Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata - Dr. Öğr. Üyesi Özlem Özden Tunca
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata - Dr. Öğr. Üyesi Özlem Özden Tunca

15.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla sunulan yeni Milli Eğitim Müfredatı, Ağustos 2024’te yayımlanan genelgeyle 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe girmiştir.

Müfredat; okulöncesi, ilkokul 1, ortaokul 5 ve lise 9. sınıflardan başlamak üzere kademeli biçimde uygulanmaktadır. Ancak bu kapsamlı dönüşüm, hazırlanma sürecinin niteliği ve uygulamanın pedagojik temelleri bakımından ciddi soru işaretleri barındırmaktadır.

Bu değişiklikler yaşama geçirilirken çağdaş eğitim sistemlerinin deneyimlerinden, bilimsel pedagojik verilerden ve eğitime ilişkin evrensel ilkelerden ne ölçüde yararlanıldığı kamuoyuna açık değildir. Daha da önemlisi, bilimsellik, eşitlik, laiklik ve demokrasi gibi cumhuriyetin eğitim felsefesini oluşturan temel ilkelerin bu süreçte ne ölçüde gözetildiği kamusal bir tartışmayı zorunlu kılmaktadır.

Pedagoji yalnızca bir kuramsal alan değil; eğitim uygulamalarının çocukların bilişsel, duygusal, sosyal ve akademik gelişimleri üzerindeki kısa ve uzun vadeli etkilerini inceleyen bir bilim dalıdır. Eğitim politikalarının oluşturulmasına rehberlik eden bu alan, öğretmenlik mesleğinin neden pedagojik formasyon gerektirdiğini de ortaya koyar. Pedagojik yeterliliği olmayan bireylerin eğitim süreçlerinde etkin rol alması, çocukların ruhsal ve akademik gelişiminde onarılması güç sonuçlar doğurabilmektedir.

Araştırmalar, bireyin zihinsel ve kişilik gelişiminin yaklaşık yüzde 70’inin 0-7 yaş aralığında oluştuğunu göstermektedir. Bu dönemde oluşan yapı, ergenliğe kadar pekişerek büyük ölçüde kalıcı hale gelmektedir. Erken çocukluk döneminde verilen her eğitim içeriği, çocuğun tüm yaşamını etkileyebilecek bir güce sahiptir. Bu nedenle erken yaşlara yönelik eğitim programlarının niteliği yaşamsal önem taşır.

EĞİTİM POLİTİKALARINDA TARİHSEL SÜREÇ

Bu pedagojik çerçeve, Türkiye’de eğitim politikalarının tarihsel gelişimiyle birlikte ele alındığında daha net anlaşılmaktadır.

3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Yasası ile Türkiye’de laik, bilimsel, karma ve çağdaş bir eğitim sistemi kurulmuştur. Bu düzenleme ile din eğitimi devlet denetimi altına alınmış; süreç içinde müfredattan çıkarılmış, 1982 Anayasası ile “din kültürü ve ahlak bilgisi” dersi zorunlu hale getirilmiştir. 2012 sonrasında ise seçmeli din dersleri eğitim sistemine eklenmiştir. Bu tarihsel seyir, eğitimin siyasal ve ideolojik müdahalelere ne denli açık bir alan olduğunu da göstermektedir.

ÇEDES PROJESİ

2021 yılında ortaokullarda uygulamaya konan ve daha sonra ilkokul ve liseleri kapsayacak şekilde düzenlenen “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi”, “milli ve manevi değerler” vurgusuyla yaşama geçirilmiş; erdem, değer ve eylem kavramları çerçevesinde sosyal-duygusal öğrenme hedefleri sunmuştur. Ancak uygulamada bu değerlerin ağırlıklı olarak din temelli bir ahlak anlayışıyla ilişkilendirildiği görülmektedir.

Değerler eğitiminin eleştirel düşünmeyi desteklemek yerine, uyum, itaat ve otoriteyi önceleyen bir yurttaşlık modeli oluşturduğu yönünde ciddi kaygılar bulunmaktadır. Ayrıca pedagojik formasyonu olmayan okul dışı aktörlerin süreçte eğitimci olarak etkin rol üstlenmesi, eğitimin ibadet mekânları ve dini pratiklerle ilişkilendirilmesi çocuk gelişimi açısından önemli riskler barındırmaktadır.

ERKEN YAŞTA DİN EĞİTİMİNİN ETKİLERİ

Çocuklarda muhakeme ve soyut düşünme becerileri ancak 12-13 yaş civarında gelişmeye başlamaktadır. Bu yaş öncesinde günah-sevap, iyi-kötü gibi soyut kavramlarla yoğun biçimde karşılaşmak; çocukta korku, kaygı ve içsel çatışmalara yol açabilmektedir. Erken yaşta verilen Arapça temelli din eğitimi, özellikle okuma-yazma sürecinde öğrenme güçlükleri yaşayan çocuklarda akademik uyum sorunlarına neden olabilmektedir. Sağdan sola yazım, farklı harf yapıları ve telaffuz güçlükleri; özgüven yitimi, okuldan kaçınma davranışları ve psikosomatik belirtilerle sonuçlanabilmektedir.

Sonuç olarak değer ve ahlak aktarımının en sağlıklı yolu; çocuğa doğru model olarak, uygun yaşta ve baskı olmadan sunulmasıdır. Bu aktarım öncelikle aileye aittir. Okul ortamında pedagojik ilkelerden uzaklaşılması, çocukların ruhsal ve akademik gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bilimsel temelli, laik ve çocuk merkezli bir eğitim anlayışıyla; eleştirel düşünebilen ve kendini ifade edebilen bireyler yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bu noktada unutulmamalıdır ki eğitim, yalnızca bilgi aktarma süreci değil, aynı zamanda bireyin kişilik gelişimini, dünyayı algılama biçimini ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren temel bir kamusal alandır. Eğitim politikalarında yapılacak her düzenleme, çocukların bugünkü yaşamlarını olduğu kadar, gelecekte nasıl bir toplum içinde yaşayacaklarını da belirler. Bu nedenle eğitim alanında atılan adımların kısa vadeli ideolojik hedeflerle değil, uzun vadeli bilimsel ve pedagojik ilkelerle planlanması zorunludur. Aksi halde telafisi güç kuşaklar arası sorunlar, eğitim yoluyla derinleşerek toplumsal alana taşınacaktır. Bu gerçeklik göz ardı edilmeden, çocuk yararı her koşulda merkeze alınmalıdır. Bilimsel sorumluluk, çocuğun üstün yararını her türlü siyasal tercihin üzerinde tutmayı zorunlu kılar.

DR. ÖĞR. ÜYESİ ÖZLEM ÖZDEN TUNCA

KLİNİK PSİKOLOG, EĞİTİM BİLİMCİ

İlgili Konular: #kanun #Devrimler

Yazarın Son Yazıları

Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Sosyoekonomik yapı ve şiddet - Ayşe Atalay

Şiddet bir insanın bir başkasına ya da gruba istemediği, arzu etmediği bir davranışta bulunması için uyguladığı fiziksel olduğu kadar psikolojik, kültürel ve ekonomik boyutları da içeren bir zorlamadır.

Devamını Oku
19.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026
Tarih denen büyük yargıç - Halil Sarıgöz

Geçtiğimiz günlerde Aydın’da ve Keçiören’de yaşanan istifalar yalnızca yerel siyasetin dar gündemi değildir.

Devamını Oku
18.02.2026
Parti devletinde 'hukuk' - Erol Türk

AKP genel başkanı, başta anayasa olmak üzere tüm hukuk kurallarını askıya alan ve hukuk devleti ilkesini zedeleyen, ülkenin en tartışmalı ismi olan İstanbul cumhuriyet başsavcısını bir gece yarısı adalet bakanı olarak atadı.

Devamını Oku
18.02.2026
Türkiye ağlıyor - Gani Aşık

Vatanı için cephelerde silah ve süngülerle aslanlar gibi vuruşup kaplanlar gibi kükreyen Türkler aslında naif, ince kalpli ve tepeden tırnağa duygu yüklü insanlardır.

Devamını Oku
18.02.2026
İzmir İktisat Kongresi'nin 103. yıldönümü - Hüner Tuncer

Cumhuriyetin ilanından önce 17 Şubat 1923’te İzmir’de, “Türkiye İktisat Kongresi” toplanmıştı.

Devamını Oku
17.02.2026
Masumiyet karinesi - Suna Türkoğlu

Temelleri 1215’te Magna Carta Libertatum ile atılan, 1948’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 11. maddesinde ”Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır” ifadesiyle uluslararası bir metinde kendine açıkça yer bulan ve 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde, “Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır” hükmüyle de “adil yargılanma hakkı”nın en önemli parçası halini alan “masumiyet karinesi”, bugün hepimizin her alandaki koruyucu şemsiyesidir.

Devamını Oku
16.02.2026
Taliban, emperyalizm ve Afganistan - Doğan Ergenç

Taliban 2021 yılında Afganistan’da yeniden iktidara geldiğinde, kısmen “ılımlı” mesajlar vermişti.

Devamını Oku
16.02.2026
Migros depo işçileri neden direniyor? - E. Haktan Altın

22 Ocak’tan bu yana Migros depolarında DGD-SEN öncülüğünde işçiler “insanca yaşayabilmek” için direniyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Yaşlı hakları ve emekli aylığı - Ahmet Münci Özmen

Yaşlılık hangi açıdan tanımlanırsa tanımlansın, daha önce var olanların azalmasıyla, eksilmesiyle ilgili bir durumdur.

Devamını Oku
14.02.2026
Hukuki güvenlik ile ‘açık hata’ arasında - Abdullah Dörtlemez

İdare hukukunun en kırılgan eşiklerinden biri, hukuki güvenlik ilkesi ile hukuka uygunluk talebi arasındaki gerilimde ortaya çıkar.

Devamını Oku
13.02.2026
İliç’te yaşanan çaresizlik - Duran Güldemir

“Tüm siyasi partilerden ve muhtarlardan ortak çağrı: Çöpler Altın Madeni açılsın!..”

Devamını Oku
13.02.2026
Asya üretim dengelerinde yeni dönem - Gözde Dizdar

Bangladeş’te bugün yapılacak genel seçimler, yalnızca iç siyaseti ilgilendiren bir gelişme değil; güney ve güneydoğu Asya’daki üretim ve ticaret dengeleri açısından da yakından izlenen bir sürece işaret ediyor.

Devamını Oku
12.02.2026
Şiddet sarmalındaki çocuklarımız - Mustafa Gazalcı

Şiddete uğrayan, sömürülen çocuklara geçen günlerde bir de acımasızca öldürülen çocuklar eklendi.

Devamını Oku
12.02.2026
Başkanların serüveni… - Celal Ülgen

Ülkemizde daha önce eşi görülmemiş bir belediyeler krizi yaşanıyor.

Devamını Oku
11.02.2026
Kamusal aklın kurumları - Serhat Saatci

Türkiye’de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları uzun süredir siyasal tartışmaların merkezinde yer almaktadır.

Devamını Oku
10.02.2026
Grönland iklimi - Hakan Reyhan

2015 yılından bu yana (Paris İklim Zirvesi’yle başlayan süreçte) küresel ısınma sorununun çözümü için dünya ülkeleri açısından büyük bir uyanış yaşandığı düşünülüyordu.

Devamını Oku
10.02.2026
'İktidarın kara düzeni dağılacak!'

“Reform yılı” hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın açıkladığına göre 2026, “reform ve şahlanış” yılı olacakmış.

Devamını Oku
09.02.2026
Direnenler ve pijamasıyla oturanlar - Erdal Atıcı

Dünya tarihinde, bugün olduğu gibi adalet kılıcının kırıldığı, insan özgürlüklerinin kısıtlandığı, baskının, zulmün, haksızlığın ve hukuksuzluğun topluma egemen olduğu dönemler görülmüştür...

Devamını Oku
09.02.2026
Sorumlular ve sorumsuzlar - Erdal Celal Aksoy

6 Şubat 2023 tarihinde, saat 04.17’de Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde depremler meydana gelmiştir.

Devamını Oku
07.02.2026
Deprem ve ordunun unutturulan gücü - Cumhur Utku

6 Şubat 2023’te meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem, 11 ilimizi etkileyerek resmi rakamlara göre 53 binden fazla kişinin ölümüne, 107 binden fazla kişinin yaralanmasına ve yaklaşık bir milyon evin yıkılmasına yol açtı.

Devamını Oku
06.02.2026
Deprem dersleri - İbrahim Berksoy

42 yıllık kısa ömrüne yaşama ilişkin birbirinden ilginç düşünceler sığdıran Danimarkalı felsefeci Kiergagaard’ın şu sözü hiç aklımdan çıkmaz: “Yaşamı ileri dönük yaşar, geriye dönüp anlarız.”

Devamını Oku
06.02.2026
Modern toplumun temel ilkesi: Laiklik - Arif Anıl Öztürk

Bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin en temel ortak paydalarından biri olan laikliğin anayasaya girişinin 89. yıldönümündeyiz.

Devamını Oku
05.02.2026
Kronikleşen hastalık - Kadir Serkan Selçuk

İktidarın bir süredir devam eden “sorunları çözememe hastalığı” artık kronikleşti.

Devamını Oku
05.02.2026