Öztin Akgüç

Sınaileşme Stratejisi İthal İkamesi

14 Eylül 2014 Pazar

24 Ocak 1980 kararlarına, özelleştirmeye, AB ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’na, neoliberal politikalara karşı çıkan, Türkiye’de ekonomik sorunların daha da derinleşeceğini öngörenlerden biri olarak, gelişmelerin öngörüleri doğruladığını düşünüyorum.
Boş övünmelerini ve çıkar amaçlı içeriksiz öngörüleri bir yana bırakarak Türkiye’nin günümüzdeki ekonomik profilini çizmeye çalışayım. Türkiye;
(i) Dünyada ekonomik kırılganlığı en yüksek ülkeler grubunda yer alan; (ii) 1980’li yılların başlarında dış borcu 15 milyar USD dolayında iken günümüzde dış borcu 400 milyar USD’ye ulaşmış, borç yükü ağır; (iii) 1980 yılından bu yana tek bir yıl dahi dış ticaret dengesi sağlayamamış, ihracatı ithalatının ancak üçte ikisini karşılayabilen; (iv) enerji, aramalı, sermaye malı ithalatı olarak dışa bağımlı, ekonomik büyüme için stratejik girdileri dışarıdan satın almak zorunda olan; (v) sınaileşmesi yavaşlamış hatta durmuş, imalat sanayisinin GSYH içindeki payı giderek azalan; (vi) montaj ağırlıklı üretime dönüşmüş, katma değer yaratamayan sanayi yapısı olan; (vii) istihdam yaratamadığı için işsizlik oranı yüzde 10’un altına düşmeyen, (viii) enflasyon hızı yüksek, (ix) büyüme hızı yavaş ve giderek de yavaşlayan, durgunluk içinde enflasyon sürecine girmiş bir ülke konumundadır.
Kısır döngüleri olan, kırılgan, dış ayartılarla yönlendirilen bir ekonomiyi yanılgılardan kurtarıp yeniden kalkınma sürecine girmesini sağlamak için çaba ve özveri göstermek gerekiyor.
Türkiye gibi büyük ülke özellikleri gösteren bir ekonomi için, ithal ikamesi, ithal edilen malları yurtiçinde üretmek, daha sağlıklı bir sınaileşme stratejisi olarak görülmektedir. İthal ikamesinin üstünlükleri şöyle özetlenebilir:
? İthal ikamesi, ödemeler dengesi sorununu çözmek için daha güvenli bir yoldur. Ülkede ürettiğiniz mal ve hizmetler ekonominin gereksinimine uygundur. Ürettiğimiz malları ihtiyaç duyduğunuz mallara dönüştürmek için dış pazarlara, dış pazarların heves ve diktelerine uyma zorunluluğu yoktur.
? İthal ikamesiyle ülkenin üretimi, üretim yapısı ile tüketim gereksinimi, tüketim kalıpları arasında tam bir uyum sağlanır.
? İthal ikamesi üretimde darboğazlardan, zaman zaman aşırı kapasite oluşmasından kaçınılmasına olanak sağlar.
? İthal ikamesi büyük bir ekonomide yeterli iç talep nedeniyle, ölçek ekonomilerden yararlanma olanağı sağlayan büyük kapasiteli tesislerin kurulmasını ekonomik kılar.
? İthal ikamesinin ekonomide yarattığı ileri ve geri etkiler, yeni endüstrilerin kurulmasına, faaliyet alanlarının oluşmasına elverişli ortam yaratır.
? İthal ikamesi endüstrileri zamanla yeterli büyüklüğe ve deneyime, birikime ulaştığında ihracat endüstrilerine dönüşür. İhracat endüstrilerinin büyük bir bölümü başlangıçta ithal ikamesi amaçlı kurulmuştur.
? Endüstriler arası dengeli büyümeyi sağlar.
Türkiye, enerji, aramalı, sermaye malı ithal ettiğine göre gereksinimlerini yurtiçinde üretmeye yönelmelidir. Büyük bir bölümü yabancı sermayeye eklemlenmiş özel kesimin, bu tür yatırımları gerçekleştirmesi olanağı, finansal açıdan da yoktur. Teşviklerin yapısal değişim doğurmadığı, israfa yol açtığı, dengesizlikler yarattığı, deneyimlerle kanıtlanmıştır.
Kamunun, dengeli büyüme, ekonominin gereksinimlerinin yurtiçi üretimle karşılanmasını sağlamak için üretici olarak da ekonomik yaşama girmesi gerekmektedir.
Ülkede tasarruf azlığı diğer bir engel, darboğazdır. Aşırı borçlu hanehalkından, kaynak yaratamayan özel işletmelerden, sürekli açık veren sosyal güvenlik sisteminden tasarruf artışı beklenemez. Tasarruflar ancak kamuda vergileme ve gösteriş harcamalarından kaçınmak yoluyla sağlanabilir.
Türkiye artık çıkmaz sokakta daha ileri gitmemelidir. Hatadan ne kadar hızlı geri dönülebilirse maliyeti o kadar daha düşük olur. 


Yazarın Son Yazıları

Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020