Parlamentodaki “ezici çoğunluğa” sırtını dayayan siyasi iktidar, ekonomide de tek sesin egemenliğini geçerli kılan \tadımlar atıyor. 17 Ağustos’ta yayımlanan bir kanun hükmünde kararname ile Radyo Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme Kurulu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu, Şeker Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu gibi düzenleyici ve denetleyici kurullar, doğrudan ilgili bakanların denetimine bağlanıyor.
\nÖylelikle, bir hafta önce kuruluşunun 10. yılını kutlayan Adalet ve Kalkınma Partisi programındaki “Kamusal yaşamın her alanında tam şeffaflık ve hesap verme anlayışını hâkim kılmak için vatandaşların şikâyetlerini kamu adına izleyecek kurum ve kuruluşlar oluşturulacaktır” sözleri yok sayılıyor. “Oluşturmak” bir yana, 1999 yılında sisteme konulmuş olanların kaldırılması için yasa hükmünde yeni bir kararname çıkartılıveriyor.
\nEkonomik yaşamımızdaki bu önemli değişikliğin sadece gazetemizin, Cumhuriyet’in sayfalarında yer alması; medyamızın korkutucu olarak değerlendirilecek suskunluğunun somut örneklerinden birisidir.
\nCHP Meclis Grubu Başkanvekili Akif Hamzaçebi’nin önceki gün Ankara’da düzenlediği basınla sohbet toplantısında 17 Ağustos’ta yayımlanmış olan kanun hükmündeki kararnamenin önemi üstündeki uyarıcı sözlerinin üstüne gazeteci deyimi ile atlamak yerine, olayı haber değerinde bile görmeyecek kadar yandaşlık eğitimi yapılıyor.
\nSiyasal iktidardan nasıl çekindiğinin örneklerine yenileri ekleniyor. Üçü bir araya gelmiş olsa bile, CHP’li, MHP’li, BDP’li milletvekillerinin imzalarının Meclis’in 1 Ekim’den önce toplanmasına yetmeyeceği gibi acı bir matematik gerçeği 30 Haziran’da sandığa yansıtmış olan seçmen iradesinin yarattığı tek adam olgusu, sadece yürütme erkini değil, yasama ve yargıyı da kendi burgacı altına alacak şekilde bütün katmanlara yerleşmeyi sürdürüyor.
\nHer toplumun layık olduğu yönetimle idare edileceğini anlatan ünlü Fransız hukuk adamı Montesquieu’ya hak verdirecek örnekler sergileyen medyamız, ne yazık ki otosansür uygulamayı bir yaşam biçimi haline getirmekten çekinmiyor.
\n\n