Olaylar Ve Görüşler

Kadının adı var mı?

25 Ekim 2018 Perşembe

Adım adım ileri demokrasi yolculuğuna son sürat devam eden ülkemizde kadının adı da değeri de gün geçtikçe yok oluyor, yok olmaya yüz tutuyor. Kadını salt çocuk doğuran bir eş, okumasına ve bilgilenmesine gerek görülmeyen, günlük ev işlerini aksatmadan yerine getirmesi beklenen bir ücretsiz çalışan olarak gören ve bununla da yetinmeyip bu zihniyeti toplumun her kesimine bir yaşama biçimi olarak aşılamaya çalışan bir güruhun etkisi altındadır Türkiye..!!
Namus ve töre kavramlarının ağırlığı altında ezilen bir yaşamın rolüdür onu bütüncesine kavrayan bu filmde... Ataerkil bir topluluk karakteristiğidir onu sınıfsız bırakan, değerini yok sayan ve henüz yaşarken kendisine ölü muamelesi yapan... Ekonomik bağımsızlığını elde etmesine müsaade edilmeyen, hürriyetine prangalar vurulandır ve acımasızca ezilendir, cahil bırakılmış bir çevrenin dişlileri arasında duyarsızca öğütülerek...
Kadına verilen değeri salt cenneti onun ayakları altında görüp onu eve hapsederek gelişmiş ve uygar bir yurttaş olma hakkından yoksun bırakanların düdüğünü öttürdüğü bir düzen hâkimdir artık bu topraklarda. Dünyanın birçok ülkesinde olmayan hakları ona tanıyan ve onu gerçek anlamda bir birey yerine koyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturanların müjdeler vererek dillendirdiği gariplikler süreci reva görülmüştür şimdi bu güzel ülkeye...

Atatürk devrimleri ve kadın
Son 16 yıldır bir fikir ve zihniyet erozyonuna uğratılmış olan Cumhuriyetimiz, yönetici koltuğunda oturanlar tarikiyle yönünü çevirdiği uygar dünyadan kopmuş bir rotasızlığın egemen olduğu yollara savrulmaktadır. Kadını ev ve iş yaşamında pasifleştirmek isteyen, kadını daha okul sıralarında dört artı dörtlü sinsice hazırlanmış taktikler ile eğitimden mahrum bırakmak isteyen bu zihniyetin, ismi önüne “Yeni” sıfatını ekleyerek bu ülkeyi geliştirebileceğini sanması serabıdır çölleşmiş dünyalarında hâsıl olan...
Kadınımızın adı; karşılaştığı her türlü haksızlık, hukuk tanımazlık ve de devlet eliyle yaratılan zihniyet erozyonuna karşı vardır ve hep de var olacaktır! Bu ulus, kendisini kör karanlık kuyulardan uygarlığın sonsuz aydınlığına kavuşturan Atatürk’ün ve onun devrimlerinin izinde, kadınına hak ettiği değeri her daim vermekte hiçbir engel görmeyecek; kadınımız da özgürlüğünü doyasıya yaşayabileceği, çağdaş bir birey olarak içinde yer alabileceği bir toplumun hayalini gerçeğe dönüştürecektir.

Ahmet Can Şahin
İletişim Uzmanı


Yazarın Son Yazıları