Olaylar Ve Görüşler

ABD, RUSYA ve Çin'in Orta Asya Politikaları - Vusal HASANZADEH

28 Temmuz 2021 Çarşamba

Orta Asya, tarihten bu yana büyük güçlerin mücadelesine sahne olmuştur. 19. yüzyılda Büyük Britanya ve Çarlık Rusya arasında, Orta Asya coğrafyasını da kapsayan “Büyük Oyun”, günümüzde ABD, Rusya ve Çin arasında mücadele alanına dönüşmüştür. Orta Asya, zengin enerji kaynaklarına sahiptir. Jeopolitik, jeoekonomik, jeostratejik açıdan çok önemlidir. 

ABD Soğuk Savaş’tan galip çıktıktan sonra tek süper güç olarak kendini gösterdi. Soğuk Savaş’ın ABD için jeopolitik ödülü, Zbigniew Brzezinski’nin ifadesiyle Avrasya’ydı. Bu doğrultuda Avrasya’da güçlü olmak için dikkatini Orta Asya’ya çevirdi. Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerini geliştirerek ağırlığını koymak istedi. Fakat özellikle 2000’li yıllardan itibaren ABD’nin karşısına çıkan Rusya-Çin ittifakı, ABD’yi engelledi. 11 Eylül saldırıları sonrası Afganistan’ı işgal eden ABD, terörle mücadele vurgusuyla bölge ülkelerini de yanına almaya başladı. Ancak ABD’nin 2001’de Afganistan’daki, 2003’te Irak’taki işgalleri, Orta Asya cumhuriyetlerinde ABD’ye şüpheyle bakılmasına sebep oldu. 

ABD DÖNMEK İSTİYOR

2005’te Renkli Devrimleri Orta Asya’ya taşıyan ABD, bu konuda da başarısız oldu. Ayrıca, Rusya ve Çin’in desteğini alan Özbekistan, Kırgızistan gibi devletler, ABD üslerini kapattılar. Donald Trump döneminde bölgeden iyice uzaklaşan ABD, Joe Biden’la birlikte yeniden bölgeye dönmeyi planlıyor. 

 Çin Soğuk Savaş sonrası Orta Asya’da yeni kurulan Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerini geliştirdi. Bölgede siyasi, iktisadi sorunlarda, enerji meselelerinde ağırlığını artırdı. Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip olması, Çin’in bölgeye yönelmesi için en önemli sebeplerdendi. Çin ayrıca, Orta Asya’da Sincan-Uygur Özerk Bölgesi (Türk toplumunda bilinen adıyla Doğu Türkistan) için de güvenlik endişesi duydu, bu bağlamda da adımlar attı. 1996’da kurulan Şanghay Beşlisi, 2001’de Özbekistan’ın katılımıyla Şanghay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) dönüştü. Çin, ŞİÖ’nün de katkısıyla, Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı. 

SESSİZ REKABET ARTACAK

Çin 2013’te açıkladığı Bir Kuşak Bir Yol projesiyle de küresel ölçekte iddia ortaya koydu. Proje kapsamında Orta Asya’nın önemi daha da arttı, Çin’le ilişkileri mali açıdan da gelişmeye başladı. Çin bölgede nüfuzunu, özellikle Tacikistan ve Kırgızistan üzerinde etkisini pekiştirdi. 

Rusya Orta Asya’da tarihsel ve kültürel açıdan ağırlığını en çok hissettiren güçtür. SSCB sonrasında kısa bir dönem Batı karşısında jeopolitik geri çekilme yapan Rusya, Nisan 1993 tarihinde “yakın çevre” doktrinini kabul ettikten sonra, başta Orta Asya olmak üzere, eski Sovyet coğrafyasına döndü. 2000 yılında Vladimir Putin’in Rusya Devlet Başkanı seçilmesiyle, Rusya’nın Orta Asya’da ağırlığı arttı. ABD’nin 2001’de Afganistan’ı işgal etmesi sonrasında, bölgede ABD’nin ağırlığını artırmasını önlemek için Rusya, Çin’le ittifak yaparak ABD’yi bölgeden uzaklaştırdı. 

TÜRK DÜNYASI BELİRLEYİCİ

Çin’in son yıllarda bölgede artan ekonomik gücünü Rusya, siyasi, kültürel ve askeri güçle dengelemeye çalışıyor. Bölgede Rusya ve Çin arasındaki sessiz rekabetin, gelecekte artacağı öngörülüyor. 

ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle Orta Asya’da da yeni bir dönem başlayacak. Bu dönemde Rusya, Çin ve ABD arasındaki mücadele, farklı alanlarda dikkat çekecek. Bölgede kimin öne çıkacağını ise yalnızca bu devletlerin gücü değil, başta Kazakistan ve Özbekistan olmak üzere Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin tercihi ve bölgeye sınırı olan devletlerde azımsanmayacak ölçüde Türk nüfusun yaşaması sebebiyle Türk dünyasının tutumu belirleyecek.

VUSAL HASANZADEH

ARAŞTIRMACI 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları