayasofya’yı ibadete açması, ilk ibadet günü için “hezimet” gördükleri Lozan Antlaşması’nın yıldönümü olan 24 Temmuz’u seçmesi sıradan bir ibadet meselesi değildir. Zira hem Türkiye’de ibadet yeri sorunu yoktur hem de Ayasofya’nın bir bölümü zaten 1991’den beri ibadete açıktır. 

AKP’nin Ayasofya hamlesinin hedefi; Cumhuriyet hukukunu zayıflatmaktır. Çünkü bu hamle ile 1934 yılında imzalanmış bir Bakanlar Kurulu kararının yerini 1470’li yıllarda hazırlanmış bir vakıf senedi almıştır!

MEDENİ HUKUK’TA GEDİK AÇMA OPERASYONU

2. AKP, kendi imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nden neden çekildi? Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın “eşcinsellik” diye sunduğu gerekçe doğru değildir. Çünkü sözleşmede eşcinselliği olumlayan ya da özendiren bir cümle yok; sadece sözleşmenin cinsel kimlik ve yönelimlere bakılmaksızın uygulanacağı hükmü var.

Eşcinsellik işin bahanesi; çekilme kampanyası başladığında, daha 25 Temmuz 2020’de asıl hedefi bu köşede yazmıştık: Medeni Hukuk’ta gedik açma operasyonu.

Nitekim sözleşmenin hemen ardından iktidar cephesinden hızla esas hedefler işaret edilmeye başlandı: Kimisi “İstanbul Sözleşmesi tamam, sıra zinada”, kimisi “yeni hedef Medeni Kanun”, kimisi de “Meclis isterse hilafeti ihya edebilir” dedi.

MİLLET YERİNE ÜMMET

3. Dahası, Saray’ın kararnamesinin “gücünü” tarif eden TBMM Başkanı Mustafa Şentop, “Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi’nden kararname ile çekildiği gibi Montrö’den de diğer uluslararası anlaşmalardan da çekilebilir” demektedir.

4. AKP’nin Öğrenci Andı’nı kaldırması, sıradan bir uygulama değil, “millet yerine ümmet” anlayışını adım adım yerleştirme hamlesidir. 

5. Harp okullarına giriş koşullarını belirleyen yönetmelik değişti: Giriş şartları arasında bulunan “irticai görüşleri benimsememiş veya bu faaliyetlere karışmamış olmak” hükmü kaldırıldı. Böylece tarikatlara TSK kapısı resmi olarak da açıldı.

HEDEF: LAİK CUMHURİYET

Son bir yıldan onlarca, 19 yıldan da yüzlerce örnek ve uygulama sıralayabilirsiniz. Hepsi aynı yere çıkmaktadır: AKP’nin temel hedefi, laik Cumhuriyettir.

Hazırlık yıllarında bunu örtülü yapmışlardı; şimdi o örtüyü yavaş yavaş kaldıracaklar. Saray’ın “laik Cumhuriyet”le problemi olmayan “kullanışlı müttefikleri” için ise iş işten geçmiş olacak.

Yapamazlar, yıkamazlar diye diye gelinen yer ortada. Türkiye’nin soldan sağa tüm siyasi kuvvetleri, bu gerçeğe göre konumlanmalıdır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları