Olaylar Ve Görüşler

Siyaset sosyolojisi bağlamında sonuçlar - Kayhan Delibaş

24 Mayıs 2023 Çarşamba

Seçim sonuçlarının geniş kesimlerde şaşkınlık ve hatta hayal kırıklığı yarattığı gözlenmektedir. Toplumsal gerçeklik çok boyutlu, çok değişkenli olduğundan, sonuçlar da ona göre değerlendirilmelidir. Hele hele seçimlerin sonuçlarını “cahillikle” açıklamak, uzak durulması gereken tutumdur.

Birincisi, son 20 yıldır yüksek düzeyde kutuplaşmış, kutuplaştırılmış bir toplumda yaşıyoruz. İktidarın 20 yılda yol almasının en önemli kaynaklarından birisi kutuplaştırma, ayrıştırma siyasetidir. Bu seçmen üzerinde bir tür zihinsel felç etkisi yaratabilmektedir.

İkincisi, seçimlerde herkesi şaşırtan en büyük faktörlerden biri, kimlik siyaseti ve onun siyasal gücüdür. Bu ilk değerlendirilmelerde unutulmuş gibidir. Millet İttifakı’nın ekonomi, iş, aş, sosyal güvenlik, yolsuzluk söylemine karşılık Cumhur İttifakı daha ziyade kültürel, ideolojik, değer farklılıklarını, etnik farklılıkları öne çıkarmıştır.

Üçüncüsü, “Deprem bölgesinde taş taş üstünde kalmazken nasıl olur da iktidara bu kadar çok oy çıkar” sorusu çok soruldu. Bölgedeki yurttaşlar, depremin sebepleri ve sonuçlarıyla, iktidar arasında doğrudan bir ilişki kuramamış gibidir. Zira, afetlerin kök sebepleri dışında sosyokültürel olgular olduğu sıklıkla unutulur.

Dördüncüsü, korku siyaseti etkili olmuştur. Millet İttifakı’na oy vermeyeceğini söyleyenlerden gelen en sık sebep, “Teröristleri Meclis’e sokacak” gibi cümlelerdir.

Beşincisi, kültür savaşları son dönemde siyasetimizde çok etkili olan diğer bir faktördür. Seçimlerde hükümet, gerçek bir politika üretemediği için, kültür savaşlarına öncelik vermiştir.

Altıncısı, sıradanlık yüceltilmiştir. Demokrasiden uzaklaşıldıkça sanatçılara, aydınlara, doktorlara, akademisyenlere, diplomatlara, gazetecilere karşı popülist bir karşıtlık baş gösterir. Bu, Trump ve Orban gibi liderlerin sık kullandığı bir silahtır.

Yedincisi, post-truth (hakikat ötesi) siyaset, sadece siyasal alanda değil yaşamın her alanında çok yaygındır. Öyle ki çağımız, risk toplumu, söylentiler, şehir efsaneleri, komplo teorileri çağı olarak tanımlanabilir. Yaygın söylentiler ve komplo teorileri, gerçekle gerçek olmayan arasındaki sınırları muğlaklaştırıp, seçmenler arasında güvensizliğe sebep olmaktadır.

Sekizincisi, patronaj siyaseti; yoksulluğun derinleşmesi, iktidar değişikliğinin yaratacağı belirsizlik, seçmenin bir kısmında korku ve kaygıya sebep olabilmektedir. Son 20 yılda yoksulluk ortadan kaldırılmadığı gibi, toplumun yüzde 20 ila 30’luk kesimiyle iktidar partisi arasında patronaj ilişkisi kurulmuştur.

Sonuçta, seçim sonuçları hayal kırıklığı yaratsa da Millet İttifakı açısından yenilgi sayılamaz. Biz millet olarak ilk kez deneyimlesek de ikinci tura kalan seçimler birçok ülkede yaygındır. Muhalefet açısından bakıldığında durum umutsuz ve imkânsız değildir. Parti örgütleri ve gönüllüleri kapı kapı dolaşarak gidilmedik tek bir “mahalle” bırakmadan çalışırlarsa, oy dengesini değiştirme şansına sahip olabilirler. Sahada birebir, yüz yüze çalışma sonuç getirir.

Prof. Dr. Kayhan Delibaş - Sosyolog



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları