Özdemir İnce

Totem ve tabu

20 Ekim 2020 Salı

11 Ekim 2020 yazım “Kızlık (bekâret) zarı dikilir ama bozulan anayasal düzen tamir edilemez!” diye bitiyor ya, meğer sosyal medyanın köle yamyamlarına göre “eril dil”, “cinsiyetçi dil” kullanıyormuşum…

***

“Eril dil” kadını ve onun maddi ve manevi varlığını aşağılamak için kullanılan dildir. Bunun kökeni insanın insan olma(ma)ya başladığı günlerde başlar. Törelerin, geleneklerin, inançların, dinlerin içinde vardır.

Benim yazımın amacı nedir? İktidar koalisyonunun totaliter siyaset ve uygulamalarına karşı anayasayı, Anayasa Mahkemesi’ni, dolayısyla da demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunmak. Aynı tepkiyi gösterdikleri için onlarca gazeteci, hukukçu, yazar ve aydın kodeste yatmakta. Yazımın daha iyi anlaşılması için, kadınlarla ilgili bir deyimi ve bir organı metafor olarak kullanmışım. Halk deyişiyle “söz temsili”… Metafor kadınları aşağılamak için mi yapılmış? Hayır! Hedef mevcut iktidar. Kuru deriden bal çıkarırken iktidarın hizmetine giriyorlar.

***

Sosyal medya denen “martaval” ortamıyla herhangi bir ilişkim yoktur. Yazar olarak kendi ortamım var: Kitap, dergi, gazete ve televizyon… Bir dost telefon etti: Sosyal medyanın yalan dünyası metaforum yüzünden kaynıyormuş. Bu dünyanın gerçekdışı (post-truth / post verité) ortamında kirletilmemiş “has” düşünce yoktur. Düşünceyi açıklama özgürlüğüyle gerçek ve doğru düşünce yamyamlığını birbirine karıştırmayalım. Bundan dolayı yazımın başlığı ile son cümlesi yüzünden, mesajı anlamaktan aciz birilerinin beni kınamasına gülerim. İnsan cinsel organdan ibaret değildir. Beni okuyan kişi anafikri ören düşünce ağını kavramak zorundadır. O yazımı “kızlık zarı”na indirgeyenler kesinlikle benim okurum olamazlar.

***

Beni kınayanlar arasında yazıcılar ve müteşairler de varmış. Yazar ahlakına sahip birinin bir gerçek yazarı sosyal medya bataklığında eleştirmesinin zavallılık olduğunu anlayamazlar.

Fetret Türkiyesi yoğun bakımda can çekişirken eli kalem tutan insanların “eril dil” fantezisiyle uğraşmaları çok ilginç! Bir yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi’nin kararını yırtıp atarken, yazımın hedef ve amacını anlamamak, amacını saptırmak iktidara biat etmekten başka bir şey değildir; gevezelik ve sorumsuzluktur! Cumhuriyet yıkılırsa ne ırz, ne namus, ne dil, ne insanlık kalır.

Türlü nedenlerle benden nefret edenler elbette vardır. Düşman kazanmak sanatında üstüme yoktur. Bilirim. Ama beni kınayanların metaforu ve edebiyat bilimini anlamaya ihtiyacı var. Kuramsal kitaplarım yardımcı olabilir.

***

Kuran sûrelerinde kadınları rencide edecek epece ayet var. Bunlardan ikisi Süleyman Ateş’in çevirisiyle şöyle:

“Sana âdet görmeden soruyorlar. De ki: “O eziyettir.” Âdet halinde kadınlardan çekilin, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın…” (Bakara, 222. ayet), “Kadınlar sizin tarlalarınızdır. Tarlanıza dilediğiniz biçimde varın…” (Bakara, 223. ayet).

“Dilediğiniz biçimde” ne demek? Ey sosyal medya kadınları ne diyorsunuz buna? Tevrat’ta da, İncil’de de durum böyle; eski dinlerde de… Atasözlerinde, halk deyim ve deyişlerinde kadınları aşağılayan, suçlayan sürüyle laflar, yakıştırmalar var. Bu dogmalarla mücadele etmek için bir platform kurun ve bataklık âleminden gerçek dünyaya gelin.

***

Özellikle Fransa’da kızlık zarı onarımı cerrahinin özel bir dalı. Özellikle de Kuzey Afrikalı Müslüman kadınlar evlenmeden önce bu konuda uzman bir kliniğin kapısını çalıyorlar. Le Nouvel Observateur dergisinin bu konuda özel bir sayısı var. Bu ikiyüzlülük neden? Kadın evleneceği erkekle uzun süre birlikte olduğu halde (aileler için) o ziynetini (!) neden tamir ettiriyor? Çevrenize bir sorun bakalım ülkemizde bu meslek faaliyette mi?

“Eril söylem” “cinsiyetçi söylem” safsataları gerçekliğin, idraksizliğin üzerini örtmesin!

***

O kınanan yazıyı, çiğnenen, kirletilen anayasamızı savunmak için yazdım. Dolayısıyla amacım anayasa’nın 174. maddesi tarafından korunan Devrim Yasaları’nı korumak ve savunmaktır. Devrim yasaları özellikle kadınları korumak için çıkarıldı. Ey sosyal medya kadınları, devrim yasalarını hiç okudunuz mu? Cumhuriyet için ne yaptınız?

***

NOTA BENE: Bu hayat (Arthur Rimbaud) ve bu dünya (Karl Marx) değişmek zorunda! Okuyun, virüslere karşı direnç kazanırsınz!


Yazarın Son Yazıları

Milli Eğitim (5) 27 Ekim 2020