‘Nasıl da yırttık, tam yırttık, şerefe arkadaşlar!’
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

‘Nasıl da yırttık, tam yırttık, şerefe arkadaşlar!’

27.08.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Siyasal yargılamada işin doğasına uygun mahkemeler kurulur. Doğrudan siyasetle, hakaretle vb. ilgisi olmayan sosyal medyada yaptığım bir kimlik paylaşımı nedeniyle yargılanmıştım. Kişi TC vatandaşı değildi ama bir geçici kimliği vardı. Seçimlerde bu kimlikle oy kullanamaz diye bir uyarıcı twit atmıştım. Kamu davası açılıyor. Tamam yanlıştı. Ama kasıt ve çıkar yoktu ve kişi de şikâyetçi değilim diye mahkeme dosyasına giren ifade vermişti.

Ama Cumhuriyet yazarıydım. Siyaset yazıyor ve iktidarı eleştiriyordum. Yaşından deneyimli olduğu görülen bir kadın yargıç, adeta mahkemede salonla ilgisiz ve cep telefonu ve kalemle oynayan ve zerre göz teması kurmayan genç bir savcı...

Tabii ki ceza isteniyor. Sonuçta mahkûmiyet veriliyor, iyi halden indirim ve kararın açıklanmasını erteleme.

İstinaf kararı bozuyor ve beraat ettiriyor.

***

Eminim yargıç ve savcı, dosya içeriğine ve savunmama bakarak bunun istinafta bozulacağını biliyorlar ama adeta görevleri mahkûmiyet vermek gibi hareket ediyorlar.

Ve masaların üzeri yıllık dosyalarla dolu mahkemelere ve istinaflara gereksiz bir yük daha bindiriyorlar. Bu tutumun bedeli var tabii, hem yargıya hem yargıçlara hem yargılananlara hem avukatlara hem mübaşirlere.. Zaman ve para...

***

Oysa savcı tek başına dosyayı inceleyip yahu buradan bir sonuç çıkmaz, yargılamaya gerek yok diyebilir ve herkesi yükten kurtarabilir. Bunu yapmıyor ve dava açıyor... Bir sürü yazışma üstüne üstlük... Savcı genç, belki kendisini dava açarak kanıtlayacak, üstelik bir Cumhuriyet yazarını mahkûm ettirebilirse bu kazanç olacak...

***

Hadi savcı bunu yapmadı, yargıç dosyayı reddedebilirdi, en deneyimli o, herkesi yüklerden kurtarabilirdi...

O da yapmadı, çünkü karşılarında siyasi bir kişilik vardı.

Mahkûmiyetle dosyayı istinafa havale ettiler. Beraati onlar versin!

***

Bence savcı ve yargıç, verdikleri mahkûmiyet kararı istinafta veya Yargıtay’da beraate dönerse, esas sicillerine kötü puan olarak işlenmesi gerekir... Yargının yükünü ağırlaştırdıkları ve önlerindeki dosyayı öngöremedikleri için...

***

Bütün bu hikâyeyi yazma nedenine gelince: Silivri davasının belkemiği olduğunu, o zamanki başsavcının şimdiki adalet bakanının resmen açıkladığı Ertan Yıldız’ın mahkemede ifade verdiği sırada sanık ve avukatların çapraz sorgularına çelişkili yanıtlar vermesi üzerine, mahkeme başkanı artık soru sorulmasına izin vermeyeceğim diyor.

Murat Ongun, verdiğin ifadede ihaleleri verirken üzerlerine yüzde 10 eklendiği sözü sana mı ait, diye sorunca, Yıldız onu ben söylemedim diyor ve savcılar tarafından ifadeye eklendiği anlaşılıyor.

Mahkeme başkanı adeta Ertan Yıldız’ı sanıklardan ve mahkemeden kaçırıyor, soru sorulmasını engelleyerek.

Aslında bakıldığında, gerçeklerin ortaya çıkmasını engelliyor. Olacak iş değil.

Yargılama da yargılama değil.

***

Zaten siyasi dava olduğu ve “silkeleyin!” talimatıyla başladığı açık seçik olduğu için, bu ilk derece mahkemelerin de yukarıda anlattığım küçük ve zararsız hikâyeme uygun davranmasından daha doğal bir şey olmayacak.

***

Zaten, tam anlattığım gibi, avukat Hüseyin Ersöz’ün mahkeme solununda naklettiği gibi, yargıç, avukat itirazlarına “Bunları istinaf gerekçesi yaparsınız” demiş.

***

Görevi de adeta, zaten bilineni doğrularcasına, hızla davayı sonuçlandırmak, istenen cezaları vererek, topu bir üst mahkemeye, istinafa ve Yargıtay’a havale etmek. Zaten dava oraya gidecek de bu ilk mahkemede adaletli davranmak gibi bir dert de olmadığı net ortaya çıkıyor.

***

Beşiktaş Belediyesi davası gibi. Suçlamalardan 50’si düşüyor, bir şey bulamıyorlar, bu suçlamalardan pek çoğu yancı gazeteci kılıklı manipülatörlerce manşetlere taşınmıştı.

Örgütün liderini, örgüt lideri olmaktan çıkartıyorlar, çünkü beraat etmesi, göstermelik bir “suçla” kurtulması gerekiyordu.

Adam dipsiz kuyularda yatacağına ve tüm büyük servetini ve şirketlerini kaybedeceğine önüne gelen herkesi suçlamayı seçti.

Bunun karşılığını da aldı.

Davanın amacı zaten ağır mahkûmiyet kararları verdirmekti.

***

Şimdi başrol oyuncusu adamlarıyla karşılıklı kadeh tokuşturuyordur.

- “Ama ne yırttık, tam yırttık, bazı malı mülkü kaybettik diyet olarak verdik, şimdi hepsini belediyelerden alarak yerlerine koyma zamanıdır.. Şerefe arkadaşlar”

Yazarın Son Yazıları

Su yosununu incelemek Tıp Nobeli getirdi

Ne yazacağım ki kütük adamlar üzerine.

Devamını Oku
08.10.2026
‘Eyalet sistemine geçebiliriz’

Arşiv unutmaz derler ya, epey süre önce kupür kesip saklama alışkanlığım vardı, birikmiş kupürleri temizlerken yukarıdaki gazete kesiği elime geçti.

Devamını Oku
06.10.2026
Toplum vicdanı, AKP içinde ne kadar yankı buluyor?

AKP iktidarının toplum içinde karşılığı nedir?

Devamını Oku
05.10.2026
Ayıbı gizleme... ‘Fatma Hanım yalnız değildir!’ sloganına destek

Ülke en büyük finansal soygununu yaşıyor.

Devamını Oku
04.10.2026
‘Bizim adamımız sistemi’, çıkar ağları parçalanmalı

Cumhurbaşkanı “Dışarıdan gelecek olumlu eleştirilere de açığız” sözlerini birkaç kez sarf etti.

Devamını Oku
01.10.2026
Deniz Göktaş’ın mizahının gücü ve geçmiş

Mizah, doğası gereği gücü sorgular; trajikomik ortam, karar uygulama ve durumlardan çok güçlü kahkahalar üretir.

Devamını Oku
29.09.2026
Bir mucize yükseliş ve çöküş

AKP döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne elektronik mühendisi olarak girmiş...

Devamını Oku
28.09.2026
Sayın adalet bakanı, savcıları, SPK sistemi ve Mehmet Şimşek...

Sayın Bakan...

Devamını Oku
27.09.2026
Yavaş Cumhurbaşkanlığı adaylığı kapısından girdi

Mansur Yavaş CHP üyeliğinden istifa ederek çok önemli bir adım attı Cumhurbaşkanlığı adaylığı için.

Devamını Oku
24.09.2026
Sermayeye ve soyguncuya emekten ve milletten büyük servet transfer

AKP döneminde çöküşü nas politikasıyla başlatmak yanlış olur.

Devamını Oku
22.09.2026
Bugünkü mülksüzleştirmenin zorbalık ve darbelerle başlangıcı

Prof. Erinç Yeldan, Habertürk’te Eren Eğilmez’in programında, emek üzerindeki sömürünün 1980’den itibaren nasıl katlanarak arttığını anlatıyordu.

Devamını Oku
21.09.2026
Fon soygunu nasıl işliyor, soymaya devam mı?

Şüphesiz ayrıntılar önemlidir.

Devamını Oku
20.09.2026
Okurlardan anlamlı katkılar

Bazen ihmal ediyorum okurları, aslında çok güzel katkı ve paylaşım yapıyorlar.

Devamını Oku
17.09.2026
Mansur Yavaş spekülasyonları üzerine

Aslında ben de bu yazıyı yazmamalıydım.

Devamını Oku
14.09.2026
‘Parti devleti’ işbaşında, siyasi propaganda içinde mi?

Liberal görüşlü arkadaşımla sohbet ediyoruz.

Devamını Oku
13.09.2026
Üsküdar: Bir dönem bitti, yeni dönem başladı

Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu.

Devamını Oku
10.09.2026
‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’nin yeni versiyonu

Kör gözüm parmağına, deyimi çetrefillidir.

Devamını Oku
08.09.2026
Ümmet mi millet mi? Av kim, avcı kim?

“Kürt meselesi” çözümleri çerçevesinde bugün tartışılan konular, aslında 2013’te tartışılmıştı.

Devamını Oku
07.09.2026
Bir ‘kırmızı perşembe’ olayı üzerine

Silivri Cezaevi’nin yeni yapılan devasa salonundayım, arkadaşlara soruyorum, heyet nerede, diye.

Devamını Oku
06.09.2026
Bir insan ölünce her şey mi ölür?

Bakın doğum kaderde yok ama ölüm herkesin kaderinde var.

Devamını Oku
03.09.2026
Yeni anayasa mı, hülle hazırlığı mı, yoksa salt değişiklik mi...

Cumhurbaşkanının masasında incelenmekte olan bir anayasa taslağı olduğu kulis haberlerini okuyoruz.

Devamını Oku
01.09.2026
Çık bakalım çıkabilirsen, büyük lafın yeri yok

Hukukçu Mehmet Uçum’un demokrasiyi savunduğu, haksızlıklara karşı çıktığı, adaletsizlikleri eleştirdiği, anayasanın pek çok maddesinin, uygulanmamasını gündem yaptığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özellikle Türkiye’de büyük adaletsizliklere, haksızlıklara uğramış kişiler hakkında verdiği kararların uygulanmasını savunduğu vb. görülmemiştir.

Devamını Oku
31.08.2026
Büyük bir yürekle kuruldu Türkiye... Koskoca bir cesaret ve inançla...

Kazanacağız yüreğiyle...

Devamını Oku
30.08.2026
‘Nasıl da yırttık, tam yırttık, şerefe arkadaşlar!’

Siyasal yargılamada işin doğasına uygun mahkemeler kurulur.

Devamını Oku
27.08.2026
Ar-Ge 1.7: Teknoloji alanında ihracat 56 milyar dolar

2026 Bilim ve Teknoloji Göstergeleri raporuna göre Türkiye’nin Ar-Ge harcamaları son yirmi yılda istikrarlı biçimde arttı.

Devamını Oku
25.08.2026
Bir trilyon dolarlık büyük yarış

Bu yarış başka. Ar-Ge yarışı.

Devamını Oku
24.08.2026
Oyyy Rize! Haydi gidelim haydi!

Mademki Özgür Özel Rize’de geniş bir kucaklaşma ile karşılandı, fırsat bu fırsat iki hafta önceki Rize gezimizi yazayım.

Devamını Oku
23.08.2026
Transferler: Büyük bir çaresizliğin dışavurumu mu, psikolojik tedavi mi

En çarpıcısı Eceabat’ta gerçekleşti: AKP’nin adayı belediye seçimlerinde 153 oy almıştı.

Devamını Oku
20.08.2026
Herkes yapıyor, başım kel mi ortamı...

Çok tartışılan bir konu. Tam bir transfer sezonunda yaşıyoruz.

Devamını Oku
18.08.2026
İki ayrı program, iki plan ve ayrı gelecek mi var?

Dünkü yazımda, Kürt hareketinin (siyasi veya askeri), çerçeve yasa ve sonrası için alabildiğine konuşur, program ve beklentilerini açıklarken, AKP iktidarının ise alabildiğine bu konularda sustuğunu DEM-İmralı açıklamalarına zerre yanıt vermediğini anımsatmıştım.

Devamını Oku
17.08.2026
İktidar susarken, DEM’liler gerçeği mi söylüyor?

Silahlar sussun! Tabii ki, şüphesiz! Artık PKK savaşmayacak! Ne güzel!

Devamını Oku
16.08.2026
YENİ Parti: Riski mi azalttı? Yoksa artırdı mı? Verileri görelim

Şüphesiz çerçeve yasa konusunda YENİ Parti’nin ikili siyaseti seçmen nezdinde “partiyi kurtarıcı” mı oldu?

Devamını Oku
13.08.2026
YENİ Parti’nin tartışması gereken temel soru üzerine

Çerçeve yasa üzerine yazıyorum 3-4 yazıdır.

Devamını Oku
11.08.2026
Demokrasi, hak ve özgürlükler mi, Kürt ayrılıkçılığı mı?

İktidar YENİ Parti’yi giderek daha çok kıskaç altına alıyor ve alacak da.

Devamını Oku
10.08.2026
Seçim ittifakları kesin belirlendi... Ne yapmalı?

DEM Parti, CHP’ye mi saldırmaya yöneldi?

Devamını Oku
09.08.2026
Ülkenin önü açılıyor mu, kapanıyor mu, çerçeveden sonra nereye

İsim şu: “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi.”

Devamını Oku
06.08.2026
İmralı Cumhuriyeti yeniden kuruyor, bu kez ‘demokratik’

AKP liderliği ve hükümeti biliyor, İmralı biliyor belki de onayına sunuldu, (PKK’nin de bilgi sahibi olduğunu reddedemeyiz), DEM’liler haydi haydi biliyor.

Devamını Oku
04.08.2026
Korku iklimi, CHP’li belediyeler ve ahlakın sıfırlanması

Yoğun bir siyasi korku iklimi içinde yaşıyoruz.

Devamını Oku
03.08.2026
Cem Küçük neden tutuklandı? Bu bir iç kavga mı?

Hayır tabii ki. Cem Küçük tutuklandı.

Devamını Oku
02.08.2026
Yargıtay butlan kararından tedbiri kaldırırsa...

Bu serinin son yazısı.

Devamını Oku
28.07.2026