CHP Yıkar Geçer mi?

17 Aralık 2013 Salı

(Yerel Seçimler- 2, CHP)

AKP üç ağır bakanını seçimlere sürmekten başka bir heyecan yaratmazken, CHP daha şimdiden yerel seçimlerin en çok konuşulan partisi oldu. Aylar boyu süren Mustafa Sarıgül tartışmasından ve dalgasından sonra (*), şimdi de eski MHP’li Mansur Yavaş dalgası CHP ile birlikte siyaset kazanını dipten kaynatmaya başladı.
Anımsatalım: Ankara’yı AKP yüzde 38.5 ile kazandı (İ. Gökçek). CHP 31.5 (M. Karayalçın) ve MHP 26.9 (Mansur Yavaş). Zaten yukarıdaki tablo, CHP’nin aday belirleme politikası için çok şey anlatıyor! MHP tabanından oy çalmadan Ankara’yı alması zor gözükmekte. Zaten MHP’nin de sinirlendiğini ve Yavaş’ı ihanetle suçlamaya başladığını görüyoruz. Burada temel mesele, M. Yavaş’ın ne kadar CHP’li gibi davranacağı ve politikalarının sorumluluğunu, CHP’nin üstlenip üstlenemeyeceğidir.. İşin bu yönü var.
CHP’nin bu “yeni” politikasını anlamaya çalışalım... CHP’nin, bu politikasının artık bayatlamış deyimle “şifreleri” bize ne anlatıyor? Olayın 6 yönü var. Şimdi bunlara bakalım.

***

1) Kazanmak ve iktidarı yıkmak: CHP yönetimi ne pahasına olursa olsun “kazanmak” istiyor. Bunu tersten söylersek, ne pahasına olursa olsun, iktidarın bir veya birkaç kalesini “yıkmak” istiyor. Yerel seçimlerden mutlaka önemli, başarılı sonuçlarla çıkmak istiyor.. Bunu da geniş bir “cephe” politikasıyla gerçekleştirebileceğini düşünüyor. Cephe derken kastettiğim ittifak değil, CHP tabanını alabildiğine genişleterek AKP ve MHP’ye oy vermiş seçmenleri partiye çekmek istiyor. Bunun önemli bir yolu da “kitle partisine uygun” siyasal ve sosyal mesajlar ve adayın kimliği!
M. Sarıgül, AKP’li seçmenin de dilinden anlayan bir politikacı olarak görülüyor. Şişli’de ve partisi Türkiye Değişim Hareketi’nin izlediği kitle politikalarında, “her kesimi kucaklamak” şeklinde tanımlanabilir. Bu politikanın görünümü şöyle: İdeoloji az veya hiç yok; ben sizdenim sosyal mesajları... irili ufaklı hizmetle memnuniyet yaratma vb.
Aslında CHP’nin anlayışı, “Sarıgül’leşiyor” bile diyebiliriz. Şimdi buna bakalım:
2) İdeolojiden arınmak- kitle partisi olmak: CHP, “kitle partisi” olmayı ön plana çıkardı. Bu şu demek: Bir ideolojik saplantımız veya kılavuzumuz yok. Herkesi kucaklayacağız. Cemaatçisini, tarikatçısını, AKP’liyi, sosyal demokratı, dindarı, türbanlıyı... Bu, ideoloji ön plana çıkarmaktan aynı zamanda vazgeçmek de demek. İdeoloji, CHP’nin geçmiş kimliği olarak var. Tabii, partinin sosyal demokrat kimliği, özgürlük ilkeleri, okyanusa atılmış değil. Programı bunun üzerine kurulu. Partinin yürütücü liderlerinin, yöneticilerinin kökenleri de buradan geliyor.
3) Peki, parti “sağcılaşıyor mu?”: Bu yönde tanımlamalar yapılıyor. Ben, bir “sosyal demokrat” partinin sağcılaşmasına, salt “kitle partisi politikalarına” bakarak karar verilebilir olduğunu sanmıyorum. İki önemli kriter ararım: Liderlerin kökenleri, anlayışları ile parti programı (ekonomik, sosyal). CHP liderliği sağcı olarak tanınan, bilinen politikacılara mı geçti? Ekonomi politikası sağcılaştı mı yoksa hâlâ sosyal demokrat tabanlı mı? Bugünkü CHP’nin kitle açılımı ve ideolojiden kaçınması, bunları içeriyor mu? Hayır.
CHP sanki daha çok, AKP’den önce çöken ve yok olan “merkez sağ” partilerin, aslında tamamen AKP’ye yamanmış olan, “yerini” doldurmak veya merkez sağda kendisinin kontrol edeceği yeni bir “yer açmak” ve bu yerin bir kısım eski seçmenini de AKP’den çalmak istiyor...
Çünkü AKP, “köktenci/dinci” politikalarıyla, merkez sağda giderek daha büyük boşluklar yaratmakta.
4) Yükseliş rüzgârı: CHP, iktidarı yerel seçimlerde sarsarak, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler için büyük bir rüzgâr yakalama peşinde. Yerel seçimlerde önemli bir başarının, sonraki her iki seçime de büyük etkisinin olacağı kesin. CHP, buradan alacağı güçle, iktidar olma düşleri kuruyor..
5) Parti içi çalkalanma: Peki, CHP yönetiminin bu politikaları parti içinde çalkalanma yaratmaz mı? Şüphesiz.. Muharrem İnce Ankara aday adayı ve parti içinde gücü var. Aylin Nazlıaka aday adayı.. Şimdi bir kalemde bu isimleri yok sayarak MHP’li bir adaya tepeden teklif götürmek, önemli rahatsızlık yaratıyor. Bu büyür mü, bilmiyorum, yerel seçim sonuçlarına bağlı!
Belki geçici bir son söz olarak: Maksat ve hedef AKP’yi sarsmak ve yıkmak olunca, eğer bu politikalar da amaca uygunsa, bunu deneyecektir.
Ben bu politikanın CHP’ye seçmen kaybettireceğini düşünmüyorum. Çünkü, CHP’lilerin büyük çoğunluğunda odak düşünce, RTE ve AKP iktidarından bir an önce kurtulmak ve umudu yeşertmek.. RTE, seçmenin iradesini de belirliyor gibi.
6) Kılıçdaroğlu ve ekibinin geleceği: Gördüğüm kadar, yerel seçimlere kadar ciddi bir karşı çıkış olmaz. Seçimlerde eskiyi aşan önemli bir yükseliş, yönetime genel seçimlere kadar şans verir. Ama ilk seçimde hoşnutsuz bir sonuç, parti içi tartışmaları ve politikaları keskinleştirecektir. Hele sonraki iki seçim...

(*) Can Ataklı da cesur bir çıkışla aday adaylığını koydu. Sevgili meslektaşım ve dostum keşke aday olarak seçilse ve seçimleri kazansa! Ama görünen o ki, ne Gürsel’i ne Ataklı’yı ne de başka birisini gözü görüyor CHP merkezinin, Sarıgül’den başka!  


Yazarın Son Yazıları