Olaylar Ve Görüşler

Evde kalmanın dayanılmaz ağırlığı

31 Mart 2020 Salı

VELİ AĞBABA 

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI 

Yıllardır yoksulluk virüsünden illallah eden milyonlar, şimdi de evde kalmaya mahkûm edilerek açlık ve sefalete terk edildi.

Cumhurbaşkanı, koronavirüs salgını ile mücadele etmek için daha fazla fedakârlık çağrısında bulunuyor, yurttaşlara evde kal çağrıları yapılıyor. Peki, sıvası dökülmüş, yoksulluğun ve sefaletin kol gezdiği, borç yükü altında ezilen emekçi hanelerinden hangi fedakârlıklar bekleniyor? Milyonlarca emekçiden, emekliden, işsizden daha ne yapması bekleniyor? Gündelik yevmiyeler ile geçimini sağlayan milyonların ve açlık sınırı altında yaşam savaşı veren asgari ücretlilerin 1 gün evde kalmalarının faturası nedir? Evde kalmaları hayatlarını nasıl etkiliyor? Kanal İstanbul ihalesine giren iş insanlarını evde tutamayanların, fakir fukaraya “evde kal” demesi kolay. Virüsten korunmak için “evde kalın” demek milyonlarca vatandaşımızın içerisinde bulunduğu gerçeklerle örtüşmüyor. Ne derseniz deyin, evde kalamayacak olan milyonlar var. Bu insanların içerisinde bulundukları durum, ülkenin acı gerçeğini bir kez daha gün yüzüne çıkartıyor.

Bu şartlarda emekçiler nasıl evde kalabilir? 

Ülkemizde 6 milyon kişi ekmeğini sokaktan kazanıyor. Kimi tezgâhında simit, mendil, kestane veya çiçek satıyor, kimi ayakkabı boyuyor. Sokakta geçimini sağlamaktan başka hiçbir güvencesi olmayan 6 milyon kişi, şimdi yaşamını devam ettirmek için ne yapacağını kara kara düşünüyor. 1.2 milyon inşaat işçisinden fedakârlık beklemek ve “evde kal” demek için günde sadece birkaç saatliğine bir inşaat işçisinin nasıl bir yaşam sürdürdüğüne bakmak yeter de artar. Sabahın erken saatlerinde yola düşen veya yıkık dökük şantiye barakalarında kalan, en sağlıksız koşullarda, yüzlerce işçiyle bir arada en kötü yemeği yiyen, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren inşaat işçileri, kusura bakmayın ama fedakârlık yapamıyor. Her gün evine ekmek götürmek için amele pazarında iş sırası bekleyen, gün boyunca sırtında dünyanın yükünü taşısa da “of” demeyen ama geçim sıkıntısının ağırlığında ezilen hamallar evlerinde kalamıyor. “Toz bezi değil, ev emekçisiyiz” diyen, sayıları 1 milyona ulaşan ve gündelik yevmiyeler ile geçimini sağlayan kadın temizlik işçileri ne yazık ki aç kalmamak için virüse yakalanmayı da göze alarak sokağa çıkmak zorunda kalıyor. Gün yüzü görmeyen AVM işçileri, yerin yedi kat dibinde çalışan maden işçileri, evde kaldığımız şu günlerde her gün binlerce paketi bizleri ulaştırmaya çalışan kurye ve kargo işçileri, çağrı merkezi çalışanları, market kasiyerleri ve daha nice milyonlarca ücretli ve gündelik yevmiye ile çalışan işçi, ne yazık ki salgına karşı “ben de evimde kalayım” diyemiyor. Kısacası 19 milyon ücretli veya yevmiyeli işçi, 4 milyon 469 bin işsiz, geçinemediği için çalışmak zorunda kalan 65 yaş ve üstü 142 bin emekçi, asgari ücretle yaşam mücadelesi veren 7 milyondan fazla işçi ve devletin resmi rakamlarına yansıyan 16 milyon yoksulun kafasında “evde kalayım, ama nasıl?” sorusu var.

Kolonya, maske ve dua politikası 

Hükümet ise bu soruya bedava kolonya ve maske dağıtacağını açıklayarak “Bol bol dua edin” diyerek cevap veriyor. Tabii iktidarın hakkını yememek lazım ayrıca, elektrik faturalarına 3 ay zam yapılmayacağını açıklarken çalışana başka jestler yapmayı da ihmal etmiyor. Milyonlarca ücretli emekçi, işsiz ve emekli şayet salgından kurtulur da bir de açlıktan ölmemeyi başarabilirlerse artık otellerden ve uçak seyahatlerinden indirimli bir şekilde yararlanabilecek. Unutmadan geçmeyelim: İktidar emekçilere bir de nasihatte bulunuyor, “Bu süreçte paraya sıkıştığınız anda bankalar sizlere ucuz krediler vermeye hazır” diyor. 2 milyon yoksula bin lira yardım yapılacağı açıklanırken bile diğer 14 milyon yoksul yurttaş unutuluyor.

Akp, ölümü gösterip sıtmaya razı etmek istiyor 

Açıklanan ekonomik istikrar kalkanı paketi, AKP’nin emeğe ve emekçiye bakışını bir kez daha göstermiş oldu. İktidar, yoksulun derdi olan ne kiradan bahsetti ne de faturaların adını andı. Yurttaşlara “evde kalın” dedi, ama onların tenceresinde kaynayan aşı, sofrasındaki bir dilim ekmeği ve çocuğuna içirdiği sütü görmezden geldi. Ne gıda fiyatlarında KDV oranlarını düşürmeyi ne de borçlu hanelerin borcunu ertelemeyi aklının ucuna dahi getirmedi. AKP, 100 milyar liralık pakette yurttaşlara ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor. Yıllardır yoksulluk virüsünden illallah eden milyonlar, şimdi de evde kalmaya mahkûm edilerek açlık ve sefalete terk edildi. Evde kalmaya zorlanan milyonlarca yurttaşımız, sağlığı ve geçim derdi arasında tercih yapmaya maruz bırakıldı. İktidar göz göre göre milyonlarca vatandaşa ya virüsten ya da açlıktan ölmeyi bir tercih olarak sunarken, yani “kırk katır mı kırk satır mı” diye sorarken, akıllara adeta milyonların sesi olan tır şoförünün sözleri geliyor: “Ha senin lafınla açlıktan ölmüşüm, ha virüsten ölmüşüm. Ama beni bu virüs öldürmez, beni senin bu düzenin öldürür.”


Yazarın Son Yazıları