Komşumuz Çin!

13 Mayıs 2021 Perşembe

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Elçi Müsteşarı Cheng Weihua ile yaptığımız Zoom görüşmesinin ana hatlarını dün aktarmıştık. Bugün Çin-Türkiye ilişkilerinde gelinen noktaya değinelim...

Önce aşı konusunu açalım. Weihua, “10 gün içinde 1 milyonluk yeni parti gelecek” demişti. Dün sabah bunun ucu göründü. İlk parti Sinovac aşısı Esenboğa Havaalanı’na ulaştı. 

Çin, önceliği kendi yurttaşlarına verdi. Weihua’yı dinlerken ister istemez hayıflandık:

Keşke kendi aşımızı kendimiz yapabilseydik!

Oysa Cumhuriyeti kuranlar, sağlık devriminin en önemli halkası olarak aşı geliştirmeyi görmüş, 2011’de kapatılan Hıfzıssıhha Enstitüsü merkezli üretim yapılmıştı. 

AKP ile birlikte aşıda üretim değil, ithalat öncelendi. Bugün bir yandan dünyanın dört bucağından aşı getirmeye çalışıyoruz bir yandan aşı üremeye! TÜBİTAK, her kim üretim için başvurursa destek veriyor. 20’ye yakın yerli aşı üretme yarışı var. Özünde bu da sağlıklı değil. Görünen o ki birinin geldiği noktadan ötekinin haberi yok. 1998-99 Hıfzıssıhha Enstitüsü Müdürü Dr. Erol Afşin adeta kendini paralıyor, “İyi bir planlama yapılsa hâlâ geç kalmadık” diyor!

***

Çin’le ilişkilerin öteki yüzünü Uygurlar oluşturuyor. 

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne 1994 yılında sırt çantasıyla gittim. Başkent Urumçi’yi, Turfan’ı gezdim. Özerk bölgenin Cumhurbaşkanı Ablet Abdülreşit’le görüşmeye giderken Uygur Türklerinden Tiyip seslendi:

“Memleketine hoş geldin!”

Ardından bölgenin sohbetini yaptık. Kuzeyde Altay Dağları var, merkezinde Tanrı (Tiyanşan) Dağları... Türkçemizdeki “turfanda meyve” deyimi buradaki Turfan şehrinden geliyor. Turfan’da üzeri silme üzüm salkımı ile örtülü geniş bir caddede yürüyüşümü unutamam.

Türkçemizde “şirin otlak” anlamına gelen Urumçi, dünyanın denize en uzak başkenti, 2 bin 500 kilometre!

Elçi Müsteşar Weihua ile görüşürken bu gezimden de söz ettim, “Bugün gitseniz arada çok büyük değişim görürsünüz. O bölgeye büyük yatırımlar yaptık” karşılığını verdi.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi, 1.6 milyon kilometrelik yüzölçümüyle Çin topraklarının altıda birini oluşturuyor. Bölgenin tarihten gelen adı Doğu Türkistan. Çin Halk Cumhuriyeti ile birlikte bugünkü adıyla haritada yer alıyor. Sincan’ın sözcük anlamı da “yeni topraklar” demek.

Çin’in Uygurlara temel haklarını verdiğine ilişkin görüşlerini dün aktarmıştık. 

Türkiye’nin ülke sınırları dışındaki akraba topluluklara yönelik temel söylemi AKP’ye kadar şöyleydi:

Bulunduğunuz ülkede kimliğinizi ve kültürünüzü koruyun, o ülkenin kanunlarına uyun.

Bunu 3K diye özetlemek de mümkün:

Kimlik, kültür, kanun...

AKP, en yakın örnek Bulgaristan olmak üzere yurtdışındaki Türk kökenliler arasında kendi siyasi düşüncesini benimseyenlerle ayrı örgütlenmelere gitti. Bu, o ülkedeki Türklere zaman zaman pahalıya mal oldu. Aynı bağlamda AKP’nin Orta Asya’yı biraz olsun anlaması da 7-8 yıl sürdü. Türk Konseyi, Türkçesiyle Türk Keneşi ancak 2009’da kurulabildi. Oysa yazının başlığında vurguladığımız gibi Çin bir bakıma komşumuz. Batı sınırında Kazakistan ve Kırgızistan var. Türk Konseyi üyesi Kazakistan’ın bir ucu Çin, bir ucu Hazar. 

Türkiye, 3K ilkesi temelinde Çin’le diyalog içinde Sincan Uygur temelli sorunları ve yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırabilir. Bu konuda en büyük yanlış Washington üzerinden haberleşmek olur.

***

Bayramı kutlayalım...

Sözü bir Uygur şiiri ile noktalayalım:

Güneş, Batı Dağları’ndan batar

Sarı Irmak, doğudaki denize akar

Ömrü yüz yıl bile olmayan insan

Bin yıllık işlerle uğraşmaya bakar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Oyun içinde oyun! 22 Haziran 2021
Afganistan B-ataklığı! 16 Haziran 2021