Olaylar Ve Görüşler

Zorunlu Kentlilikten Seçmeli Köylülüğe - Mehmet Şakir ÖRS

20 Mart 2021 Cumartesi

Bizim kuşağın çocukluk ve ilk gençlik yılları “Orda bir köy var uzakta” şiirleriyle ve şarkılarıyla geçmiştir. Ahmet Kutsi Tecerin o çok bilinen Orda bir köy var uzakta, / O köy bizim köyümüzdür. / Gezmesek de tozmasak da / O köy bizim köyümüzdür” dizeleri, doğrusu yüreklerimize işlemiştir. Bu dizelerin çocuk şarkısına dönüşmüş müzikli biçiminin güzelim tınıları da hiç silinmemecesine adeta kulaklarımıza nakşolmuştur.

Cumhuriyet aydınlanmasının köyü sahiplenmesinin, köylüyü kucaklamasının ifadesi olan ve aynı zamanda rahmetli Tecerin dizelerine de yansıyan toplumsal anlayış maalesef yok edildi. Onun şiirinde anlattığı yaklaşımdan ve köylerden bugüne ne kaldı, doğrusu bu konu çok tartışılır. Çünkü günümüzde köyler, beldeler mahalleler artık birbirine karıştı. Üstelik şimdi bunlara bir de kırsal mahalle” kavramı eklendi.

ÇOK SAYIDA KÖY GEÇMİŞTE MAHALLE YAPILMIŞTI

Bu iktidar döneminde, yalnızca ülkenin 150 yıllık geleneği olan parlamenter demokrasisiyle oynanmakla kalınmadı, aynı zamanda idari sistemde daha birçok tartışmalı değişiklik yapıldı. Bunlardan biri de muhalefetin tüm itirazlarına ve eleştirilerine karşın gerçekleştirilen birçok köyün ve kasabanın mahalle haline getirilmesi düzenlemesiydi.

Siyasal çevrelerde ve yerel yönetimlerde sert tartışmalar yaratan bu düzenlemeyle asırlık geçmişe sahip köyler ve beldeler bir anda mahalle oldu. 12 Kasım 2012de Büyükşehir Yasası değiştirilerek, 30 ilde 16 bin 220 köy mahalleye dönüştürüldü. Böylece Türkiyedeki 34 bin 434 olan köy sayısı neredeyse yarı yarıya azalarak 18 bin 214e düşmüştü. Yine bu değişiklikle 1053 belde mahalleye dönüştürüldü. Söz konusu yasa 30 Mart 2014 yerel seçiminden itibaren uygulandı.

KIRSAL MAHALLE' İLE ŞİMDİ YENİDEN KÖYE DÖNÜLÜYOR

O dönemde tüm itirazlara ve eleştirilere kulaklarını tıkayarak zorunlu biçimde uygulamayı gerçekleştiren iktidar bugünlerde sessiz sedasız yeni bir uygulamaya geçti. İktidar partisinin büyük kent belediyelerini kaybetmesinin ardından gelen bu uygulama, haklı olarak kafalarda soru işareti yarattı. Acaba iktidar yeni bir hesabın peşinde miydi? Kırsal mahalle” adıyla getirilen uygulamadan gerçekte murat edilen neydi? İnsan ister istemez bunları da düşünmeden edemiyordu.

Kırsal mahalle” adı ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetle uğraşılan eski köyleri ve beldeleri ifade ediyor. 16 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7254 Sayılı Kanun” ile geçmişte mahalleye dönüşen köy ve beldelerle ilgili önemli bir düzenleme yapıldı. Buna göre kırsal mahalle” olacak yerleşim alanlarında yaşayanlara muafiyetler ve indirimler getirildi. Bu değişiklik yapılırken de sonrasında da kamuoyu yeterince bilgilendirilmedi.

İKTİDARIN YANLIŞININ AĞIR FATURASI

Bu arada yaşanan süreçte kırsal kesimde önemli bir yıkım yaşandı. Köylerin meraları büyük ölçüde korunamadı. Mahalleye dönüşen köylerin ve beldelerin ortak kullanılan tüm malları, meraları, taşınmazları ellerinden alındı. Bugünlerde Bergamada yapıldığı gibi satışa çıkarıldı. Bazı yerlerde tarım alanları imar değişiklikleri ve benzeri uygulamalarla amaç dışı kullanıma açıldı. Oralarda yaşayanlar önemli mağduriyetlere uğradı. Yanlış uygulamanın ortaya çıkardığı fatura çok ağır oldu. Üstelik bu ağır faturadan olumsuz etkilenenler yalnızca oralarda yaşayanlarla da sınırlı değildi. Bu değişiklik ülkenin tarımsal gıda üretimine de büyük zarar verdi.

Oysa yerleşim yerleri ile ilgili böylesi yaşamsal kararlarda mutlaka o bölgede yaşayanların görüşüne başvurulmalıydı. Bu hem insani bir zorunluluk hem de çağdaş demokrasinin bir gereğiydi. Halbuki bırakın o yerleşim yerlerinde yaşayan yurttaşların görüşlerine başvurulmasını, konuyla ilgili meslek odalarının, uzmanlık kuruluşlarının ve üniversitelerin görüşü bile alınmamıştı. Ayrıca yasal değişiklikten etkilenecek yerleşim biriminde yaşayan yurttaşların onayını almadan, böylesi bir köklü değişikliğe gitmek, uluslararası anlaşmalara ve uygulamalara da tersti. Ama bu eleştirilerin ve yaklaşımların hiçbiri dikkate alınmadı.

MUHALEFET BU KONUNUN ÜZERİNE GİTMELİDİR

Şimdi yıllar sonra böylesi bir düzenlemeye gidilmesi ve üstelik bunun sessiz sedasız, kamuoyu yeterince bilgilendirilmeden yapılması; yapılan yanlışlığın ve hatalı politikanın utangaçça kabulü anlamına geliyor. Aslında iktidarın yanlışlıklarını sergilemek ve yapılan değişikliklerle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirmek muhalefetin de görevidir. Aradan geçen zaman ve bu süreçte yaşananlar muhalefeti haklı çıkarmıştır. Başta ana muhalefet CHP olmak üzere, muhalefet partileri ve toplumsal muhalefet bu konuyu daha etkin ve güçlü biçimde kamuoyunun gündemine taşımalıdır.

Konu yalnızca siyasetin de meselesi değildir. Başta geçmiş dönemin köyleri, beldeleri olup da sonradan mahalleye dönüştürülen yerleşim alanlarında yaşayan yurttaşlar olmak üzere, bu mahallelerin bağlı olduğu yerel yönetimlerin de meselesidir. Dolayısıyla, muhalefet ve muhalif belediyeler, kırsal mahalle” konusunda kamuoyunu daha geniş biçimde bilgilendirmeli ve bu konuda ortak bir duruş sergilemelidir. Muhalefet iktidar olduğunda, geçmişin asırlık köyleri ve belde belediyeleri ile ilgili olarak nasıl bir uygulama gerçekleştireceğini şimdiden açıklayıp halka anlatabilir. Ayrıca, Köyümü, beldemi istiyorum” diyerek toplumsal bir kampanya başlatılabilir.

MEHMET ŞAKİR ÖRS


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları