Fay parçalar halinde kırılacak ve maksimum deprem büyüklükleri ancak 7.3’e ulaşabilecek.
Yıllardır İzmit Körfezi’nden Marmara’ya giren ve Tekirdağ’dan çıkan ana fayın nasıl kırılacağı konusu yerbilimcilerin tartışma konusudur. En büyük tehlike fayın tek seferde ve 7.4’ten büyük deprem üreterek kırılma olasılığıdır. Bu fikir hem jeolojik tarihsel gelişmelerle hem Marmara’daki araştırmalarla ve hem de İstanbul’u olabilecek en kötü senaryoya hazırlamak amacıyla ana düşünce olarak savunuldu. Bu arada Marmara fayının parçalı olarak da kırılma olasılığı gündemden eksik olmadı.
Yeni bir çalışma Marmara’da fayın tek parça olarak değil, çok parçalı olarak kırılma olasılığının daha yüksek olduğuna bilimsel kanıtlar sunuyor ve bir model öneriyor.
Güney Kaliforniya Üniversitesi Yerbilimleri’nden Dr. Sezim Ezgi Güvercin ve danışmanı Prof. Dr. Sylvain Barbot, Marmara fayının fiziksel özellikleri üzerine saptadıkları yeni bulgulardan hareketle, tarihsel kırılmaları da göz önüne alarak geliştirdikleri modellerden yola çıktılar ve Marmara fayında çoklu kırılma olasılığının daha fazla olduğunu yazdılar.
Güvercin ve Barbot, Marmara fayını parça parça (segmentler halinde) incelediler. Özellikle Marmara Denizi’nde son bir iki yıl içinde yaşadığımız 6.2, 5.8 ve 5.2 büyüklüğündeki depremlerin “tek parçalı kırılma teorisi”ni tartışmaya açtığı ve fayı ve depremleri anlamamızı yetersiz kıldığını belirtiyorlar.
Communications Earth&Environment dergisinde yayımlanan araştırma makalelerinde 10 bin yıldan fazla sismik aktiviteyi modelleyen fizik tabanlı simülasyonlar geliştirdiler. Ve özellikle en son 1894’te büyük deprem yaşanan Kuzey Anadolu Fay Hattı’na “odaklandılar”.
Vardıkları sonuç: Marmara’daki fay, muhtemelen parçalar halinde kırılacak ve maksimum deprem büyüklükleri en çok 7.3’e ulaşacak.
BARİYER GÖREVLİ KAYALAR
Üniversitenin yayımladığı bültene yaptığı açıklamada şunu ekliyor: “Ana Marmara fayı boyunca sıcaklık ve kaya türündeki farklılıklar, kırılmaları durdurabilen veya büyük bir depremde fayın kırılmak yerine sürünmesine neden olabilen bariyerler görevi görüyor.”
Bugüne kadar fay kırılmaları belirli noktalara gelince neden durduğu sorusu önemliydi. Vardıkları sonuç: Marmara Denizi’nin merkezinde, daha sıcak kabuğun üzerinde kalın tortul havzalar bulunuyor ve bu durum “güçlü bir reolojik bariyer” yapı oluşturuyor. Belirli sıcaklık ve basınç koşulları altında tortul kayaçların sürtünme özellikleri ani kırılmalara imkân vermiyor. Yavaşça deforme oluyorlar. Bu arada, daha büyük derinliklerdeki yüksek sıcaklıklar, kayaçları büyük çatlakların oluşmasını engelleyecek şekilde zayıflatıyor.
7.3’Ü AŞAN DEPREM YOK
Sezim E. Güvercin, üniversite bültenine yaptığı açıklamada diyor ki: “Ana sonuç şu ki, sıcaklık ve tortul kalınlığı, fayın davranış biçimini temelden değiştiriyor. Bu varyasyonlar, özellikle Marmara Denizi’nin merkezindeki tortul havzaların altında, kırılmaya karşı direnç gösteren bölgeler oluşturuyor.” Kayaç ve sıcaklık özelliklerini dikkate alarak yaptıkları simülasyon ve modellemelerle 1766 ve 1912’deki büyük depremlerin temel özelliklerini yeniden ürettiler ve 7.3 büyüklüğünü aşan deprem görmediler.
Çalışmaları şunu gösterdi: Fayın geometrik olarak daha basit olan batı Ganos ve Tekirdağ kesimleri, yaklaşık her 150 yılda bir tekrarlanan 7.2 büyüklüğü dahil düzenli depremler üretiyor. Doğu kesimleri olan Kumburgaz ve Prens Adaları ise yaklaşık 100 yılda bir 6.2 ile 6.8 büyüklüğünde ve yaklaşık her 500 yılda bir 7.0 büyüklüğünde deprem çiftleri ile daha küçük ve daha sık depremler üretiyor.
“Modeller ayrıca, Orta Havza yakınlarındaki fayın bazı kısımlarında sığ sürünme (kırma olmadan gerilimi serbest bırakan yavaş, sürekli kayma) öngörüyor. Bu davranış, jeodezik gözlemlerle ve son yirmi yılda kaydedilen küçük, tekrarlayan deprem kümeleriyle örtüşüyor.”
İSTANBUL İÇİN ANLAMI
Herkese Bilim Teknoloji dergisinin gelecek sayısında yazısını okuyacağınız başyazar Sezim Güvercin diyor ki: “Bulgular İstanbul’un deprem riskini azaltmıyor. Şehre daha yakın veya kısa aralıklarla meydana gelen orta ila büyük depremler büyük hasara yol açabilir. Marmara Ana Fay Hattı’nın her iki tarafındaki kilitli segmentler, 100 yılı aşkın süredir büyük bir kırılma yaşamadı. Eğer bu segmentler simülasyonlarda gözlemlenen kalıpları izlerse, bölge önümüzdeki on yıllarda büyük depremler yaşayabilir.”
Makale: Persistent rupture segmentation of the Main Marmara Fault. Communications, Earth and Environment, 6, 1028. https://doi.org/10.1038/s43247-025- 03007-4