Narsisizmin küresel yayılımı
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Narsisizmin küresel yayılımı

15.01.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor. Bir yanda Atlantik ötesinde, hegemonya hırsını jeopolitik haydutluğa dönüştüren; Kanada’dan Grönland’a, Küba’dan Kolombiya’ya dek tüm dünyayı emlak ofisinin parçası sanan D. Trump afeti; öbür yanda bu öznenin güdümünde, halkını sistematik ve acımasız bir yoksullaşTIRma sarmalına mahkûm eden yerel narsisizmler... Ülkemizdeki gibi!

Peki, nasıl oluyor da bu denli ağır patolojiler, hastalar, kitlelerin kurtarıcısı olarak tepelere tırmanabiliyor?

PATOLOJİNİN ANATOMİSİ: MALİGN NARSİSİZM VE GÜÇ

Erich Fromm, malign (habis) narsisizmi, insanlığın en ağır patolojisi ve yıkıcılığın kökü olarak tanımlar. Fromm’a göre bu kişiler için dünya, salt kendi ihtiraslarının aynasıdır. Dış dünya ve o dünyanın insanları, ancak bu narsistin yüceliğine(!) hizmet ettikleri sürece değerlidir. Trump’ın Venezüella’da açık haydutluğu, egemen bir devletin başkanını paketleyip götürme cüreti, yalnızca siyasal bir kurgu değil; Fromm’un tanımladığı nekrofil (ölüm ve yıkım sevici) gücün, uluslararası hukuku ve barışı hiçe sayan vahşetidir.

Carl Jung ise bu tabloyu kolektif gölge kavramıyla açıklar. Toplumlar, kendi içinde bastırdıkları öfkeyi, hırsı ve öteki’ne duyulan nefreti, narsisist (öz sevici) liderlerde somutlaştırır. Bu liderler, kitlelerin bastırılmış komplekslerini adeta politik yakıta dönüştürür. Türkiye’de AKP eliyle dayatılan yoksullaşTIRma halkın yaşam hakkını bile elinden alırken, gerçekte Jung’cu bakışla; kitlelerin ussal karar verme yetisini felç eden karizmatik büyü ve biat kültürü dayatarak yürütülmektedir. Ezilenler, ezenle özdeşleşme çabasındadır!

SINIRLARIN YENİDEN ÇİZİLMESİ VE VEKALET SAVAŞLARI

Güneyde parçalanmış bir Suriye, Irak’ta Kürt federe devleti ve İsrail’in Gazze’de sistemli soykırımı... Bu tablo, malign narsistlerin dünyayı bir satranç tahtası gibi görmesinin sonucu. Ukrayna’da Rusya-NATO vekalet savaşı, bu liderlerin egolarını doyurmak için insanlığı 3. Dünya Savaşı’na sürüklemekten çekinmeyeceklerinin kanıtı. Sormak gerek: Uluslararası ceza hukuku ve devletler hukuku, bu açık haydutluk karşısında neden felçtir? Çünkü hukuk, rasyonel aktörler için tasarlanmıştır; patolojik narsistler için değil.

KÖK NEDEN: EĞİTİM Mİ, YOKSA YAPISAL ÇÜRÜME Mİ?

İnsanlık bu sarmaldan nasıl kurtulacak? Sorunun kök nedeni yalnızca eğitim dizgesi değil çünkü tarihteki en büyük diktatörlerin çevresi iyi eğitimli teknokratlarla doluydu. Sorun, vicdanın ve muhakemenin demokratikleşmesi sorunudur. Adamakıllı felsefe eğitimi ile insana özgü etik değerler kazandırılmasıdır.

1- Hekim gözüyle: Toplumların ruh sağlığı, liderlerin sağlığıyla doğrudan ilintilidir. Patolojik liderler, toplumda bir çeşit uyarılmış psikoz yaratır. Çözüm, kitlelerin bu hipnozdan çıkarılması, rasyonel muhakeme yetisinin geri kazanılmasıdır. Bu, örgütlü siyasal muhalefetin öncelikli ve kritik görevidir.

2- Hukukçu gözüyle: Sorumluluk ve hesap vermenin en tepedeki siyasal irade için mutlak olması! Hukuk, narsistin keyfiliğini sınırlayan biricik barajdır; bunlar ancak kendini aşkın güce boyun eğerler.

3- Siyaset bilimci gözüyle: Kamu yönetiminde liyakatin yerini sadakatin, ussallığın yerini nas/dogmanın alması, narsisizmin en büyük besin kaynağıdır. AKP’li vekilin utanmıyoruz sözü tipik ve yüz kızartıcıdır.

SONUÇ: KURTULUŞ REÇETESİ

Dünyayı Trump vb’nin çılgınlığından, ülkemizi de bu güdümlü narsisizm sarmalından kurtaracak olan, salt sandık değildir. Kurtuluş bilimin rehberliğinde, hukukun üstünlüğüne dayalı, laik ve ussal bir toplumsal düzen kurmadadır. Eğitim evet, ama nasıl? Sorgulamaya, eleştirel düşünceye ve en önemlisi başkasının acısını duyumsama yetisine (Empati!) yönelik eğitim. Değilse, bir narsisist gider öteki gelir. İnsanlık, bu malign döngüyü kırmak zorunda. Gazze’de rezil soykırım, Venezüella’da ABD haydutluğu, İran’da 56 yıllık çağdışı molla rejimi acı ve ibretlik örneklerdir. Türkiye, bu cehennemden TEK ADAM rejimiyle çıkamaz! Devlet aklı kurumsal olmasa da mutlaka işletilmeli, iç cephe mutlaka güçlendirilmeli, ülke-ulus bütünlüğü temelinde, TBMM zemininde tüm partiler işbirliği içinde seferber olmalıdır. Durum, göründüğünden çok daha kritiktir ve salt AKP ile değil, hak ettiği stratejik derinlik ve akılla, yurtseverlikle, hızla yönetilmelidir!

İlgili Konular: #tarih #Narsizm

Yazarın Son Yazıları

2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026