Olaylar Ve Görüşler

Unutma bu üç canı

18 Aralık 2019 Çarşamba

Ahmet Tatar

Kumpasder başkanı

Aralık ayında benzer kaderleri paylaşan üç insandan birini doğum, ikisini de ölüm yıldönümlerinde anıyoruz. 

Profesör Türkan Saylan, 13 Aralık 1935 yılında doğmuş bir tıp doktoru. Bütün hayatını, en zor koşullarda hastalarına ve bilime adamış. Kimsenin uğraşmak istemediği hastalıklara karşı savaş açmış, üniversitelerde genç hekimlerin yetişmesi için hocalık yapmış. Sadece toplum sağlığı ile yetinmeyip özellikle kız çocuklarının okumasını kendisine dert edinmiş, toplumda bununla ilgili duyarlılık yaratmak için her yolu denemiş, dernekler vakıflar kurulmasına öncülük etmiş biri.

Akademik yaşamı boyunca, 50’si yabancı dergilerde yayımlanan tıbbi çalışmalar olmak üzere, toplam 440  yayına imza atmış, kitaplar yazmış bir bilim insanı. Şimdilerde hiçbir yayını bulunmayan, yazdığına atıfta yapılmayan rektörlerin varlığını düşününce o koşullarda yaptığının değeri daha iyi anlaşılıyor. 

Ortak özellikleri

Profesör Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 de evinin önünde uğradığı bir saldırı ile yaşamını kaybetti. Necip Hoca yaklaşık yirmi yıl Ankara Üniversitesinde dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk topluluklarının tarihi ile ilgili bilimsel çalışmalar yaptı. Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi derslerine girdi. Birçok bilimsel makale ve kitap yazdı. Yaşamının son dönemini Türkiye üzerine yönelen emperyalist planları ve onun yerli işbirlikçilerini teşhir etmeye, devletin içine yerleşen karanlık Fethullahçı örgütlenme konusunda kamuoyunu uyarmaya harcadı. 

Yarbay Ali Tatar, Ergenekon - Balyoz adı altında Türk ordusuna ve vatanseverlere yönelik “cadı avı” sürerken, 19 Aralık 2009’da “Karanlığa bir nebze ışık olabilmek” adına yaşamına son verip Hakk’a yürüdü. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden mezun olup Deniz Kuvvetleri’ne öğretmen subay olarak katılan Ali Tatar, görev yaptığı okul ve eğitim birliklerinde programların yenilenmesi, sınavların en son bilimsel gereklere göre düzenlenmesi için çalıştı. Gerek öğrenci, gerekse de subay sınavlarının objektif kriterlerle yapılması, liyakatin temel alınması konusunda çalışmalar yürüttü. Bir yandan mesaisini sürdürürken, bir yandan da mesleğinde akademik kariyerini devam ettirdi.

Bu üç insanın ortak yanları, ülke için hiç durmadan çalışmak, Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e duydukları sevgi ve bağlılık, ülkenin geleceğine ilişkin duydukları kaygıdır. 

Ülkenin karşı karşıya kaldığı tehditleri çok önceden görüp kamuoyunu uyarmak, tehlikeyi halka anlatmak için ellerinden geleni yapmak, onları  FETÖ’nün hedefi haline getirmiştir.

Milletin görevi

Necip Hablemitoğlu 17 yıl önce bir suikastla katledilmiş ve hâlâ katilleri yargı önüne çıkarılamamıştır. Devlet adına verilen namus sözleri maalesef unutulmuştur. 

Türkan Saylan ile kardeşim Yarbay Ali Tatar aynı dönem içinde FETÖ kumpaslarının hedefi haline getirilmiş, her ikisi de medya aracılığı ile linç edilmişlerdir. Hastalığının son evresinde iken Türkan Hoca’nın evi aranmış, örgüt üyesi olmak, bursiyer kızları askeri öğrencilere, genç subaylara peşkeş çekmek gibi adi suçlamalara maruz kalmıştır. Bu durumda bile “Herkesten hukuka saygılı olmasını istiyorum. Memlekete zarar gelsin istemiyorum” diyerek herkese itidal telkin etmiştir. 

Törenlerle anılacaklar

Türkan Hoca ile aynı yazışmalarda adı geçtiği iddia edilen Yarbay Ali Tatar ise “Amirallere suikast” planlamaktan,  genç teğmenlerle birlikte uyuşturcudan, gizli örgütsel faaliyetlere kadar birçok adi suçlama ile karşı karşıya bırakılmış ve imzasız ihbar mektuplarından başka hiçbir delil olmamasına rağmen tutuklanmıştır. İtirazlar üzerine serbest bırakılıp FETÖ tetikçisi savcı Süleyman Pehlivan’ın çabaları ile hakkında tekrar yakalama kararı çıkarılan Yarbay Ali Tatar yaşadıkları karşısında isyan edip Hakk’a yürümüştür. Türkan Saylan Hoca’yı doğum günü olan 13 Aralık’ta andık. Necip Hablemitoğlu’nu 18 Aralık 2019 saat 12.30’da 17. kez; Yarbay Ali Tatar’ı 21 Aralık 2019 Cumartesi günü saat 12.30’da 10.kez Karşıyaka’daki kabirleri başında anacağız. 

Onlar bu toplumun sinir uçlarıydılar. Tehlikeyi önceden görmüş ve ulaşabildikleri devletin her kurumunu, her bireyini uyarmışlardır. Türk milleti onları unutmamak ve sinir uçlarını hep diri tutmak zorundadır.

Anılarını önünde saygıyla eğiliyorum.


Yazarın Son Yazıları