‘Cinnet’ içinde mi?
Meriç Velidedeoğlu
Son Köşe Yazıları

‘Cinnet’ içinde mi?

23.03.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

R.T. Erdoğan, ünlü (!) sarayında, “15 Mart” günü topladığı lise öğrencilerine yaptığı konuşmada, “Dil Devrimi’ adı altında, tatsız, tuzsuz, ruhsuz, renksiz kelimelerin tasallutuna sokularak, milletimizin medeniyeti ile arasındaki bağ zayıflatılmaya, koparılmaya çalışılmıştır” demiş.
Ne var ki değerli dostlar, şu söylemi oluşturan “19” sözcüğün, “11”i Türkçe, “7”si Arapça, biri Farsça; demek neredeyse “yüzde 58”i (%58) Türkçe...
Ardından gelen, “Aslında damarlarımız kesilmiştir”de de, Türkçe oranı “%66”.
Sürdürürsek, “Tarihle olan bağımız kesilmiştir” vurgusunda da bu oran “%75”.
“Dil Devrimi”ne bu denli karşıysan bu Türkçe oranların anlamı ne?
Yanıt vermeyeceğine göre “dil” konusunda yaşananlara şöyle bir değinerek, biz versek diyorum değerli dostlar, umarım katılırsınız...
Türk dilinin, iki büyük olay yaşadığı konunun uzmanlarınca onaylanır; ilki dilimizin “%65”e varan oranda yabancı -özellikle Arapça, Farsça-sözcüğü içine alması, böylece Türkçe olmaktan uzaklaşması, ötekisi de yine özüne dönmesi, benliğine kavuşması.
Türklerin İslam dinini kabul edip Orta Asya’dan, Batı’ya doğru göç etmeleriyle birlikte yabancı sözcükler de akın akın dilimize girmeye başlamış, bu durum yüzyıllarca sürmüştü.
Osmanlı döneminde, Türkçe konusunda bir iki kıpırdanış görülmüşse de başarılı olamamış, ancak “Büyük Millet Meclisi”nin açılıp, “Kurtuluş Savaşı”nı yürütecek olan “Hükümet”in kurulması ve “İlk Hükümet Programı”nda, “Türkçe” sorununun da yer almasıyla somut bir adım atılacaktı.
“Dil Devrimi”nin yapıtaşı olan “Yazı Devrimi”, “1928”de gerçekleştirilince, sıra Türkçe’nin yeniden yaşama geçirilmesine gelir.
Peki, bu nasıl olacaktı?
1932 yılına gelindiğinde çözüm için ilk adım, sivil bir kurum, “Türk Dil Kurumu” oluşturularak atılır. Kurumun üyeleri, Anadolu’ya dağılarak yaşayan, unutulmak üzere olan, kaybolan sözcükleri, deyimleri derledi topladı; cilt cilt “Tarama Sözlüğü” oluşturuldu.
Bir süre sonra, belirli bir aşamaya gelince, yüzde doksanı Arapça olan yasa dilinin, “Medeni Kanun” bölümünün Türkçeleştirilmesine başlanır; neredeyse “yüzde yüz” Türkçe olarak yeniden düzenlenir; artık kapı açılmıştır, yürüyüş sürdürülür.
Peki, bu arada öteki diller, özellikle yoğun alıntı yaptığımız Arapça ve Farsça ne durumdaydı?
Anımsanacağı gibi, Araplar, “sekizinci yy”da “Aristo” çevirilerine başladıklarında, karşılaştıkları pek çok kavrama, Arapça karşılıklar “yaratma” çabası içinde oldular, neredeyse “iki yüzyıl” boyunca.
20. yy”da, “Batı tekniği”nin getirdiği sayısız kavrama, sözcüğe de, kurdukları “Arap Dil Derneği”, bir bir “Arapça” karşılıklar bulur, “mikroskop” için “michâr”, “teleskop”a “mikrab”, ilk örneklerdir.
Ayrıca, günümüzdeki uluslararası adların kimilerini de Arapçalaştırmaktan çekinmemişlerdir: Posta’ya “berîd”, telgrafa “berkîye”, radyoya “mizya”, istasyona “mahatta”, asansöre “mîsad” gibi...
Farsçada da, bu süreç yaşanmıştır; bu dilde de, bisiklete “düçerha”, istasyona “istagâh”, gazeteye “rûzname”, kültüre de “ferhenk” gibi karşılıklar üretilerek, “dil bilinci” içinde bir dönem, Erdoğan’a göre bir “cinnet dönemi” yaşamışlardır; sanırım yer yer de sürdürmekteler...
Kuşkusuz, Batı’da da bu olgu, bu bağlamda gelişti; “Alman Dil Derneği” ve çalışmaları en bilinenlerdendir; özellikle Macarca’nın öyküsü, Türkçe yönünden ilginçtir; Macarca da, iki dilin, “Latince” ve “Almanca”nın yoğun saldırısına uğramıştı; “Macarca” erimeye başladığı gibi, ‘Macarlık’ da tükeniyordu...”
Bu durum yaygınlaşınca, Macarlar -bir bakıma-“yeniden bir dirilişle”, daha “19. yy”da, yabancı “on bin” sözcüğü dillerinden söküp attılar; böylece “Almanlaşmak”tan kurtuldukları bilinir.
Bizim için de dikkate alınacak bir durum... Ne ki Erdoğan’a göre, Macarlar, bir “cinnet dönemine” girmiş olmuyorlar mıydı?
“15 Mart” günü Erdoğan, tabelalardaki “alıntı” sözleri de eleştirdi; haklı; bu konuda öneri de sundu: “İnternet Kafe” yerine “Kıraathane”... Eh, dört dörtlük bir öneri; çünkü, “kıraat”, Arapça, “hane”de Farsça... Ne demişler, “olursa ancak böyle olur!”...

Yazarın Son Yazıları

Erasmus

Erasmus

Devamını Oku
19.03.2021
‘12 Mart 1921’

“Değerli dostlar bugün, ‘12 Mart günü’, Ulusal Kurtuluş Savaşı sürecinin önemli tarihlerinden birini oluşturur.

Devamını Oku
12.03.2021
‘Manifesto!’

‘Manifesto!’

Devamını Oku
05.03.2021
‘Elli Yıl’

‘Elli Yıl’

Devamını Oku
26.02.2021
Haddini Bil!

Haddini Bil!

Devamını Oku
19.02.2021
Bölme mi? Parçalama mı?..

Bölme mi? Parçalama mı?..

Devamını Oku
12.02.2021
‘Kıht-ı rical!’

‘Kıht-ı rical!’

Devamını Oku
05.02.2021
‘Aşı’ ve ‘mumlar’

‘Aşı’ ve ‘mumlar’

Devamını Oku
29.01.2021
Siyasal terör!

Siyasal terör!

Devamını Oku
22.01.2021
‘Geleceksizlik!’

‘Geleceksizlik!’

Devamını Oku
15.01.2021
Yeni bir kavram dolayısıyla...

Yeni bir kavram dolayısıyla...

Devamını Oku
08.01.2021
İlk gün

İlk gün

Devamını Oku
01.01.2021
İsmet İNÖNÜ

İsmet İNÖNÜ

Devamını Oku
25.12.2020
‘Şikâyetname’

‘Şikâyetname’

Devamını Oku
18.12.2020
‘Şeriat bizim hukukumuzdur!’

‘Şeriat bizim hukukumuzdur!’

Devamını Oku
11.12.2020
‘Rüzgâr eken fırtına biçer!’

‘Rüzgâr eken fırtına biçer!’

Devamını Oku
04.12.2020
‘Hukuk Devleti’ mi? ‘Kişi Devleti’ mi?

‘Hukuk Devleti’ mi? ‘Kişi Devleti’ mi?

Devamını Oku
20.11.2020
Depremle birlikte yaşamak

Depremle birlikte yaşamak

Devamını Oku
06.11.2020
‘Kıht-ı Rical’

‘Kıht-ı Rical’

Devamını Oku
23.10.2020
‘Quo vadis?’

‘Quo vadis?’

Devamını Oku
16.10.2020
Dünya Kız Çocukları Günü

Dünya Kız Çocukları Günü

Devamını Oku
09.10.2020
‘26 Eylül’ dolaysiyle!

‘26 Eylül’ dolaysiyle!

Devamını Oku
02.10.2020
Yarın ‘26 Eylül Dil Bayramı’!

Yarın ‘26 Eylül Dil Bayramı’!

Devamını Oku
25.09.2020
‘Torpil’

‘Torpil’

Devamını Oku
18.09.2020
İlahiyatçı ne diyor?

İlahiyatçı ne diyor?

Devamını Oku
11.09.2020
Yine mi?

Yine mi?

Devamını Oku
04.09.2020
‘Ağustos’ ayı

‘Ağustos’ ayı

Devamını Oku
28.08.2020
‘Bir fikir gazetesinde otuz yıl’

‘Bir fikir gazetesinde otuz yıl’

Devamını Oku
21.08.2020
‘Mecelle’

‘Mecelle’

Devamını Oku
14.08.2020
Lozan’dan Lozan’a!

Lozan’dan Lozan’a!

Devamını Oku
07.08.2020
‘24 Temmuz Lozan Günü’

‘24 Temmuz Lozan Günü’

Devamını Oku
24.07.2020
86 yıllık...

86 yıllık...

Devamını Oku
17.07.2020
Düğme

Düğme

Devamını Oku
10.07.2020
Bir zamanlar...

Bir zamanlar...

Devamını Oku
26.06.2020
‘Kavrulmak’ ve ‘savrulmak’

‘Kavrulmak’ ve ‘savrulmak’

Devamını Oku
19.06.2020
Ekonomiye sıra nasıl gelsin ki?

Ekonomiye sıra nasıl gelsin ki?

Devamını Oku
12.06.2020
‘65 yaş üstü’

‘65 yaş üstü’

Devamını Oku
05.06.2020
‘Ben ben ben demokrasisi!’

‘Ben ben ben demokrasisi!

Devamını Oku
29.05.2020
İkileşti mi?

İkileşti mi?

Devamını Oku
22.05.2020
“Çekildik...

“Çekildik...

Devamını Oku
15.05.2020