Avrupa’nın büyük Yunanistan satrancı

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Çipras’ın Avrupa Parlamentosu’ndaki konuşmasını izlediniz mi?
Hayır referandumuyla” ilgi odağı olan Yunanistan Başbakanı, aşırı sol ve aşırı sağ partilerin temsilcileri, ayrılıkçılar, popülistler cephesinde “kahraman” gibi karşılanırken yerleşmiş partilerin yoğun tepkisini aldı.
Bir yanda alkışlar…
Öbür tarafta ıslıklar…
Bölünmüş, kamplaşmış bir parlamento; birbirlerine karşılıklı zor tahammül eden Avrupalı parlamenterlerin portresi ile karşılaştık.
Kuzey ile güney ve…
Popülist uç oluşumlarla, kendilerini bu partilerin tehdidi altında hisseden düzen partileri arasında karpuz gibi bölünen bir Avrupa’nın resmiydi bu.
Bölünmeyi gerçekte Çipras yaratmıyor.
Yabancılar, göç politikaları başta olmak üzere Avrupa Parlamentosu ve siyasetinde, çoktan varlığı hissedilen bir bölünme bu.
Ama Çipras güçlü bölünmeyi derinleştiriyor ve büsbütün görünür kılıyor.
Geçen yılın mayıs ayındaki son Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, “AB karşıtlığı”yla oy alan partilerin Strasbourg’a yolladığı temsilci sayısı malum rekor seviyeye ulaşmıştı.
Anti Avro, anti Schengen duruşlarıyla Avrupa projesine meydan okuyan Fransa’nın aşırı sağ Le Pen’cileri; İngiltere’nin ırkçı Nigel Farage’cıları, İtalya’nın popülist Grillo’cuları Strasbourg’a görülmemiş kalabalıkta temsilci göndererek parlamentonun dörtte birini elde etmişti.
Çipras’a bir “rock star” muamelesi çeken AP üyeleri şimdi bu partilerden geliyor.
Gülle gibi eleştiriler de muhafazakâr ve liberal cepheden yükseliyor.
Liberal grup lideri Guy Verhofstadt’ın parlamento sıraları önünde sarf ettiği sözler unutulur gibi değil: “Sn. Çipras tarihte nasıl hatırlanmak istiyorsunuz? Halkını daha da fakirleştiren bir seçim kazası olarak mı? Gerçek devrimci olarak mı?

Değişmeyen Fransa çizgisi
Avrupa Parlamentosu, ortasından geçen bu derin faylara rağmen “Yunanistan’a her durumda antik uygarlığı için hayranlık besleyen” sosyalistler ve özellikle Fransız sosyalistleri, Çipras’ın kapı gibi arkasındalar.
Çipras ve Merkel arasında ortak zemin bulmak için referandumdan bu yana Hollande arabuluculuk yapıyor.
Yunanistan’ın Avro içinde kaderini belirleyecek yarınki AB zirvesinde ele alınacak Çipras hükümeti önerilerinin hazırlanmasında da Fransa’nın sosyalist hükümetinin yadsınmayan gayretleri bulunuyor.

‘Üst akıl’ paradoksu
Avrupa’nın bu iri ayrışmalar ve bölünmeler ortamında, Fransa’nın soldan sağa milim oynamayan Yunanistan politikasının tutarlığı bu arada bariz biçimde dikkat çekici.
’80’ler başında muhafazakâr Giscard D’Estaing’in sposorluğuyla ile topluluğa alınan Atina’yı, bu kez sıkıştığı köşeden Fransa’nın sosyalist cumhurbaşkanı çıkarmaya uğraşıyor.
Kırım Savaşı’ndan bu yana kendilerini “Ortodokslar ve doğu Hıristiyanlarının Avrupa’daki hamisi” olarak gören Fransızlar, bu kez de Grexit’i engellemek için yoğun çaba veriyorlar.
Yunanistan’ın Avro’da kalması adına Fransa’nın gösterdiği mesaiye Atlantik ötesinden ayrıca Obama’nın baskısı ekleniyor...
Avro’dan kopan bir Yunanistan’ın Rusya’ya yanaşmasından korkan ABD Başkanı, Atina ile sert pazarlıklar ve görüşmelerin, fazla uzatılmadan ivedelikle olumlu sonuca bağlanmasını istiyor.
Çipras’a çok sınırlı sayıda taviz vermek için direten Merkel bu durumda yalnızlaşıyor. Sıra dışı bir gelişme olmazsa Grexit olasılığı böylece zayıflıyor.
Yunanistan’ın en antikapitalist, en anti düzen lideri ve hükümetinin, en geleneksel reel politik gerekçelerle böyle bir “üst akıl” tarafından kollanıyor olması, kendi içinde ayrı bir “paradoks”.
Ama Yunan krizinin değişik aşamalarında ve değişik şekillerde öğrendik ki “paradoks” da özde Yunanca bir sözcük...  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020