ABD Neden ‘Soykırım’ Demez? (V)

23 Nisan 2015 Perşembe

Padişahlık ve Cumhuriyet tarihinin önemli sayfalarının Ermeni sorunuyla gölgelenmesini sineye çekecek (Türk) yurttaşı sayısının az olduğunu Amerikalılar bilir” diyor İtalyan Corriere della Sera’nın ünlü yazarı Sergio Romano.
ABD’nin “Ermeni soykırımı”nı bu yüzden resmen tanımadığını ve bunun “aklı selim” bir politika olduğunu söyleyerek şunu ekliyor: “ABD’nin güvenliği için gerek askeri üsler, gerekse de Ortadoğu politikaları nedeniyle Türkiye’ye ihtiyacı var. XX. yüzyıl tarihine hiçbir şey eklemeyecek bir parlamento (soykırım) kararıyla bunu neden değiş-tokuş etsinler?
Sergio Romano, sadece gazetesi Corriere della Sera’nın değil, Çizme’nin de en saygın ve en çok okunan duayen yazarlarından biri...
Aynı zamanda tarihçi ve bir diplomat olan Romano, uzun yıllar NATO ve Moskova’da büyükelçilik yapmış.
Dolayısıyla “Ermeni sorunu” dendiğinde tam olarak neden bahsedildiğini, olayın tarihi arka planı ile gayet iyi biliyor.
Zaten “soykırım sözcüğü” üzerindeki ısrarın; özellikle olayları “tarihi içeriğinden soyutlamak ve çıkarmak” amacından kaynaklandığını ifade ediyor.
Kendisine yöneltilen iki okur sorusundan hareketle (1. Papa soykırım dedi. Siz neden demiyorsunuz? 2. Neden ABD soykırımı resmen tanımıyor?) “Ermenilerin Trajedesi ve Soykırımlar Muharebesi” (20 Nisan) başlıklı bir yazı kaleme alan Romano şunları söylüyor:

Soykırım borsası
Soykırım sözcüğünün, tarihin bu evresinde, hâlâ yalnız Nazi Almanyası’nda Yahudilere yapılanları tanımlamak için kullanılabileceğini düşünmeye devam ediyorum.
Yirminci yüzyılın diğer olayları için kullanılabilecek farklı sözcükler var: Katliam, kıyım, kitlesel zulüm, ve özellikle etnik temizlik...
Sadece Hitler, Almanya’da ve III. Reich tarafından siyasi-askeri denetim altına alınan ülkelerde tüm Yahudilerin fiziken yok edilmesini kendisine stratejik hedef seçti.
Ne ki Yahudi soykırımının uluslararası kamuoyu ve tarihi literatürde giderek önem kazanması karşısında, özellikle Eichmann davasından sonra, soykırım şeklinde tanımlanan suçun -sadece sembolik ve ahlaki tanınmayla sınırlı kalmayan- daha büyük bir tanımaya hak kazanmasını beklemek gibi bir ‘değerler borsası’ oluştu.
Katliam yaşayan ve zulüm gören halklar, başka tanımlarla yetinmek yerine, kendi trajedilerinin de soykırım olarak tanınmasını istediler.
Problem ister istemez sandığa yönelik daha siyasi bir hal aldı.
Oyları kontrol eden ve baskı yapan birtakım lobiler oluştu.
Zulüm gören her camiaya takvimde bir anma günü ayıran yasalar geçirildi. (Soykırımı) reddetmeye cüret edenleri ya da tarihi olayları yerli yerine oturtmaya çalışanları cezalandıran yasalar yapıldı.

Soykırım yarışı
Bu ‘soykırım yarışının’ sonucu tarihin banalleştirilmesi ve değerinin yok edilmesidir. Soykırım düzeyine yükseltilen olay, tarihi içeriğinden soyutlanıp çıkartılıyor.
Türkler Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan Ermeni kıyım ya da katliamlarını hâlâ daha açık şekilde tanımamak konusunda hatalılar…
Ama Türkler Ermeni sorununun 19. yüzyıl sonunun krizi ve Birinci Dünya Savaşı olaylarından tümüyle soyutlandığında, anlaşılmaz olduğunu hatırlatmakta haksız değiller.”

***

Papa’nın Ermeni kilisesi temsilcileri önünde 12 Nisan’da Roma’da yaptığı “tarihi ayin” den bu yana başta İtalyan hükümeti olmak üzere, uçan kuşa yapılan “Bak Papa, soykırım dedi. Ne duruyorsun? Sen de desene!” veya “Neden demiyorsun?” baskısına, tarihin ağırlığına saygı gösteren Sergio Romano boyun eğmiyor.
Tarihin bu ağırlığını bilen, hisseden böyle yazarlar ne yazık ki çok az.
Bugün 23 Nisan.
Tarih bilincine böyle bir günde her zamankinden çok ihtiyacımız var.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020