Dış politika, ip üzerinde cambazlık değildir

16 Haziran 2020 Salı

PKK’ye karşı Kuzey Irak’ta düzenlenen harekâtta, yeni İHA’ların desteğinin kullanılıyor olması, (Libya’da da dış basında yorumlara neden oldu) bir askeri güç üstünlüğü durumu ve duygusu yarattı ve askeri yöntemlerle bu işi bitiririz kanaatini yaygınlaştırdı. Özellikle iktidar saflarında. 

Şüphesiz “askeri başarı” sevindiririr, fakat büyük güçlerin egemenlik sahasına dönüşen Orta Doğu’da çözümü doğurma olasılığı zordur.

Orta Doğu önemli ölçüde ve güncel olarak “Suriye” sorunudur. Suriye’nin parçalanmışlığıdır.

Esas sorumlu ABD ve Batı’dır

Bu parçalanmışlıkta ana sorumluluk Batı Dünyasına aittir. ABD, Fransa, İngiltere ve bunların araç ve para babası olarak kullandığı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ve şüphesiz ki İsrail. 

İran ve Rusya yok mu? Şüphesiz askeri olarak sahadalar, fakat Suriye’nin bölünmesi için değil bütünleşebilmesi için. 

İran’ı rahat anlayabiliriz, Suriye’nin parçalanmasından en çok zarar görecek ülkelerin başında geliyor. Eğer Suriye, ABD ve İsrail’in bir uydusuna, kontrol ettiği bir ülkeye dönüşürse, doğrudan İran’a dayanacaklar. Orta Doğu tamamen paramparçaya, etnik ve mezhepsel kavimlere dönüşecek. Uluslu devletler parçalanacak ve her biri güdülenen birer kavimlere dönüşecek. İstedikleri de bu zaten.

Suriye’de Rusya’nın ve İran’ın varlığı bunu engelliyor. 

Suriye’nin siyasi ve merkezi bütünlüğünün sağlanmasından en çok yararı görecek ülkelerden biri dahası başlıcası Türkiye’dir.

Oradaki Kürt yapılanmasının Şam’ın merkezi kontrolüne girmesi, Türkiye’yi rahatlatacak en önemli çözüm yoludur. 

Ankara’nın çözümsüzlük politikası

Ankara Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğünü birliğini mi istiyor, yoksa parçalanırsa benim de kontrol edeceğim bir bölge olsun politikası mı güdüyor...

İlk operasyonlar, Amerikan-PKK koridorunu engellemedi ve Suriye’nin Batı’da daha hâkim duruma gelmesini sağladı. Ama Türkiye’nin İdlib’de izlediği politika, Suriye’yi Batı ve İsrail politikalarının (parçalanmış Suriye) uygulanmasına açık hale getiriyor. 

Türkiye ile Rusya arasında kararlaştırılan bakanlar düzeyindeki görüşmelerin iptali, İdlib’i yeniden alevlendireceğe benziyor. Türkiye “HTŞ vb.” örgütlerinin varlığını, son yapılan anlaşmaya rağmen, “statikleştirme” politikası izliyor.

Rusya ve Şam ise İdlib konusunu çok da geleceği bilinmezliklere havale etme niyetinde olmayacaklardır. 

Ankara’nın hem Suriye’de hem de Libya’da Amerika’yı devreye sokma çabaları, ve Suriye-İdlib politikası, Türkiye’yi ip üzerindeki cambaz pozisyonuna soktu. 

Suriye’de çözümsüzlük politikası sürdürülebilir değil..

Bölgede sadece Orta Doğu’nun parçalanmasına hizmet etmektedir.


Yazarın Son Yazıları