İlkelliğin savunuculuğuna karşı, uygarlık ve çağdaşlığın direnişi şart

24 Kasım 2016 Perşembe

Hayır, bu kez çocuk tecavüzlerine karşı iktidarın hayırhah tutumu ve adeta teşvik edici sonuçlar yaratacak anlayışına değinmeyeceğim.
Bakan Bey’in “çocuğun rızası varsa evlensin” biçimindeki, aklın, uygarlık ölçülerinin, çocuk hak ve özgürlüklerinin asla kabul etmeyeceği ucube sözlerine de değinmeyeceğim.
Ki Bakan Bey’in bu önerisinin, evlenseler bile, var olan yasalara göre, tecavüzü bu kez resmi evlilik kılıfı altında sürekli kılacak bir sonuç doğuracağını da belirtmeyeceğim.
Bu taslağın, çocuk haklarını koruyan yasaları işlemez duruma getireceğini de...
Yok yok, dinbazların bu çocuk yaştakilere karşı bu bitmez tükenmez ve üstelik dinin arkasına sığınan tasallutlarının nedenlerini de burada sıralamayacağım...

İlkelliğin cesareti
Bu ilkelliğin, günümüzde nasıl böyle cesaretle savunulduğunu da sorgulamayacağım...
Bu düşüncenin iktidara tırmanabilmesinin geçmişteki kilometre taşları üzerine analizlere de dalmayacağım.
Acaba geçmişteki Cumhuriyet iktidarları - siyasetçileri nerelerde hata yaptı diye aklıma soru da takılmayacak...
Hayır, televizyon ekranlarında, neredeyse kız bebeklerle evlenmeyi öneren ve buna şiddetle karşı çıkanlara “siz dinimize karşı mı çıkıyorsunuz” diyen utanç-rezillik abidelerinin hakkında dava açma cesaretini gösterecek tek bir Cumhuriyet Savcısı kaldı mı acaba, diye de sormayacağım...
Dini, 6, 11, 13 yaşlarındaki, evrensel yasalara göre ise 18 yaştan küçüklere tecavüz etme, evlenme özgürlüğüne indirgeyen anlayışların, iyiyi, güzeli, adaleti önerdiği vazedilen dinlerin gizli-açık düşmanı olup olmadığını da yazmak ve sorgulamak bana düşmez...

İçeri tıkılması gereken tehlike
Bu adamın söylediklerinin tüm erkekleri, tüm kız-erkek çocuklara karşı suç işlemeye teşvik ve tahrik ettiğini; söylediklerinin bir fikir-görüş olmadığını, korumasız çocukların hayat güvencelerini ortadan kaldıracak sonuçlara yol açacağını ve bu nedenle toplumsal düzeni altüst edecek sonuçları olacağını, tehlikeli bir yaratık olarak içeri tıkılması gerektiğini de yazmayacağım.
Ama “İslam adına” hareket ettiğini beyan edince ve iktidarda da koruyucu liderleri, bakanları, yasa uygulayıcıları, kafa kesicileri olduğunu bilen savcıların kıllarını kıpırdatacak cesaretleri olamayacağını, olsa bile, ceza verecek bir mahkemenin de ülkemizde var olmadığını hiç anımsatmayacağım.

Tecavüzün verimli toprakları
Bu rezil düşüncelerin, bu iktidarın suladığı ve yarattığı verimli topraklarda yeşerdiğini de...
İktidar sahiplerinin de ekrandaki adamlarından farklı düşünmediğini, Meclis’e indirdikleri yasa önerilerinden anlaşıldığını da...
Ekrandaki veya ekran dışındaki bu ucubelerin kendi kız çocuklarını yetişkin erkeklerle evlendirip evlendirmeyeceğini de...
... yazmayacağım ve sormayacağım.

O zaman ne yazacağım?
Evet, bunları yazmayacaksam neyi yazacağım!
Belki şu haberi anımsatırım, bu kültürün tepedeki sahiplerinin kimler olduğuna ilişkin bir fikir verebilsin diye:
Yeni Türkiye’nin Rektörü: Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı, okuma yazma arttıkça kendisine afakanlar bastığını ve cahil, okumamış halka daha çok güvendiğini, ülkeyi ayakta tutacak olanların okumamış cahil halk olduğunu söyledi.”
Veee de şunu anımsatmalıyım:

Uygarlık ve çağdaşlığın direnişi şart
İktidar sahiplerinin şimdi 3’ten 5’e çıkardıkları çocuk yapma vaazlarının da, yukarıdan aşağı tarif etmeye çalıştığım bu ikelliğin verimli topraklarını, kendileri için daha verimli hale getirmeye yönelik olduğunu.
Yoksulluğu teşvik, yurttaşı insanca ve özgürce yaşayacağı bir ekonomik ve kültürel düzeye asla yükseltmeme politikasını...
Türkiye daha iyiye yol almıyor en azından bu kısa sürede; tersine her türlü ilkelliğin boy pos atacağı bir ülke yaratılıyor.
Buna karşı tek çare, uygarlığın ve çağdaşlığın direnişidir.
Tıpkı çocuk tecavüzcülerine karşı ayağa kalkıldığı gibi.  


Yazarın Son Yazıları