Olaylar Ve Görüşler

Afganistan Yanlışından Dönmeli - Ö. Faruk LOĞOĞLU

27 Haziran 2021 Pazar

Afganistan dostluk ve kardeşlik bağlarımızın sahih ve sağlam, halklarımız arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının öteden beri derin ve güçlü olduğu bir ülkedir. Türkiye ve Afganistan hep dayanışma içinde olmuş ve birbirini karşılık beklemeden kollamış ve desteklemiştir.

Hal böyleyken şimdi iyi düşünülmemiş bir hamleyle Türkiye bu ortak mirası tehlikeye atmanın eşiğindedir. Diğer bir deyişle, dış ilişkilerde uzun süredir yapılagelen vahim hatalar dizisine Türkiye bir yenisini de bu sefer Afganistan’da eklemek üzeredir.

Hata, ABD ve diğer NATO üyesi ülkelerin askerlerinin ülkeden çekilmesinden sonra Kâbil (Hamid Karzai) Havaalanı’nın işletme ve güvenliğinin Türk askeri tarafından sağlanması konusuyla ilgilidir.

Bu teklif Ankara’dan gelmiştir ve son NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden arasındaki görüşmede de ele alınmıştır. Muhatabımız ve onay makamı ABD ve NATO’ymuş gibi yetkililerimiz siyasi, lojistik ve mali şartlarımız var” diyor. Ve davulun tokmağı bizim elimizdeymiş gibi bir izlenim verilmeye çalışılıyor. Öte yandan Yaparız ama yanımızda Pakistan ve Macaristan olsun” diyerek sanki ciddi bir pazarlık yapıyormuşuz havası oluşturuluyor.

An itibarıyla, bildiğimiz kadarıyla, konu bir karara bağlanarak noktalanmış değil. Temaslar devam ediyor. Demek ki yanlıştan dönmek için hâlâ fırsat var.

ANKARA’NIN BU TEKLİFİ NEDEN SAKAT?

Ana neden, ülkenin yüzde 60’tan fazlasını kontrol eden ve Afgan hükümet güçleriyle çatışma halinde olan Taliban’ın Türk askerinin de ülkeden çekilmesini istemesidir. Taliban ile ABD arasında Aralık 2020’de yapılan anlaşmaya göre NATO ülkelerinin askerlerinin tamamının Afganistan’dan çekilmeleri gerekmektedir. Öte yandan Afganistan hükümeti bile Türkiye’nin bu teklifi konusunda henüz net bir açıklama yapmış değildir.

Afganların, özellikle ülkede yıllardır süren karışıklığın sorumlusu olarak gördükleri Pakistan’a böyle bir rol biçilmesine olumlu bakacakları ise kuşkuludur. Dolayısıyla Afganistan’da çatışan taraflardan biri olarak Taliban’ın bu peşin muhalefetine rağmen Türkiye Kâbil Havaalanı’nın güvenliğini sağlamaya kalkışırsa NATO çerçevesindeki çok taraflı müdahalenin bir unsuru olmak yerine bu sefer Afganistan’daki çatışmalarda ikili planda birebir taraf tutmuş, ülkenin içişlerine doğrudan karışmış olur. Ve Türk askerini hedef haline getirir. Daha önce Suriye’de olduğu gibi.

Türk askeri yaklaşık 20 yıldır Afganistan’da görev yapmaktadır. Zamanında NATO çerçevesindeki görevi, ancak muharip olmayan işlerde olması kaydıyla kabul etmiştir. Şimdi sırf ABD ve NATO’ya iyi görünmek kaygısıyla yapıldığı ancak nelere mal olabileceğinin iyi hesaplanmadığı bariz olan bu hamleyle Türkiye Mehmetçi ateş ortasına atmakta, bu suretle Afganistan’a ve ülkemize yarar değil, zarar verecek bir girişimi hayata geçirmeye çalışmaktadır.

Türkiye elbette Afgan halkına yardım etmelidir. Türk askerine ihtiyaç varsa asker de bulundurmalıdır. Ancak bunun asgari üç koşulu vardır. Bir, Afgan halkının ortak çağrısı yani Afgan hükümeti ile Taliban’ın ortak davetidir. İki, bunun bir NATO operasyonu değil, daha geniş bir çerçevede gerçekleştirilmesidir. NATO ülkeye barış getirememiştir. Yeni bir sayfa açılması yerinde olacaktır. Üç, meşruiyet ve kapsayıcılık bakımından böyle bir adım bir BM Güvenlik Konseyi kararına dayandırılmalıdır. Bu bağlamda İslam İşbirliği Teşkilatının desteğini almak da yararlı olacaktır.

YOL YAKINKEN

Netice olarak Türkiye, Kâbil Havaalanı’nın işletilmesi ve güvenliği meselesinde gerekli destek ve dayanağı, ABD ve NATO’nun ayrıntı sayılabilecek unsurlarında (siyasi, lojistik, mali) değil, harekâta meşruiyet ve uluslararası kabul sağlayacak bir BM Güvenlik Konseyi kararında aramalıdır. Ancak en kestirme ve akılcı hareket, vakit varken bu yanlış yoldan usulünce ve sessizce hemen geri dönülmesidir.

FARUK LOĞOĞLU

EMEKLİ BÜYÜKELÇİ


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları