Çağdaş Haçlı Seferi!

14 Mayıs 2013 Salı

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndaki günlük basın toplantısında geçen hafta AP ajansının muhabiri Matt Lee, sözcü Patrick Ventrell’e “Esad’ın günleri sayılı, sözlerinizi ilk kez söylediğinizden bu yana ne kadar süre geçti” diye sordu.

\n

“Bilmiyorum!” yanıtını alınca muhabir “600 gün…” dedi.
Bu olay ABD için bir aczin somutlaşmasıydı. Irak ve Afganistan’da batağa değil, kumlara saplanan ABD; savunmada dev bütçe kısıtlamalarına da gidince, o ülkelerdeki gibi Libya’ya, Tunus’a, Mısır’a müdahalede benzeri eylemlere geçememişti!
ABD, bu durumda Avrupalı ortaklarını,
“Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nü (KAAÖ)” öne sürmüştü. “Libya’da KAAÖ’nün ne işi var” diye soran Başbakan, Kıbrıs çıkarmasında Türkiye’ye önemli destek veren Müslüman Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’yi devirmek için KAAÖ’ye katılmıştı. Mısır ve Tunus gibi Müslüman ülkelere karşı da Hıristiyanların yanında bir anlamda “haçlı seferine” destek vermişti.
Müslüman Suriye’ye gelince kankası
Beşşar Esad’ı bile karşısına almakta bir an tereddüt etmedi. TBMM reddetmeseydi, Müslüman Irak’ın işgalinde de önemli rol oynayacaktı.

\n

***

\n

ABD’de çeşitli araştırma kurumları vardır. Bu kurumlar çeşitli uluslararası olaylar hakkında yayınlar yaparlar. Bu kurumlarda emekli büyükelçiler rol oynarlar. ABD yönetiminin yönlendirmesiyle kamuoyuna yön vermeye çalışırlar.
Vaşington’daki
“Yakın Doğu Enstitüsü’nün” bir araştırması yayımlandı. ABD’nin Ankara’da büyükelçiliğini yapmış olan James Jeffry ile Soner Çağaptay’ın ortak yazılarında Suriye konusunda şu uyarı yer aldı:
“Bu cihatçıların günün birinde Türkiye’yi hedef almayacaklarının güvencesi yoktur… Türk güvenlik makamlarının bu gruplar konusundaki tecrübeleri çok sınırlıdır...”
Yine Ankara’da öncül-ardıl olarak görev yapan iki büyükelçi
Eric Edelman - Morton Abramovitz “Partilerüstü Siyasa Merkezi” adına yayımladıkları ortak yazıda ise Suriye’deki siyasal ve dinsel ayrışmalar hakkında “Bu gruplar kendi dinsel fikirlerini yaymaları ve Türk makamlarına kafa tutmalarıyla da sonuçlanabilir...” kehanetinde bulundular.

\n

***

\n

Gaziantep, Cilvegözü benzeri patlamaların daha şiddetlisi Reyhanlı’da oldu. “Resmi rakamlara” göre ölü sayısı 50’yi buldu. Sorumluları hakkında her kafadan bir ses çıkıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğinden sorumlu kaynak ve yetkililere göre bizim “Milli İstihbarat Teşkilatımızın (MİT)Suriye’deki benzeri “El Muhaberat’ın” marifetiymiş…
Hatta MİT, 23 Nisan’da bomba yüklü üç arabanın kevgire dönen güney sınırlarımızdan geçtiğini ilgililere bildirmiş! Helal olsun! Peki ne yapılmış? Hiçbir şey! Sonuç ölüler, yaralılar… Ankara temsilcimiz Utku Çakırözer “Peki patlamadan önce neden yakalanmadılar…” diye soruyor!
İlgili bakanlar
“Planlayan, uygulayan 9 kişiyi yakaladık!” diyorlar. Sokaklardan daha cesetler kaldırılmadan, olayı planlayanlar ve uygulayanlar şıppadak yakalanıyor! “Peki, daha önce aklınız neredeydi” diye sormak hakkımız değil mi?
AKP sayesinde güneyde
“sınırları belli, ancak gümrük kapıları olmayan bir Kürdistan devleti” adımı atıldı… Sözde PKK çekilirken Suriye sınırı da kevgire dönüştü. Bugün bu yöremizde 400 bin kadar Suriyeli yaşıyor, Hatay havaalanında asker giysili sığınmacılar dolaşabiliyor.
Birleşmiş Milletler nerede? KAAÖ nerede? Dünya jandarması süper güç ABD nerede? Türkiye’de ABD üslerine karşı çıktığı halde, değerli usta
İlhan Selçuk’un birkaç yazısını hiç unutmam! Selçuk, “Türkiye mademki KAAÖ’nün üyesi… O halde KAAÖ askerleri sınırımıza yerleştirilmeli ve PKK teröristlerine geçit verilmemeli!” diye yazmıştı.
Bazı yazarlar bu görüşe tepki göstermişlerdi. Bugün KAAÖ Malatya’da Kürecik’te radar üssü kurdu? PKK’ye ya da
Esad’a karşı mı yoksa İsrail’e destek için mi? Selçuk’un önerisi gerçekleşseydi, sınırımız böyle olur muydu? Cilvegözü, Reyhanlı olayları yaşanır mıydı?
Müslüman kanka Esad’ı bir çırpıda satan başbakanın bu siyasası
bumerang” gibi Cilvegözü ve Reyhanlı’da geri tepti. Şimdi de Başbakan kalkmış “Çözüm sürecini baltalamak isteyenlerin marifeti…” diyor, ABD’ye “kara ve hava harekâtı için ortam yaratmaktan” söz ediyor.
Dışişleri Bakanı
“Kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye cüret etmesin!” diyerek mangalda kül koymuyor. İsrail ne yapmıştı? Topraklarına yönelik bir saldırı gerçekleştiren Suriye’nin sivil hedeflerini değil, “Cemraya” askeri araştırma merkezini bombalamış, 42 ölü ve 100’ü aşkın asker kaybı verdirmişti…
Türkiye’nin savunmasından sorumlu bizim Genelkurmay şimdi ne yaptı?
“Gözünü kan bürümüş odaklar” açıklamasından sonra olayı “sert dille” kınadı... Anlaşılan savunmamızda son zamanlarda bolca kına tüketiliyor.

\n

ABD Ziyareti Ertelenmeli!

\n

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan perşembe günü bazı bakanlar ve yüz kadar işadamı ile Vaşington’a 15. kez gidecek.

\n

Anımsarsınız! Hocası Necmettin Erbakan ABD karşıtı idi. Sonrasında koltuğundan oldu. Beyaz Saray’da; cumhurbaşkanı, başbakan ve hatta dışişleri bakanı olmadan, sıradan bir insan olarak kim kabul edilmişti? Başbakan bu ilk, ABD ziyaretinden sonra Müslüman ülkelere bile karşı siyasası ile Vaşington’un dümen suyundan hiç ayrıldı mı?
Uluslararası diplomaside
“casus belli (savaş nedeni) tanımlamasına uygun, ama hiç dilemediğimiz bir ortamın yaşandığı şu günlerde, Başbakan yine Atlantik’i aşmaya hazırlanıyor. Başbakan bu geziyi kesinlikle ertelemelidir. Bu ertelemeye her ne kadar boş bavulları hazırlayan eşi ve kızları üzülecekse de en doğru karar bu olacaktır!
Başbakan’ın Reyhanlı olayı hakkında söylediği şu sözlere katılmamak elde değil:
“İçler acısı manzara karşısında susmaktansa, ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı kimliğimi şu kürsüye bırakır, çeker giderim!”
Nerede o günler?

\n

Yazarın Son Yazıları

Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020
Ayasofya (9)… 10 Temmuz 2020
Ayasofya 8... 7 Temmuz 2020
Ayasofya 7... 3 Temmuz 2020