HES’ler ve sonrası - Prof. Dr. Kaya ÖZGEN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

HES’ler ve sonrası - Prof. Dr. Kaya ÖZGEN

25.08.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Geçmişte bir dönem HES furyası yaşandı, bunlar için devletçe teşvikler çıkarıldı, üretilen enerjinin alınacağı garanti edilerek yapımları özendirildi ve yeterliliklerine bakılmadan birçok firmaya ruhsat verildi. Bu uygulamada sistem son derece basit: Derenin önüne bir set çekiliyor, mini bir baraj oluşturuluyor, biriken su basınçla ve borularla türbin denilen düzene akıtılarak elektrik üretiliyor. Bu uygulamanın, coğrafi yapısı nedeniyle Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olduğu biliniyor. Büyük bir yıkımın yaşandığı Kastamonu Bozkurt‘taki HES de bunlardan biri(ydi)... Ezine Çayı üzerine kurulan sistemle 400 m’lere varan genişlikteki dere yatağının 15 m’ye kadar düşürüldüğü anlaşılıyor.

Yapım dönemlerinde bu uygulamalara karşı önemli direnişler gösterilmişti. Buna karşı yöre halkı “iş olanakları yaratılacağı” vaadiyle “ikna ediliyor”, hâlâ direnişi sürdüren olursa bunlar da kolluk kuvvetleriyle geri püskürtülüyordu. Tüm bu işlerin DSİ kadroları tarafından denetlenmesi şart. Geçmişte DSİ’nin çok güçlü teknik kadrosu vardı; ülkenin halen sorunsuz çalışan büyük barajları ve su yapıları bu kadronun denetimi ve gözetiminde yapıldı. Rahmetli Süleyman Demirel bu kurumun genel müdürlüğünden siyasete geçmişti. Günümüzde bu kadroların da aşındırıldığı ve eski gücünü kaybettiği bilinen acı bir gerçek...

MÜHENDİSLİK KURALLARIYLA BAĞDAŞMIYOR

Her türlü yapım işinde olduğu gibi HES’lerin yapımında da mühendislik ilke ve kurallarına uyulması şart. Bu bağlamda bunlara ruhsat verilirken hem yapım hem de işletme koşullarını kapsayan ayrıntılı sözleşmelerin yapılması gerekiyor. Ayrıca sistemin kullanım sürecinde ortaya çıkması olası tüm olumsuzluklar baştan belirlenir. Barajda suyun yükselmesi durumunda yapının zarar görmemesi için sisteme savak denilen kapaklar eklenir ve kritik durumlarda bunlar açılır. Böylece oluşan taşkın suları, proje kapsamında oluşturulan tahliye kanalları/tünelleri aracılığıyla uzaklaştırılır. Bunun için de söz konusu kanalların, dere yatağı boyunca, ciddi mühendislik yapıları şeklinde betonarme perde duvarlarla, bentler şeklinde oluşturulması gerekir. Tüm bu işlemler dere yatağı ve çevresindeki yerleşimlerin mal ve can güvenlikleri gözetilerek planlanır ve uygulanır. 

Yaşanan afet sonrası mühendislik ilke ve kurallarıyla bağdaşmayan fahiş hataların yapıldığı ortaya çıktı. Derenin kurutulmasıyla ortaya çıkan dere yatağının, her zamanki tutkumuz doğrultusunda, ranta dönüştürülerek yerleşime açıldığı anlaşılıyor, sonra da vatandaşa “Dere yatağına ev yapmayın” deniyor. Böylesi durumlarda illa bina yapılacaksa kaya dolgu benzeri nitelikli malzeme ile dolgu yapılarak binalar yükseltilerek bunların üzerine oturtulur. Yaşanan yıkımlarda bunların hiçbirine uyulmadığı, binaların, hem de çok katlı, doğrudan dere yatağındaki niteliksiz zemine oturtulduğu anlaşılmaktadır. Daha da ilginci, bu binalar arasında kamu binalarının da bulunması! Tüm bunlar yetmezmiş gibi yöredeki orman işletmelerince üretilen tomrukların dere yatağına depolanması da kabul edilebilir gibi değil; bunun yaşanan yıkımı büyük ölçüde artırdığı görülmektedir.

Sorun son derece kapsamlıdır. “Aşırı yağış nedeniyle baraj doldu, kapaklar açılmak zorunda kalındı, böyle oldu” şeklinde basite indirgenerek geçiştirilemez, geçiştirilmemeli. Yapıma ilişkin ÇED raporundan başlanarak mevcut yapılaşmanın ÇED raporuna uygunluğu ve işletmeci ile idare arasındaki sözleşme koşulları incelenmeli, değerlendirme yapılarak hiç olmazsa bundan sonra benzer sorunların ortaya çıkmasının önüne geçilmelidir. Tüm bu olumsuzlukların ışığında, ilgili yönetim kadrolarının zafiyetinin ortaya çıktığı kabul edilmelidir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Belirtilen fahiş hatalar sonucu, sular önüne kattığını aldı götürdü; büyük mal kayıpları bir yana onlarca insanımız canından oldu. Bu durumda benzer sorunların diğer HES’lerde de olacağından yola çıkarak “ivedilikle” değerlendirme yapılması, ortaya çıkması kaçınılmaz görünen olası/benzer yetersizliklerin giderilmesi düşünülmelidir.

Yaşanan afetten yeteri kadar ders alınarak hiç olmazsa bundan sonra benzer hataların önüne geçilmesi gereği açıktır. Yine de söz konusu dersin yeterince alınmadığı anlaşılıyor ve hâlâ dere yataklarına yerleşim izni veriliyor. Bölgede yaşanan nispeten küçük ölçekli afet sonrası, Giresun Yeni Dereli’de yenilenen ev ve işyerlerinin yine dere yatağına yapılmasını anlamak mümkün değil... Böylesi aykırı işler için Almanların “Kafayla duvara girmek” şeklinde ilginç bir deyişleri var, bizimki de tam o hesap!

HES’lerin çevreye verdikleri zararlara karşın, kayda değer enerji üretmedikleri biliniyor. Bu bağlamda halkımızın deyişiyle “Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmemektedir”...

Ülke olarak yaşadığımız böylesi bir felaket sonrası, kısa süreli de olsa “milli yas” ilan edilebilirdi, nedense bu da yapılmadı. 

PROF. DR. KAYA ÖZGEN

YÜKSEK İNŞAAT MÜHENDİSİ

Yazarın Son Yazıları

Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026
Meşruiyet üzerine - Doğan Soyaslan

Meşruiyet siyasi ve hukuki anlamlarda kullanılır.

Devamını Oku
04.02.2026
BALATRO - A. Celal Binzet

Doğrusu bir sözcüğün günlük dildeki anlamı dışında ne denli yoğunluk içerdiğini öğrenmek hiç de kolay olmadı.

Devamını Oku
04.02.2026
Liyakat meselesi: Mine–öz–sinir hattı - Roşan Orhan

Türkiye’de bazı sorunlar vardır; bağırmaz, çağırmaz, ilk bakışta can yakmaz.

Devamını Oku
04.02.2026
Kalınlaşan müfredat, güçsüzleşen çocuklar - Abdullah Yüksel

Eğitim sistemimizde ilginç bir denklem var: Müfredat kalınlaştıkça çocuklar inceliyor.

Devamını Oku
03.02.2026
Eczane kapısı kilitli! - Avni Kurtuldu

Türkiye’de eczane açmak, artık mesleki bir tercih değil; talih işi.

Devamını Oku
03.02.2026
Devletler ve çıkarları üzerine - ABDULLAH KEHALE

Bugün Suriye’de Kürtler özelinde olanları daha iyi anlayabilmek için biraz geriye gitmekte ve yakın tarihte Irak’ta yaşanan olaylara bakmakta yarar var.

Devamını Oku
02.02.2026
Emekle yeşeren bir ağacın gölgesi - OKAY TAŞLI

Cumhuriyet bir tarih değildir yalnızca; her gün yeniden kurulan bir vicdandır.

Devamını Oku
02.02.2026
Kuvvetler tek elde toplanırsa... - Mahmut Aslan

Muammer Aksoy’un evinin önünde katledilişinin üzerinden 36 yıl geçti.

Devamını Oku
31.01.2026
Süt sağlığımız ve geleceğimiz - Mücteba Binici

Çocukluğumda Karacabey’in Fevzi Paşa köyünde hem tarım hem de hayvancılık yapılırdı.

Devamını Oku
30.01.2026
‘Türkiyelilik’ söylemi kimleri dışarıda bırakır? - Prof. Dr. Utku Yapıcı

“Türk, Kürt, Laz, Çerkes...” On yıllardır bu sözcükleri art arda belirli bir sıraya göre saymak, çoğulcu olmanın temel gereklerinden biri olarak sunuldu.

Devamını Oku
30.01.2026
Felaket kapitalizmi kıskacında - Esen Erol

Günümüzde neoliberal düzenin bizi sarıp sarmaladığı hepimizce malum.

Devamını Oku
29.01.2026
Toplum çocuklarını neden koruyamaz? - Özkan Yıldız

Geçtiğimiz haftalarda, “yan bakma” gerekçesiyle, 15 yaşındaki bir çocuk tarafından öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan, Türkiye’de çocuklar arasında suç ve şiddetin ulaştığı ürkütücü eşiği gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçti.

Devamını Oku
29.01.2026