Krizler, gelir ve servet dağılımı adaletsizliği, çevre kirliliği, gerçekleşmeyen öngörüler, sağlıklı gözlemlere dayanmayan teoriler, kaynak savurganlığı, haklı olarak iktisat bilimi hakkında kuşkular yaratıyor. Günümüzdeki görüntülere, sonuçlara karşın, iktisat aslında insancıl, toplumsal amaçlı bir bilimdir.
İktisatta iki temel kavram var. Kıtlık ve yarar. Bilinen kaynaklar, insan gereksinimlerini karşılamakta kıt olmasaydı, iktisat bilimi oluşmazdı. Herkesin dilediği şekilde tüm gereksinimlerini karşıladığı bir yaşam ortamında, kıt kaynakları nasıl kullanalım soruları da gündeme gelmezdi. Gereksinime göre kıtlık, iktisat bilimini doğurmuştur. Amaç, kıt kaynakları en verimli kullanarak gereksinimleri karşılamak, insanların yaşam düzeyini, yaşam kalitesini yükseltmektir. Bu amaç dikkate alındığında; “İktisat insancıl ve toplumsal amaçlı bir bilimdir” savı abartılı bulunmamalıdır.
Kıt kaynakları nasıl kullanalım da insanlar için en fazla yararı sağlayalım, fayda yaratalım? İşte iktisadın yanıtlanması gereken temel sorusu da budur.
Bu sorunun yanıtında farklı yaklaşımlar söz konusudur. Adam Smith’den bu yana egemen görüş; insanlar kendi çıkarını kollayarak en fazla yarar yaratırken, toplumsal açıdan da en fazla yararı sağlamış olurlar. Kişisel çıkar ile toplumsal çıkar bağdaşır. Gerçi Adam Smith, bazı hallerde kişisel çıkarın toplumsal çıkara ters düşebileceğini öngörmüştür.
Serbest pazar ekonomisinin paradigması da işletmelerde kârın ençoklanmasıdır (kâr maksimizasyonudur). Kârın ençoklanması, çoğunsanması, kaynakların en verimli şekilde kullanıldığını, en düşük maliyetle üretimin yapıldığını gösterir. Serbest pazar ekonomisi sanaldır; serbest pazar koşulları bir varsayımdır. Gerçekte böyle bir pazar yoktur, tam rekabet koşulları hiçbir pazarda sağlanamamıştır. Piyasalarda egemen rekabet şekli, eksik rekabettir. Bunun ağırlıklı örneği de az sayıda üreticinin egemen olduğu oligopol piyasalarıdır. Bu rekabet şeklinde kârın ençoklanması için üretimin en düşük maliyetle gerçekleştirilmesi şart değildir. Firmalar, piyasayı etkileme güçlerine göre kârlarını ençoklayacak fiyatları belirleyerek, üretim miktarlarını ayarlarlar. Kaldı ki muhasebenin maliyet ve kâr anlayışı ve hesabı ile toplumsal maliyet ve kâr anlayışı aynı değildir. Günümüzün muhasebe kuralları, kavramları, çevre kirliliği, topluma getirilen maliyetleri, yükleri gibi dışsallıkları hesaba katmaz. Toplumsal maliyeti çok yüksek olan işletmeler çok kârlı görülebilirler. Ayrıca açıklanan tablolarda kârlar ne derece gerçeği yansıtır, ne ölçüde makyajlıdır? Sözde kalan şeffaflık, sözde gerçekçilik de ayrı bir sorundur.
Kişilerin gerçek sağlıklı bilgi edinmeleri için çeşitli kurumlar oluşturulmuştur. Denetleme, denetim, kredi değerleme kuralları, uluslararası düzeyde araştırma yapan kurumlar. Denetim, denetleme, araştırmalar iktisadın temel amacı olan kaynakların insanların refahını artıracak şekilde kullanılmasına ne ölçüde katkıda bulunuyor? Bu bağlamda da ciddi kuşkular vardır. Neler gizleniyor, neler algılandırılmaya çalışılıyor? İrdelenmesi gereken sorulardır.
İktisat, çıkar hesapları nedeniyle uzun süre laahlaki, etik dışı olarak nitelendirilmiştir. Ancak günümüzdeki uygulamalara bakıldığında, yanlış öngörüler, kasıtlı, hatalı değerlendirmeler, çıkar beklentileri ile iktisat, etik dışı olmaktan da çıkıp gayri ahlaki, etiğe aykırı bir görünüş, izlenim yaratıyor. İktisat kandırma, yönlendirme, istismar aracı olarak kullanılıyor.
Ortaya atılan teoriler, büyük iktisatçı olarak nitelenenler, düzenleme, denetim, değerleme kurumlarını, insanların genel refah düzeyinin artışına, kaynakların toplum yararına kullanılmasına ne ölçüde katkıda bulunuyor diye irdelemek, sorgulamak gerekir.
Örneklere bakılacak olursa iktisat, toplumda egemen çevrelerin maddi, çıkar hesaplarını güden bir uygulama izlenimini yaratıyor. Halbuki iktisat bilimi, insanların genel gönencini (refahını) yükseltmeyi, hakça gelir ve servet dağılımını, kıt kaynakların toplumsal maliyeti en düşük düzeyde verimli kullanılmasını sağlamayı amaçlıyor. İktisat, teorisi ile de uygulaması ile de etik dışı, etiğe aykırı değil, toplumsal etiğe uygun olmalıdır.
İktisat Bilimi
Yazarın Son Yazıları
Mizansen, yarar sağlamak, kişi/ kişileri yanıltmak amacıyla önceden hazırlanan yapmacık düzen, tiyatro olarak tanımlanır.
Yargı, hukuk düzeninin sağlanması amacıyla devletin mahkemeler aracılığıyla yerine getirdiği işlevdir.
Ekonomide oluşan kısır döngüyü, çözümsüz süreci, “ekonomiye giriş” el kitaplarında yer alan bilgileri aktararak nedenleriyle açıklamaya çalışacağım.
Devletlerarası ekonomik ve politik amaçlı bir organizasyon olan BRICS, 1998 yılında Rusya Dışişleri Bakanı Yevgeni Primakov’un Rusya, Hindistan, Çin arasında diyalog grupları, forum toplantıları düzenlemesiyle, kısaltma adıyla “RIC” olarak kurulmuştur.
Devletin geliri, kamu hizmetlerini görmek, kamusal malları üretmek için gerçek ve tüzel kişilerden yasa ile topladığı para, vergi ve vergi benzerleridir.
İdeoloji, belirli amaç, görüş ve davranışların temelini oluşturan felsefi ve siyasal öğreti, fikirler sistemidir.
Emperyalizm, kapitalist sistemin varlığını sürdürmesinin gereği, olmazsa olmaz koşuludur.
Ekonomik kalkınma örnekleri olarak daha çok Çin, Güney Kore modelleri incelenirken Hindistan gündeme pek getirilmez.
Sorunlar, neden/nedenlerine doğru tanı konarak, nedenler ortadan kaldırılarak çözülür.
Teknik bilgim olmadığı için F-35, S-400’ler dahil ülkenin savunması ve dış politikasıyla ilgili sorular düğümleniyor.
Her yeni yıla girerken yılın mutlu, başarılı olması istenir, ümitle girilir.
İlke, bir alanda olayı tanımlayan temel kural, önerme, prensiptir.
Terör, bir iktidarı, bir gücü zorla kabul ettirmek amacıyla sistemli şekilde şiddet kullanma, yıldırma, korkutma, tedhiştir.
Enflasyon, en yalın tanımıyla arztalep dengesizliği nedeniyle fiyatların yükselme sürecidir.
Kuvayı Milliye, Milli Mücadele, bağımsızlık savaşımıyla eşanlı din motifli dış destekli karşı hareket başlamıştır.
Sosyal demorasi, halkın katılımıyla sosyal refahı, gönenci ençoklama; halkın egemenliği, özgürleşmesi amaçlı siyasal düzendir.
Kolonyalizm, sömürgecilik bir devletin kendi sınırları dışındaki ülkeler üzerinde hegemonya, egemenlik kurarak ideolojik, kültürel, siyasal, ekonomik baskılarla siyasal, ekonomik çıkar sağlamasıdır.
Ödemeler dengesinde “net hata noksan” kalemi...
Başlık Halkın Haberi renkli sunucusu Ekrem Açıkel’den esinleme; ama fikir Montaigne “Halk doğru olan çok şeyi bilmemeli; yanlış olan çok şeye inanmalıdır”.
Korku kültürü, bireyin; özgüvenini yitirmesine, söyleneni yapmasına, özgürce seçimini önlemeye, özsaygısından yoksunlaştırmaya, değersizleştirilmesine yöneliktir.
Trump’ın büyükelçi Barrack’a “Erdoğan’a meşruiyet verelim” talimatı, meşruiyet tartışmasına yol açtı.
Bilgilendirmede amaç, kamuoyunu aydınlatma, bilgi eksikliğini, oluşan veya oluşturulmak istenen bilgi kirliliğini gidermektir.
İttifak, tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmez.
Planlı kalkınma
Önerilerde bulunurken geçmişte yaşanan olaylardan, deneyimlerden ders alarak gelecekte olabilecek kötü gelişmelerden kaçınmak, uyarıda bulunmak gerekir.
Planlanan, vaat edilen büyük işlerden, söylemlerdense yapılan ufak işler daha yararlıdır.
Çözüm için soruna doğru tanı koymak, amacı belirlemek, süreci amaç doğrultusunda ilerletmek gerekir.
Ekonomi politikasının ana amaçlarından biri de gelirin yeniden dağılımı, dağılımın eşitlikçi yöne evrilmesidir.
Barışçıl, eşitlikçi, gönenç düzeyi yüksek, doğası, çevresi korunmuş bir kürede yaşamak olanaklı ve hedeflenmiş iken savaşların sürdüğü, yoksulluğun, açlığın yaygınlaştığı, haksızlığın arttığı çevrenin, doğanın sürekli kirletildiği, ortalama yaşam kalitesinin düştüğü bir kürede yaşıyoruz.
Barışçıl, güvenli, insan kaynağı gelişmiş, eşitlikçi, çevre ve doğal kaynakları korunmuş bir dünya hedeflenirken iklim krizine girmiş, çevresi, doğası giderek kirlenen, açlığın, yoksulluğun yaygın olduğu, eşitsizliğin, şiddetin arttığı, kuralsız, düzensiz, güvenli olmayan bir dünyada yaşıyoruz.
Birleşmiş Milletler’e üye ülkeler, 2000 yılında yeni girilen döneme ilişkin sürdürülebilir kalkınma hedeflerini kabul ettiler.
CHP’li olabilmek, CHP etiketi taşımayı değil, etik değerlere, niteliklere sahip olmayı gerektirir.
Ülkede barış, terörsüz Türkiye mottosu ile de bezenmiş bir BOP (GOP) kurgusu sahneleniyor.
Kolonyalizm, sömürgecilik döneminde kolonilerde başat sömürgeci güçlerle işbirliği yapan...
2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde, yine parti örgütünün onayı olmadan, Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu tarafından biraz da gayri ciddi şekilde kürsüye çağrılarak resen aday ilan edilmiş; İnce seçimde genel merkez tarafından desteklenmediği yakınmasıyla partiden ayrılmıştır.
Ekonomi politikasının başarısı tartışmalarında başarısızlık kanıtı cari işlem açığı.
ABD’nin BOP (GOP) kapsamında Irak ve Suriye’yi hallettikten sonra güncel olarak İran, ardından da sıranın Türkiye’ye geleceği yorumları yapılıyor.
Ekonomik kalkınma, büyüme konusuna odaklanıldığında ağırlıklı olarak yatırım, sermaye birikimi, finansman, teknoloji gündeme getirilir.
Klasik iktisat öğretisinde faiz etkili araçtır...
Bir ekonominin kalkınma aşamasına geçmeden önce gayri safi yurtiçi ve milli hasılasının (GDP-GNP) artması gerekir.